• $7,386
  • €8,9785
  • 441.061
  • 1546.27
22 Nisan 2012 Pazar

Uzun evliliğin sırrı: Boşanmamak

Martin Scorsese imzalı 'George Harrison: Fani Dünyaya Karşı', ne bir aşk, ne de ilişki belgeseli ama dostlara, karşı cinse, doğaya, yeteneğe, müziğe ve başka dünyalar tanımaya dair derin ipuçları veriyor.

Sevdiğim müzisyenlerle ilgili belgesellerin pek çoğunda kadınların geri planda bırakıldığını düşünmüşümdür. Sevdiğim adamları dönüştüren, değiştiren, onlara bir şeyler katan ya da onlardan çok şey götüren kadınlar pek yokturlar bu belgesellerde; ya da ayıp olmasın diye 'eser miktarda' katılmışlardır yemeğe! İstanbul Film Festivali'nde gösterilen Martin Scorsese imzalı 'George Harrison: Fani Dünyaya Karşı' adlı belgesel bu alanda hakkı verilmesi gereken yapımlardandı.
Bir pazar akşamı 21.30 seansına gittik, biliyoruz ki film 3 saat 28 dakika; girişte herkeste bir rekor denemesine girme korkusu; 'Tuvalete girildi mi? Tamam. Karın tok mu? Tamam. Uyku var mı? İyiyiz, tamam. 208 dakika dayanır mıyız? Deneriz!'
Sonuç; değil dayanmak, gözümüzü kırpmadan izledik 2 bölüm halindeki belgeseli. 'İzleyin' diyerek notları düşeyim;

10 BİN SAAT KURALI
- Filmin ilk bölümü The Beatles'a yoğunlaşıyor, grubun kuruluşu, Almanya'da 'bir oluşu' (ABD'li yazar- 'pop sosyolog' Malcolm Gladwell, The Beatles'ın başarısını bu döneme ve kendi ortaya attığı 10 bin saat kuralına bağlar. Grup, Hamburg'da 1 yıl, haftanın 7 günü, en az 8 saat çalışır; '10 bin saat pratik yapmak' kuralını aşmak onları Beatles yapar), ünlenişleri, büyük ilgi görüşleri...
- Ringo Starr (mizah gücünün yüksekliğini ve duygusallığını bu belgeselle kavrıyorum), ünlerinin tavan yaptığı ve çok zenginleştikleri bir dönemi anlatırken şöyle diyor: 'Birlikte güvende ve iyi hissediyorduk. Bir defasında New York'ta bir plazanın koca bir katı  tamamen bize ayrılmıştı. Sonunda kendimizi bir odanın banyosunda buluşmuş bulduk; yerlerde oturmuş sohbet ediyorduk.'
- John Lennon ve Paul McCartney'in şarkı yazarı olarak öne çıkışı, Harrison'ın 'Bunlar yapıyorsa ben de şarkı yazarım' diyerek şarkı yazmaya başlaması ama albümlere sokamaması, gerginlikler...

ŞARKILARIN KADINI!
- Belgeselde Jane Birkin'den Bob Dylan'a, Yoko Ono'dan Gary Moore'a pek çok ünlü var ama Eric Clapton'ın rolü bambaşka.
- Clapton, George Harrison'ın en yakın arkadaşlarından biri. Sürekli onunla takılıyor, onunla gitar çalmayı, konuşmayı seviyor, Here Comes to Sun'ı onun bahçesinde yapıyor hatta.
- Ama burada keskin bir nokta var. Harrison, model-oyuncu ve hatta sonrasında yazar olan Pattie Boyd ile evli. Ve Eric Clapton, Pattie'ye 'hayran'.
- Harrison, ruhani arayışlara iyice yoğunlaşmışken Clapton sürekli 'Onların ilişkisi nasıl gidiyor?'u sorguluyor. Ve Pattie Boyd ile ilişkisi başlıyor, Layla'yı onun için yazıyor.
- Ayyuka çıkan ilişki hakkında soru sorulduğunda Harrison, gazetecilere 'Eric çok düzgün bir adam, başkasıyla olacağına beni öyle bir adamla aldatmasını tercih ederim' diyor; Pattie ile boşanıyorlar ama Eric - Harrison dostluğu asla bozulmuyor.
- Harrison'la bir film çekiminde kendisi nişanlıyken tanışıp sevgili olan, sonrada evlenen Boyd, arada eşini Ronnie Wood'la da aldatıyor. (Belli ki Pattie Boyd'un efsanevi gitaristlere ilgisi büyük ama bu ilgi de karşılıksız değil!)

TAŞ FIRIN ERKEĞİ
- George Harrison, Paul McCartney'in deyimiyle 'red blooded man' yani taş fırın erkeği'(!), kadınlar onu, o kadınları seviyor, pek çok ilişkisi oluyor. İkinci ve son eşi Olivia Harrison sanırım George Harrison ile başladığı ruhani gelişimde önemli bir noktaya gelmiş, tüm geçmişi, ilişkileri üzerine harika şeyler söylüyor: 'O muhteşem bir adamdı, kadınlar da onu severdi. Onunla evli olmanın en zor yanı da kadın sevgisiydi herhalde. Bazen soruyorlar. 'Uzun evliliğin sırrı nedir?' diye. 'Boşanmamaktır' diyorum!'

NİYE ONU SEÇTİ?
- Harrison, özellikle de John Lennon'ın öldürülmesinin ardından 'kendi bedenini kendi istediği şekilde terk etme konusunda' takıntılı bir hale geliyor. Evde eşiyle uğradıkları saldırı ve 7 bıçak yarası bu takıntısını kuvvetlendiriyor da. O sırada mücadelede büyük aşama kaydettiği kanserle bu istediği gerçekleşiyor bir nevi.
- Nihayetinde 'George Harrison: Fani Dünyaya karşı' bir aşk ve evlilik belgeseli değil; hatta bunlar kısacık bölümler. Harrison'ın çok yetenekli bir gitarist, başarılı bir müzisyen, bahçıvan, Formula 1 hayranı, iyi bir dost, fotoğrafçı ve büyümeyen bir çocuk, iyi bir baba oluşunu da anlatıyor. Muhteşem videolar, müzikler, ilginç hikaye ve röportajlar içeriyor ama..
- İnsan düşünüyor, 'Martin Scorsese niye dörtlü içinden en sessiz Beatle'ı seçti?' diye... Ben, George Harrison'ın filme ilgisinin bu bağı kurduğunu düşünmüştüm. Öyle değilmiş; Olivia Harrison bir fikir ve teklifle gitmiş ünlü yönetmene. Elinde hiç gün yüzüne çıkmamış video, fotoğraf, ses kayıtları ve yazılarla. Scorsese, Shutter Island'ı çekerken okuduğunu söylüyor Harrison'ın günlüğünü ve hemen çekimlere başlanıyor!
- Bu arada Batı dünyasını Doğu'nun enstrümanlarıyla tanıştıran isimlerden Harrison'ın arkadaşı, büyük sitar ustası Ravi Shankar da belgeselde sık sık görünüyor. Ve o adam Nora Jones'un babası!

Sigara içen bu binaya yaklaşmasın!
İSTANBUL Beyoğlu Galata'da bir bina duvarında 'Leed yeşil bina kapsamında bu noktanın 8 metre yakınında sigara içilmemesi rica olunur' yazıyor. Yapımında kullanılan malzemelerle çevreye kötü etkisi en aza indirgenmiş, enerji verimliliği gibi unsurlar gözetilmiş binaya 'yeşil bina' deniyor; denetimden geçip 'yeşil bina' olmaya hak kazanan binalara ise 'Leed' sertikafası veriliyor.
Fotoğrafını çektiğim bina yani, Baylosuites Türkiye'nin ilk LEED sertifikalı tarihi eser renovasyon projesi imiş. Bina yenilenirken enerji tasarrufunu sağlayacak, çevreye zarar vermeyen malzemelerin kullanılmasına dikkat edilmiş. Malzemeler ağırlıklı olarak 'yerel üreticiden' alınmış.

KELİME
Bu haftaki kelime yine Almanca'dan. Ohrwurm: Daha çok kulağı rahatsız eden bir böcek türü ama mecazi anlamda kullanımında kulağa takılan melodi anlamına geliyor.

Evde denizanası beslemek isteyen!
ÇİZGİ dizi Sünger Bob sevenler bilir; Sünger Bob denizanalarını yakalamaya pek bir meraklıdır. Anlaşılan denizanası görmeyi, beslemeyi, onları uzun uzun izlemeyi seven insan sayısı çok ki, yeni moda 'denizanası akvaryumu'. Yurtdışındaki örneklerinde 'The Desktop Jellyfish Tank' adıyla set olarak satılan bu ürünler Türkiye'de de pazarlanmaya başlanmış; hatta led ışıklı olanları bile var, gece denizanalarının uçuşmalarını izleyebiliyorsunuz.  Ancak yurtdışında denizanaları ve yemleriyle birlikte 250 dolara satılan bu ürün, Türkiye'de 'sahte denizanası dahil' her şeyiyle 'çakma' 89 TL.

Mocha kahvesinin adı nereden gelir?
STARBUCKS'tan kahve eğitimi aldık geçtiğimiz hafta içinde; aklımızda en çok kalan şey: Mocha'nın tarihi.
Latte'ye çikolata tozu ve krema eklenmesiyle yapılan kahve çeşidi 'Mocha'nın isim kökeni. Çok basit, kahve Yemen'den geliyor; mocha da yani 'Al-mukha' Yemen'de bir liman adı!
'Mocha kahvesi adını nereden alıyor?' , Avustralya'daki Kim Milyoner Olmak İster yarışmasının da, 2003 yılında 1 milyon dolarlık sorusuymuş.

<p>Aşı olan vatandaşlarımızın sayısı 1 milyon 250 bini geçti.  Aşılama yapılacak grupları Sağlık Bak

6,5 milyon doz aşı Türkiye'de... Aşı planlaması nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız

Koronavirüs aşılarının 2. partisi Türkiye'ye geldi