• $13,8065
  • €15,652
  • 789.071
  • 2046.24
11 Kasım 2021 Perşembe

Türk dizilerinin Türklüğü keşfi

Türkiye dünyada en çok dizi ihraç eden ikinci ülke. Latin Amerika'dan Avrasya'ya; Balkanlar'dan Ortadoğu'ya son yıllarda Türk dizileri fırtına gibi esiyor. Bu dizilerin önemli bir kısmının Türkiye'nin yumuşak gücü olmaktan uzak olduğundan, Türk kültürünü ve kimliğini temsil etmekten aciz ve yabancılaşmış olduğundan önceki yazılarımda bahsetmiştim.

Lâkin Türk kültürünü, tarihini, medeniyetini tüm görkemiyle anlatmaya çalışan Türk dizilerinin de son yıllarda ortaya çıktığını ve Venezuela'dan Pakistan'a kadar pek çok ülkede devlet başkanından sokaktaki insana büyük bir etki bıraktığını söylememiz gerek. O kadarki bu kapıyı ilk açan dizilerden biri olan Diriliş: Ertuğrul dizisi setini Venezuela lideri Maduro gelip ziyaret etmişti.

Dahası İngiliz medyası Hindistan'da Hindu radikallerle Müslümanlar arasında artan gerilimin her iki toplumun dizi izleme pratiklerine de yansıdığını haber yapmış, Hinduların Fauda, Müslümanların da Diriliş: Ertuğrul dizisini birbirlerine karşı adeta bayraklaştırdığını yazmıştı.

Bu durum aslında çok önemli birkaç netice ortaya koyuyor. Birincisi sadece Batılılaşmış yaşam tarzlarının, gerçek hayattan kopuk birtakım yozlaşmış modern elit 'aşk'larının çok izlendiğine dair varsayım çürütülmüş oluyor. Tarihi şahsiyetlerin ve hadiselerin yeniden kurgulanmasından oluşan yapımların modern hikâyelerden bile daha çok izlendiği ortada.

İkincisi Türk kültürü ve tarihine yönelik hikâyelerin yabancı izleyici tarafından izlenmeyeceği iddiası da çürüyor. Çünkü tam tersine dünyada artık özgün hikâye ihtiyacı bulunuyor ve Batı'nın hikâyeleri fazla tüketildiği için bu özgün hikâyeler Batı dışı toplumlarda aranıyor. Son yıllarda Kore, Japonya, Hindistan ve Nijerya sinema ve dizilerindeki yükseliş de biraz bununla alakalı. Elbette Türk kültürü ve tarihi özgün hikâyeler bakımından fazlasıyla zengin.

Üçüncüsü küfür, uyuşturucu ve pornografi olmadan da yüksek reytinglere ulaşılabildiği görülüyor ve bunun tersini iddia edenlerin iddiaları da çürümüş oluyor.

TRT'nin 'Tarihî' rolü ve Alparslan dizisi

Tabii bir de meselenin 'biz' boyutu var. Türk dizi sektörü nasıl küresel kültürel hegemonyaya meydan okuyorsa; çok uzun süre boyunca millî kültürden ve tarihten kopuk üretim yapan, tarihimize, özellikle de Selçuklu – Osmanlı dönemi Türk tarihine yönelik karartma uygulayan bir kültürel hegemonya gerçeğimiz de var. Bu kültürel hegemonya ideolojik etiketi ne olursa olsun Batıcı bir kültürel hegemonya ve küresel hegemonyanın bir uzantısı. İşte bu kültürel hegemonyaya karşı Osmanlı ve Selçuklu temalı dizilerin (istisnalar hariç) baskın olabilmesi ancak 2010'ları bulabildi. Bu aynı zamanda iç ve dış politikada Batıcı vesayetin çökertildiği tarihlere de tekabül ediyor.

İşte bu vesayetin çökertilmesinde ve Türk tarihine dair dizilerin güçlü yapımlarla yayınlanmaya başlamasında TRT'nin çok önemli rol üstlendiği bir gerçek. Diriliş: Ertuğrul, Payitaht: Abdülhamid, Filinta, Uyanış: Büyük Selçuklu, Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı ve son olarak da Alparslan: Büyük Selçuklu dizileri yeni bir dönemi, Türk milletinin unutturulan tarihiyle buluşturulmasını sağladı. Özellikle Alparslan'ın büyük bir reyting başarısıyla ve kaliteli bir yapımla yayına girmesi takdire şayan.

Millî mi küresel mi?

Siyaset ve ekonominin yanında, milletlerarası mücadele alanlarından biri de kültürdür. Küresel pazarlara iş yapmak için 'Batılı tarzda ve kültürel normlarda bir iş yapmanın zorunlu olduğu', fikri, bunu da 'evrensellik' diye anlatma hali uzun süre kültürel hegemonyanın en temel söylemiydi. Nitekim onlara göre Batılı olan küresel, Türk olan yereldi. Ama unuttukları şey şu: Kendi değerlerinden, kimliğinden beslenmeyen, organik ve millî olmayan kültürel üretimler yerel düzeyde sorun yaşayacağı gibi küresel rekabette de sorunlar yaşar. Çünkü artık dünyada otantik olana, özgün hikâyelere, millî kültür ve geleneklere dair bir ilgi ve merak var. Artık yüzyıllardır hegemonik olan Batı'nın dili Batılıların bile ilgisini eskisi kadar çekmiyor.

<p class='MsoNormal'>Eda Cabul sordu, Hukukçu Cüneyd  Altıparmak cevapladı.</p>

FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?

Sünnet Gölü'nde yüzlerce ölü balık kıyıya vurdu

Severek tükettiğiniz besinlerin az bilinen zararları

Samsun'da kaybolan 130 küçükbaş hayvanı drone ile bulunan çiftçinin sevinci