• $7,4346
  • €9,001
  • 439.156
  • 1467
16 Şubat 2011 Çarşamba

Ergenekon usulü taze fasulye

Annemi kaybettiğimden beri 'ev yemeği' nedir bilmez oldum. Yazı yazmaktan arta kalan zamanını mutfakta geçiren, bir gün bütün bu işleri bırakıp aşçı olmayı hayal eden biriyim. Buna rağmen Türk mutfağı, ev yemekleri konusunda çok zayıfım.
Yemek yapmayı kitaplardan öğrenen biri için Türkiye'de hemen hemen her ailenin evinde pişen tarifleri öğrenmesi imkansız. Bizde bu reçeteler kulaktan kulağa aktarılıyor; kimse standart ölçü kullanmadığı için de tadı aşçısına göre değişiyor. Ve tarifler yazılmıyor.
Kendimce, blog'lardan Türk yemekleri öğrenme denemeleri yapıyorum bir süredir. Biraz da yol kat ettim sayılır.
Bir-iki hafta oluyor herhalde; taze fasulye aldım. Mevsimi olmadığını biliyorum, ama canım çekti. Etli taze fasulye, yanında pilav. Pilavı da tutturamıyorum bu arada.
Bir pazartesi akşamıydı. Mutfağa girdim.
O sırada Soner Yalçın aradı. 'Napıyorsun, neredesin' diye sordu.
'Gel, evdeyim' dedim.
Kısa süre önce benim evimin çok yakınına taşındı, o yüzden daha fazla birbirimize uğrar olduk.
Ben mutfakta yemek pişirirken o da bilgisayarda e-mail'lerine falan bakıyordu.
Bu arada ben homurdanıp duruyordum. Çünkü fasulyeler bir türlü pişmiyordu. Blog'daki tarifte verilen süreyi kat be kat aşmış ama fasulyeler yumuşamamıştı.
Soner Yalçın bu işlerden hiç anlamaz, en temel mutfak bilgisi bile yoktur. Buna rağmen o gün 'Düdüklü tencerede pişirmen gerek' dedi. Şaşırdım, ardından da güldüm. Bir yerden duymuş, aklında kalmış.
Hatta yeni evine de düdüklü tencere alması gerekiyormuş, ama bin TL civarı mıymış ne...
'Hadi canım bin TL olur mu' dedim.
'Vallahi o kadarmış' dedi.
Fasulyeler biraz daha pişti, artık tahammülüm kalmadığında da kapattım altını. Biraz dinlendirdikten sonra yemeğe başladık. Bazıları tam yumuşamamış, hala sertti.
'Galiba düdüklü gerekiyor' dedim.
'Söylüyorum sana dinlemiyorsun' dedi.
Amazon'dan 'pressure cooker' aramaya başladım, 'ABD'de daha ucuzsa oradan getirtelim bari' diye...
Düdüklü tencere muhabbeti biraz daha sürdü.
Bir ara Soner Yalçın kendisi ve arkadaşları hakkında sürekli hurafeler üretenler hakkında 'Başkaları da bizi Ergenekon hakkında konuşuyor, darbe planlıyor zannediyor oysa baksana düdüklü tencere üzerine konuşuyoruz' dedi. Kahkahalarla güldük.
Soner Yalçın, asosyal bir adamdır. Evinden çok çıkmaz, çıktığında gittiği yerler bellidir. Hayatı önceden planlıdır; hangi gün ne yapacağı nettir. Cumartesileri oğlunu tenise ve yüzmeye götürür... Perşembeleri yazı yazar... Salıları Cavit'te buluşuruz... Bu kadar ortadadır hayatı.
Evdeyken kitap okur durur. Notlar alır...
Pek sosyalleşmediği için, yazdığı kitaplardan yola çıkarak hakkında sürekli belli mitolojiler oluşuyor. Hayal gücü geniş cahiller tanımadan, bilmeden komplo kurup durur hakkında.
Bir keresinde 'Ben bizi dinliyor olmalarından memnunum' demişti, 'En azından böyle tanıyorlar, kim olduğumuzu anlıyorlar.'
Dün gazetelere baktım, Yalçın Küçük'le konuşmalarından bahsediyorlar.
Ben söyleyeyim, son altı aydır Yalçın Küçük'le konuştuysa 'kerhen' konuşmuştur. Çünkü özellikle Küçük'ün yeni çizgisiyle odatv.com'u bağdaştırmak istemiyordu. Yalçın Küçük de sürekli son zamanlarda Soner Yalçın'dan, odatv'den şikayet ediyordu.
Prof. Küçük istiyordu ki CHP'yi eleştirsin, Kemal Kılıçdaroğlu ve yeni ekibe çaksın mesela... Oysa odatv.com daha yeni filizlenen harekete kredi tanınması gerektiğine inanıyordu. Ve Küçük'ün yazılarını çok seyrek basar olmuştu.
Bu son zamanlarda ortaya çıkan fikir ayrılıklarından sadece bir tanesi...
Telefonlarımız dinleniyor, Yalçın Küçük'ün bana odatv.com'u ve Soner Yalçın'ı kötülediği konuşmaları da kayıttadır herhalde.
Bakalım, hukuk varsa ne nedir ne değildir çıkacak ortaya. 'Varsa' kelimesinin özellikle altını çiziyorum.

Başın öne eğilmesin
Öfkelenmeyİn, kızmayın, onlara tepki bile göstermeyin. Küfür bile etmeyin, değmez. Ne nefret edin, ne sevin: Herhangi bir hissiniz olmasın onlara karşı.
Ne oldukları, ne işe yaradıkları belli çünkü.
Bu çocuklar her şeye çok kolay kavuştular... Bir yerlerden, belli süreçlerin sonucunda kolay konum elde ettiler...
Minibüsçü çocuklar, cici kızlar, kullanışlı tetikçiler, bavulcular, papağanlar, fotokopiciler...
Hepsi çok cahil. Hepsi yetersiz.
Ve hepsi dönemsel.
Bir tür akraba evliliği onların gazeteciliği de: Birbirlerini gaza getiriyorlar. Kocası dikte ediyor, karısı yazıyor. Abisi söylüyor, kendisi yazıyor. 'Şebeke' yolluyor, fotokopici kitap yapıyor.
Her şey bu kadar basit işte onlar için.
Merak etmeyin... Bunlar da gelir geçer... Kimler geldi kimler geçti... Mezarlıklar 'vazgeçilmezim' diyen insanlarla doludur...
Çok değil, sadece birkaç sene içinde bu insanların da gözümüzün önünden yok oluşunu göreceğiz... 'Abi beni affet' diye kapımıza dayanacaklar. 'Ben tövbekarım' diye iş isteyecekler. 'Ne olursun yardımcı ol' diye dilenecekler.
Hatta bugün tapındıklarının bütün kirli çamaşırlarını dökmek için 'itirafçı' bile olacaklar.
O gün de gelecek.
Ama o gün bu medya onları 'geçici olarak kullanmak' için bile tutmayacak.
Siz hiç merak etmeyin.

Yalçın Küçük'ün altı derecesi
YalçIn Küçük, Turgut Özal'ı tanıyordu... Turgut Özal da baba Bush'u... Baba Bush da oğlu W'yu doğal olarak. O zaman George W. Bush kesin Ergenekoncu'dur. Hatta belki bir numarasıdır!
Pardon, W da Obama'yı tanımıyor mu?
Obama da CIA'in başını... CIA'in başı da eski ajan Graham Fuller'ı... E Graham Fuller de 'Hocaefendi'yi...
İşler karışıyor galiba.
Dünya üzerinde herhangi birine altı adımda ulaşma teorisini duymuşsunuzdur: Six degrees of separation.
Aklınıza kim gelirse onunla tanışmak sandığınızdan daha kolay. İlla ki hedeflediğiniz kişiyi tanıyan biri vardır; ya da tanıyan birini tanıyan bir başkası...
Bazı gazeteciler Yalçın Küçük'ü, Bedrettin Dalan'ı, Doğu Perinçek'i tanımanın bir 'suç' olduğunu iddia ediyor ya...
'Altı derece' teorisinden yola çıkıyorlar herhalde.
Taraf gazetesine, bu gazetenin yöneticilerine istendiğinde kaç adımda ulaşıldığını hiç sorgulamayacağım bile!

<p>24 TV Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel, Ankara'nın gündemini ve siyasette yaşanan son gelişmeleri

Restoran ve kafelerde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sivas'ta tıra arkadan çarpan ambulanstaki hemşire öldü, şoför yaralandı

Yıldırım çarpmasının vücutta bıraktığı ilginç izler