• $7,3662
  • €8,9586
  • 437.092
  • 1536.11
23 Aralık 2012 Pazar

Kiminle hayali söyleşi yapmak istersiniz?

Yayın hayatına başlayalı kısa bir süre olmasına karşın çok sevdiğimiz yayın evlerinden biri oldu Kolektif Kitap; özellikle de ‘Hayali Söyleşiler’ serisi ile… 

Yayınevi; Freud, Einstain, Sheakspeare ve Dali ile, ‘tabii ki’ onların ölümlerinden çok uzun süreler sonra yani günümüzde yapılan, bu ‘efsaneleri’ ete kemiğe bürüyen, esprili bir dille kaleme alınmış söyleşileri Türkçe’ye kazandırdı. Biz de bundan hareketle birbirimize soruyorduk; “Peki sen kiminle röportaj yapmak isterdin, bugün hayatta olmayan…”

Ne güzel soru değil mi? Uçtukça uçabilirsin; Atatürk de olur Jean-Michel Basquiat de, Frida Kahlo da olur Karl Marx da… Ama benim aklıma hemen tek bir isim geldi: Gazeteci, bilişim, yemek ve şarap uzmanı Yurtsan Atakan… Neden mi? Anlatayım…

‘GEEK DAD’ KAPAĞI

“Mazi içimde yaradır” diye bir kalıp var ya; tam da o hesap, hem de kısa süre önce, küçük bir olay ama beni çok etkileyen, çok pişman eden, “Keşke” dedirten, içime yara olan…

Haziran ayıydı… Wired dergisinin kapak konusunu ve ‘Geek Dad’ başlığını görür görmez, Yurtsan’a mesaj attım…

Türkiye’de “İnternet diye bir şey var; gelecek internette” diye yazan, teknolojik her şeyi oyuncağı kılan, oğlunu da teknolojik ya da klasik oyuncağa boğan, onunla oynayan, ona öğreten, öğretirken öğrenen ve eğlenen bir baba olan Yurtsan’a… 

“Wired seni kapak yapmış!”

“Sorma” diye yanıt verdi “Elimden düşüremiyorum dergiyi…”

Kapak da çok güzeldi; oğlunu robot kostümü içine sokmuş, vidaları sıkıştıran, zeki ve entelektüel görünümlü bir baba; etrafta oyuncaklar…

KEŞKE GİTSEYDİM…

Sonra Temmuz sonu, ya da Ağustos başı, bir toplantımızda “Yeni teknoloji, aileler vs.” gibi bir konuyu tartışırken dedik ki “Bunu biz yapalım teknoloji tutkunu babalar ile çocuklarını konu yapalım.” Tabii ki bu işin kapağı Yurtsan ile oğlu Tibet Atakan olmalıydı. Proje Yurtsan’ı çok heyecanlandırdı ama bir sorun vardı; Tibet’le Bodrum’dalardı… “Ya Nilay buraya gelsene” dedi, “Buradaki ev de kurmalısından en teknolojik olanına oyuncak dolu, hadi gel…”

Bu konu ‘kendi imalatımızdı’ ya; kimse bizden önce yapamazdı ya, Yurtsan da “Eylül’de döneceğiz” dedi ya; Yurtsan’a “Eylül’de yapalım, burada daha sağlıklı olur, burayı bırakmayayım şimdi” dedim. Hem de Yurtsan’ın telefonda bile gözleri parlamasına, oğluyla bir projede yer almayı çok istemesine rağmen; “Tibet’in de çok hoşuna gider” diyordu… Eminim Yurtsan’a “Şeref madalyası mı, Tibet’e hatıra kalacak böyle bir projede yer almak mı?” deseler, bunu seçerdi!

YARIN YAŞGÜNÜ!

Dev oyuncaklar kuran, bu ‘işi’ çok ciddiye alan, bilim adamı kafasıyla düşünen, YouTube’a videolar koyan “Türkçe olsa daha da izlenir de… İngilizce anlattım bu defa” diyen Tibet…

Ve Ağustos’un sonu geldi Yurtsan’ı kaybettik, o projeyi yapamadan. Ve yarın, yani 24 Aralık, benim yaş günüm, Yurtsan ile aynı gün! Sanırım artık her yaş günümde onu da anacağım, pişmanlığımla birlikte; ama Tibet’e söylemek lazım “Aramızdan erken de ayrılsa onun gibi babaya sahip olmuş olmak şu hayattaki en büyük hediye”. 

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları