• $13,6631
  • €15,2337
  • 788.992
  • 2018.17
20 Aralık 2021 Pazartesi

Sosyal devlete karşı sermayenin sözcüleri

Geçtiğimiz günlerde açıklanan asgari ücret zam oranı son 50 yılın en yüksek reel zam oranı olarak tarihe geçti. Üstelik yaklaşık yüzde 50'yi geçen bu artış hemen herkesin beklentisinin ve hatta talep ettiğinin bile üzerinde gerçekleşen bir artıştı.

Dünyada pandemi döneminin ekonomik sarsıntılarının yaşandığı, üretimin, tedarik zincirlerinin ve özellikle de emeğin ciddi sorunlar yaşadığı bir dönemden geçtik, geçiyoruz. İşsizliğin arttığı, zenginin daha zenginleştiği, emekçinin zorlandığı bu dönemde yapılan bu tarihi artış Türkiye Cumhuriyeti'nin sermayeye karşı emeğin hakkını bir sosyal devlet olarak koruma iradesini de ortaya koyuyor.

Bu tarihi artışı bazı siyasetçilerin yaptığı gibi senelik enflasyonun yüzde 100'ü geçtiği yıllarda yapılan artışlarla kıyaslamanın ise yanlışlığını vurgulamaya gerek yok. Bu yüzden 'reel artış' kavramına dikkati çekmek bile yeterli.

ASGARİ ÜCRET KARŞITI PROPAGANDALAR

Asgari ücrette artış oranı daha açıklanmadan belli odaklar bazı propagandalara başladılar. Asgari ücretin artmasının aslında enflasyondan dolayı bir şey ifade etmeyeceğini iddia ederek asgari ücret artışını itibarsızlaştırmaya ve bu artışa karşı çıkmaya çalışan sermaye tarafından fonlanmış bazı sözde akademisyenler bu noktada ilk pozisyon alanlar oldu. Falım sakızının içinden çıkan sözlerden ileri gitmeyecek sloganik lafları tekrar edip, tek kelime iktisadi analiz yapmayan, söyledikleri "damlaya damlaya göl olur"dan ileri gitmeyen adamların sözlerinin bu kadar dikkate alınmasının sebebi ise ancak herhalde propagandistliğini yaptıkları ve fonlandıkları "büyük sermaye networkleri"nden kaynaklanıyor olabilir.

Asgari ücretin açıklanmasından sonra ise, asgari ücreti "nasıl olsa 3500 TL civarından fazla açıklayamazlar" beklentisinde olan pek çok muhalif çevrede büyük bir şaşkınlık ve suskunluk yarattı. Ana muhalefetin bile bu rakamı takdirle karşılaması ise uzun zamandır eşine çok rastlanır bir görüntü değildi.

Sonrasında ise bu çevrelerin imdadına kur artışları ve TL'deki değer kaybı yetişti. Hemen asgari ücretin döviz karşılığı üzerinden geçtiğimiz yıllara göre kıyaslamalar başladı. Tabii bu kıyaslamalarda bazı temel yöntem yanlışlarının yapılması ise gözlerden kaçmıyor. Birincisi gelirler döviz üzerinden hesaplanıyor ve kıyaslanıyorken; doğalgaz, benzin, elektrik gibi temel giderlerin de döviz üzerinden hesaplanıp kıyaslanması gerekmektedir. Aynı ülke için yıllar içindeki değişimi gösteren kıyaslamaların yapılması ancak böyle anlamlı olacaktır. İkincisi ülkeler arası yapılacak kıyaslamalarda en temel iktisadi gösterge olan satın alma paritesinin dikkate alınması lazımdır.

EMEĞİN SAĞI, SERMAYENİN SOLU

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda ilk sözün sermayeden önce emeğin sözcüsü olan sendikalara verilmesi çok önemlidir. Türkiye bir sosyal devlet olarak asgari ücretten vergiyi kaldırarak yıllardır konuşulan şeyi gerçekleştirmiş, dahası sermaye/işveren kesimi üzerinde de etkili bir müzakere ile asgari ücret için tarihi bir artış yakalamıştır. O kadar ki sendikaların müzakere için belirlediği alt sınırın bile üzerinde bir rakama ulaşılmıştır. Bunu da "sağ" olarak bilinen ama esas itibarıyla da işçi sınıfının, köylülerin ve yoksulların desteklediği Cumhur İttifakı'nın gerçekleştirmiş olması sınıfsal taban olarak da siyasal misyon itibarıyla da uyumludur.

Buradaki tuhaflık ise bu süreçten sonra kendisine "sol" diyen partilerin Türkiye'nin büyük sermayesine yaptığı 'müdahale çağrı'larıdır. Tabii Türkiye'nin üst gelir gruplarından ve sermayesinden güç bulan bu siyasal çizgi için bayatlamış neoliberal sloganları yeni bir formülmüş gibi 'çıkış yolu' olarak savunmak ise daha ilginç bir tablo oluşturmaktadır. Özellikle de "Türkiye'deki ekonomik durumu nasıl iyileştireceksiniz?" sorularına "Demirtaş ve Kavala'yı tahliye edeceğiz, Yunanistan'la, ABD'yle anlaşacağız" diye cevap verip tek kelime iktisadi tahlil yapmadan sadece dış politikada verecekleri tavizleri anlatanların iç politikadaki sermaye yanlısı tutumlarının küresel sermaye ve küreselci siyasetle de ne kadar uyumlu oldukları dikkati çekmektedir.

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Boynundaki şişlik için doktora gitti! İçinden bakın ne çıktı

Dalış sırasında köpekbalığına yem oluyordu! Okyanusta dehşet anları

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları