• $ 5,8051
  • € 6,4636
  • 278.998
  • 97886.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Birinci Cumhuriyet Apartmanı, No: 14

YouTube bağımlılık yapıyor. Geçenlerde 'Bizimkiler' dizisinin eski bölümlerinden parçalar izlemeye başladım, saatlerce başından kalkamadım. Tam üzerine bir de Küf Projesi'nin yaptığı 'Ben sosyal alkoliğim Sevim' sloganlı Cemil Bey posterine denk geldim.
Dün de Ahmet Hakan köşesinde 'Bizimkiler'den bahsediyordu.
Yoksa bir 'Bizimkiler' dirilişi mi yaşanıyor?
80'lerden 90'lara televizyon izleyen hemen herkesin ezbere bildiği bu dizi yayınlandığında bugünkü tabirle 'seküler elitler'in arasında yaşadığımdan 'karşı mahallede' üzerine dönen tartışmalardan haberdar değildim. Ahmet Hakan'dan öğreniyorum: O yıllarda 'Dizide neden hiç dindar yok' diye epey konuşulurmuş meğerse...
'Bizimkiler' bir Türkiye mikrokozmosuydu.
Tam da ekonomik olarak da dönüşmenin öncesindeki geçiş dönemi Türkiye'si, birinci Cumhuriyet'in en kuvvetli yıllarının yansımasıydı...
O yıllarda da Türkiye'de halkın yine yüzde 98'i Müslüman'dı.
Hatta 'Bizimkiler'in pek çok karakteri için inançlı da denebilir. Mesela Almancı Davut tipik bir Türk-İslam sentezi muhafazakarıydı. Eşinin Ulrike olan adı Ulviye'leşmiş ama başı açıktı.
Dizinin nispeten muhafazakar karakterleri kapıcı Cafer'in etrafında örülüydü. Eşi ve eşinin ailesinde kadınlar başörtülüydü ama 'Şulebaş' modeli değil, daha çok Anadolu'da o yıllarda alışık olduğumuz Ayşe Sucu'ya yakın benzeri bir bağlama şeklini benimsemişlerdi.
Bugünkü standartlara ve Ahmet Hakan'ın o zamanki mahallesine göre belli ki 'yetersizlerdi.' Çünkü kısaca '11 ay içki içerim, bir ay oruç tutarım' modeli bir dindarlık anlayışı vardı 'Bizimkiler'de.
Ama o zamanlar Türkiye'nin 'çoğunluğu' da böyle değil miydi?
'Bizimkiler' sadece 'yeteri kadar dindar' karakterden yoksun değildi; Kürt ve Alevi kimliklerine de vurgu yoktu.
Ama diyorum ya o yıllarda Türkiye öyleydi.
Yıllar içinde değişen sadece etnik kimlikler, dini yorumlayış olmadı bir tek. Aynı zamanda apartman hayatı da baştan sona yeniden şekillendi.
'Bizimkiler' sakinlerinin oturduğu Anadolu Yakası'ndaki o apartman şirket sahibiyle emekliyi, horoz dövüşçüsüyle terziyi, doktorla nalburu aynı binada barındırıyordu.
Yeniköy'deki Balyan Yalısı'nda doğan Zeynep Fadıllıoğlu evlerinin bahçe duvarları olmadığı, bütün mahallenin çocuklarının, yalıda oturanlarla kapıcıların birlikte büyüdüğünü anlatır.
Biraz böyle bir Türkiye'ydi işte 'Bizimkiler.'
Siyasi çeşitlilik de vardı, bugünkü gibi her iki kişiden biri tek partiye oy vermiyordu.
Mahallelerin yaşam tarzına etkileri bugün, eskiye kıyasla daha belirleyici bana kalırsa.
İstanbul'da bir yanda Beyaz Türkler belli semtlerin, sitelerin, rezidansların dışına çıkmaz oldu.
Dönüşen sermaye ise lüks villalarda korunaklı hayatlar yaşıyor. Şık iftar davetleri sonrası yapılan sohbetlerde barkovizyona yansıyan 'hayır işi' görüntülerini topluca izlemeler, Faruk Malhan'ın tasarladığı ince belli bardaklarda içilen çaylar, nargilecilerin önüne çekilen gençlerin CLS model Mercedes'leri, büyük paralara satılan kapalı devre kermes davetiyeleri, kurban bağışları gibi bambaşka bir hayat var eski Türkiye'nin sakinlerinin görmediği.
Eskiden herkes aynı apartmanda bir potada erir gibiydi, şimdi herkes kendi yaşam tarzını empoze etmeye, edemeyince de çareyi gettoda buluyor.
İki mahalle arasındaki geçişkenlik hemen hemen hiç yok.
Aslında buradan yola çıkarak 'Dizilerde neden türbanlı yok' tartışmasına ucundan kıyısından bulaşmayı umuyordum.
Ama tıpkı Türkiye gibi, bu yazı da kuruluş amacıyla vardığı yer açısından farklı bir durağa vardı sanırım.

