• $13,8044
  • €15,6457
  • 787.839
  • 2044.63
28 Ekim 2021 Perşembe

Muhafazakârlık ve kadınlar -2: “Başörtülü kadınlar cipe binmesin”

Dünyada pek çok ülkede askeri darbe yapıldı. Pek çok faşizan rejim kuruldu. Ama dünya tarihinde hiçbir rejim 28 Şubat rejimi kadar cinsiyetçi olmadı. Başörtüsü yasağı deyince genelde akla üniversite kapılarında polis zoruyla başları açtırılan, sınıflardan atılan, şiddete uğrayan kadınlar geliyor. Evet, bu zulmün çok çarpıcı sahneleri bunlar. Ama bunun ötesinde cinsiyetçi bir rejimden bahsetmek gerekiyor.

Düşünebiliyor musunuz? Türkiye'deki kadınların çoğunun uzun süre boyunca eğitim, çalışma ve seçilme hakları yoktu. Kadınların yarısından fazlasının sadece orta öğretim ve üniversitelerde eğitim hakları ellerinden alınmamış; aynı zamanda da kamuda çalışmaları da yasaklanmış, seçilip Meclis'e gelmeleri de engellenmişti. Dünya tarihinde eşine benzerine rastlanmayan bu kadın düşmanlığını yapanlar sadece bir avuç darbeci miydi?

Hayır! Kendisine 'sol' diyen Batıcı siyasi partiler bu cinsiyetçilerle kol kola girmiş, onlara teslim olmuş bazı sözde sağ figürler de bu zulme figüran olmuş, "kadın hakları" dendiğinde PKK'lı kadın teröristleri idealize etmekten başka bir şey anlamayan bazı sözde feministler, kadın dernekleri bu cinsiyetçiliği 'laiklik' adına savunmuştu.

28 Şubat bitti mi?

Belki de bugün esas sorulması gereken soru bu. Evet, kamuda, üniversitelerde ve Meclis'te 28 Şubat AK Parti ve MHP'nin mücadelesiyle bitirildi. Kadınların tümüne eğitim, çalışma ve seçilme hakları son 10 yılda verildi. Ama maalesef bu sorunların bittiği anlamına gelmiyor.

Hâlâ sivil alanlarda pek çok sorun var. Özel sektörde, özellikle de beyaz yakalı işlerde veya kamusal görünürlüğü olan pozisyonlarda başörtülü kadınlara çok rastlanmıyor. Başörtülü kadınlara nerede rastlanıyor? Mavi yakalı pozisyonlarda, temizlik ve yemek hizmetlerinde. Bunun nedeni de işe alımlarda ve terfilerde sosyolojide "cam tavan" denilen ayrımcılık biçiminin uygulanması. Üstelik bu ayrımcılık türü sadece erkekler tarafından uygulanmıyor. 28 Şubat zihniyeti taşıyan kadınlar tarafından da uygulanıyor. Niye mi uygulanıyor? Çünkü başörtüsü onlara İslâm'ı hatırlatıyor!

Ayrıca muhafazakâr kadınların tümü de başörtülü değil, önemli oranda başı açık muhafazakâr kadın da var ve başı açık muhafazakâr kadınlara da 'çıkarcı', 'satılmış' gibi hakaretlerle sivil alanlarda saldırılar yapılıyor. İşin kötüsü bu ayrımcılık sadece çalışma hayatıyla sınırlı da değil. Hâlâ bazı meşhur merkez üniversitelerde başörtülü akademisyene hiç rastlanmıyor, hâlâ bazı 'seküler' muhitlerin kafelerinde, parklarında, sokaklarında tacizler ve saldırılar vuku buluyor. En azından bakışlarla, oflamalarla 'kendi kurtarılmış bölgeleri'nde istenmedikleri başörtülü kadınların gözlerine sokuluyor.

"Başörtülü kadınlar cipe binmesin"

İşte bu saldırgan, cinsiyetçi ve İslâm karşıtı 28 Şubat ruhu kendi sınıfsal mekânlarına; okullarına, semtlerine, sitelerine, plazalarına girmelerini engellemeye çalıştıkları başörtülü kadınların iyi kafelere gitmelerine, iyi arabalara binmelerine, güzel kıyafetler giymelerine de saldırıyor. Çünkü bu cahilane faşizan zihniyet, kendilerinden sınıfsal ve kültürel olarak daha aşağı gördükleri insanlara kaliteli yaşamayı hak görmüyor. Eğitimi, çalışmayı, seçimle gelmeyi hak görmedikleri gibi. Jipe binmeyi, güzel giyinmeyi, iyi sitelerde oturmayı bu yüzden onlara yakıştırmıyorlar.

Yakıştırmayanlar sadece onlar da değil maalesef. Tıpkı 28 Şubatçılar gibi kendi normlarını kadın bedeni üzerinden tanımlayan, onu sürekli müdahale edecekleri bir alan gibi anlayan, 'kötü örnek' anlatılacağı zaman genelde kadınlar üzerinden anlatan bir grup var. İslâmiyet'i sadece kadınlara inmiş bir din gibi gören ama erkeklerle ilgili de aynı iştahla nutuk çekmeyen, birçoğu (ilgisi yokken) kendini 'İslâmcı' sanan bir grup bu. Sayıları çok olmasa da sesleri çok çıkan bu grup 28 Şubatçılar gibi muhafazakâr kadınları hedefe oturtup linç etmek üzere hazır bekliyor. Kullanılan dilse kardeşçe bir tavsiye dilinden ziyade bir saldırı diline dönüşüyor.

Buradan devam edeceğiz.

<a href='https://www.aksam.com.tr/aksam-tv/kisaca/iklim-degisikligindeki-komplo-teorileri-nereden-ci

Küresel ekonomik krizin asıl nedeni

Sünnet Gölü'nde yüzlerce ölü balık kıyıya vurdu

Severek tükettiğiniz besinlerin az bilinen zararları

Samsun'da kaybolan 130 küçükbaş hayvanı drone ile bulunan çiftçinin sevinci