'Bizimkiler' seçmen profili
- Şükrü Bey: İşadamı ama geçmişte sosyal demokrat eğilimleri vardı sanki... Tipik bir üst-orta sınıf babasıydı... Bugün zengin olmuş, 'Ekonomi iyi gidiyor' diye AKP'ye oy vermişti büyük ihtimalle... Eşi Nazan kesin 'endişeli modern'di...
- Cemil Bey: Pencere muhalifi... Herkese ve her şeye itiraz ederdi... İçkiye yapılan zamlar canın sıkardı illa ki... Acaba bugün Ergenekon'dan Silivri'de mi yatardı...
- Katil Yavuz: Eskiden merkez sağı da, merkez solu da tercih edebilecek, ortada bir izlenim verirdi. 'Vatandaş konuşacak' diye dayılanırdı. Bugün Erdoğan'la özdeşleşme yaşardı sanki... 'One Minute'ten sonra hiç tartışmasız 'Dünya lideri' diye mührünü basardı.
- Tak-tak Sedat: Tipik bir 'her devrin adamı' o yüzden bugünkü eğilimi de belli. Yancı, oportünist ve ilkesiz... Rüzgar kimden esse ona yönelir... Bugünkü iktidara da destek verir, yarın başkasına da... Ne ilginç ki bu karakteri canlandıran Salih Kalyon bugün Silivri Çadırı'nın en öncü muhaliflerinden biri.
- Halil Pazarlama: Muhafazakardı hep, gizli Erbakan'cıydı sanki... Son seçimde gönlü Saadet'te olsa da eli AKP'ye gitmiştir...
- Kapıcı Cafer: Acaba köşeyi dönmüş müydü? Voli vurmuş muydu? Şimdi 'işadamı' diye anılıyor mudur? Karpuzun göbeğini yiyenlerdendir büyük ihtimalle.
- Yönetici Sabri Bey: Emekli asker-apartman yöneticisi stereotipinin en güzel uyarlaması eskiden Ecevit'çiydi sanki. 12 Eylül'e laf söyletmez. Elektrikleri kapatır, para hesabı yapar, tutumludur... Bugün Kemal Kılıçdaroğlu'na laf söyletmez, dürüstlüğü hoşuna gider ve apartmanda yine yalnız kalırdı.
- Dummkopf Halis: Onca baskı, Türkçü babaya tepki ve hor görmenin sonunda 'dağa' çıksa über-fantastik olmaz mıydı? Yumuşak yumuşak... 
- İbrikçi-Şair: Bu ikisini anlamak mümkün değil pek... Aynı evde oturan iki erkek... Hep bir 'esmerden' bahsediliyor ama hiç kadın görmüyoruz. Biraz 'çift' gibi havaları vardı, paraları yoktu ama 'zengin' gibi görünmeyi severlerdi. Şair ne tam şairdir, ressam ne tam ressam... Sanki 'Yetmez ama evet'çi gibi bir havaları vardı.
- Tahtakafa: Dizinin hor görülen, yan karakterlerinden biri... Beyaz Türk, kibar bir Cumhuriyet yaşlısıydı... İstikrarlı çizgisini bozmaz, CHP'ye bugün de oy verir ama ağzını açmaya kalktığında her zaman olduğu gibi susturulurdu.

Wikipenis
Serdar Turgut'un eski Amerikan Başkonsolosu Sharon Wiener'a söylediklerini WikiLeaks belgelerinden okuyalım:
- Ülkenin geleceğinden endişe duyuyorum...
- AKP ülkeye İslami düzen getiriyor...
- Ordu henüz tehlikenin farkında değil, fark ettiklerinde de nasıl boğuşacaklarını bilmiyorlar...
- İslam'ın hiç ılımlı tarafını görmedim, Ilımlı İslam kavramına inanmıyorum...
- AKP, Türkiye'yi İslami yörüngeye sokacak. İran'da ne olduğuysa Türkiye'de de aynısı yaşanacak...
- Oğlum Amerikan vatandaşı olduğum için şükran doluyum...
Medya mezarlığına gömülüp arada kafasını çıkartmaya çalışan Rana'nın kocasının sürekli alçalıp, başkalarına küfrederek kendisini temize çekme çabalarını bu sızıntıları okuduktan sonra daha iyi anladım.
Ne tesadüf ki kendisinin ultra yalaka yazıları ve bana köşesinden ettiği küfürler de 'Bilgin olsun' notuyla bu sızıntıyı ona yolladıktan hemen sonra geldi. Belli ki eli ayağı birbirine dolanmış!
Umarım Cemaat gezisinden sonra seyahat arkadaşlarıyla ilgili bana söylediği ağza alınmayacak sözleri, hani çıplak ayaklı erkekler ve piknik yapmak üzerine gözlemlerini, yine çenesi düşüp orada burada anlatmamıştır.
Zira kablolar unutmuyor, yine bir yerine dolanmasını istemem.

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Acun Ilıcalı Gel Konuşalım programına konuk olduğu sırada O Ses Türkiye´nin perde arkasında yaşan

Acun´a Attığı Mesaj Sonrası Şeyma Subaşı´ndan İlk Açıklama Geldi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Fenerbahçe: "Biz de şampiyonluklarımızı istiyoruz"

Muğla'da 3 kilogramlık mantar bulundu