• $7,3505
  • €8,8935
  • 409.508
  • 1528.82
30 Kasım 2012 Cuma

Gül’den ‘Muhteşem Tarih’e destek

Emrah Serbes, “Anıtkabir’e bakarak öpüşmek cesaret ister!” diyordu; konu Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri de olsa, yer Çankaya Köşkü olunca yine terör ve politika konuşuluyor… Yine de töreni izledik ve kültüre dair şeyleri derledik…

Her şey ‘havalı’ bir davetiyeyle başladı; Çankaya Köşkü’nde, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri verilecekti… İlk aklıma gelen şey, aynı gün ve saatte, İstanbul’da Robert Redford’la bir araya gelme imkânımın da olduğuydu. Sonuçta iki Ankaralı gazeteci kadının, Genel Yayın Koordinatörümüz Nergis Bozkurt ile Ankara Temsilcimiz Çiğdem Toker’in “Çok önemli bir mazeret olmadıkça davete icabet etmemek olmaz” sözünü dinleyip Redford yerine ‘Türk’ George Clooney’i görmeyi seçtim ve dün siyahları kuşanıp Ankara’ya gittim. (Ben kendisiyle buluşamasam da; yarın AKŞAM Cumartesi’de leziz bir Redford röportajı okuyacağınızı da garanti ederim).
KAPIDAN KAPIYA ÖZEL ARAÇLA…
Köşk’te her şey düşünülmüştü; bir görevli beni çok güzel bir araçla kapıya kadar götürdü, bir başkası -fotoğraf makinesi ve telefonlar yasaktı- telefonumu aldı, bir başkası ceketimi çıkarıp elime bir numara verdi. “Davetlilerin yarısı kadar görevli var” dedirtecek bir ortam vardı. Salonda ise eski ve yeni bakanlar, milletvekilleri, sanat camiasından önemli isimler… Atilla Koç’tan Reha Çamuroğlu’na, Rengin Gökmen’den Hasan Celal Güzel’e herkes birbiriyle tokalaşıp hatır soruyordu.

"foto2.20121130021722.jpg"

SAYGIYLA TOPLUCA AYAĞA KALKIŞ
Sonra kibar sunucumuz “Sayın Cumhurbaşkanı ve hanımefendi salona giriş yapıyorlar… Arz ederim” dedi ve anında tüm salon, onlarca kişi ayağa kalktı. Abdullah Gül, ön sıradakilerle tokalaştı ve tören başladı. Önce ‘İstanbul Sazendeleri’ adlı grup tören içinde bana biraz uzun gelen bir konser verdi; ancak durumdan hoşlananlar da az değildi ki, Ahmet Özhan elini kuvvetle dizine vurarak, Fehmi Koru ise başıyla baştan sona eşlik etti müziğe.

CUMPURBAŞKANLIĞI’NA YENİ KORO

Ve ardından ödüller verilmeye başlandı. İlk ödülün sahibi, Klasik Türk ve Tasavvuf müziğini harmanlayan, çoğu ‘dini musiki’ olmak üzere 200’ü aşkın eseri olan Ahmet Hatipoğlu, bu güne kadar bu müziğin bir kenara atıldığından şikâyet etti biraz. Ama ödülüyle birlikte geleceğe dair umutluydu. Daha sonra Abdullah Gül de ayrıntıların daha sonra açıklanacağını belirterek ilk defa Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Musikisi Korosu'nu kurduklarını açıkladı.

VE ŞAİRLER BOYUNA KİMLERE YAZARLAR?
Ödül alanlar arasında törenin en kısa konuşmasını yapan Selim İleri ise Behçet Necatigil’in “Ve şairler boyuna kimlere yazarlar? / Yıkılmış köprülerin başında / Ürkmüş boşluktan biri inliyorsa / Ve şairler onlara geldimlere yazarlar” dizelerine gönderme yaparak hayatı boyunca acıyı, merhameti, kardeşliği, sonsuz barışı yazmaya çalıştığını söyledi.

‘TARİH YORUMU DEMOKRATİKLEŞTİRİR’
“Türk tarihini evrensel bir boyuta taşıması” nedeniyle ödüle layık görülen Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’nun teşekkür konuşması ise güncel bir meseleye de –bilinçli ya da bilinçsiz- dokunuyordu. Prof. Dr. Hanioğlu’nun, “Alternatif tarih yorumları okumak demokratikleşmeyi sağlar. Türkiye’de tarihi tartışmalıyız. Her şeyin mükemmel olduğuna dair söylem bizleri geçmişten yoksun bırakacaktır. Bunu tartışmaya açmak barışmayı, gelişimi, dönüşümü sağlar” gibi sözleri salonda fısıldaşmalara yol açtı; yani gündemde ‘Muhteşem Yüzyıl mevzuu’ vardı!

GÜL’DEN DESTEK…
Abdullah Gül, sonraki konuşmasında "Artık sinemalarda, filmlerde, dizilerde, hikâyelerde tarihin hep canlandırıldığını ve tarihin esin kaynağı olduğunu hep beraber görüyoruz. Bu tabii ki sevinilecek bir şey. Güncel olayları zengin tarih birikimiyle yoğurup özgün bir tarih söylemi geliştirerek, Türk Tarihi'ni evrensel boyuta taşıması dolayısıyla Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu'na bu alanda ödül verildi" dedi.

ZEUGMA’YA TOPLU ÖDÜL
Dördüncü ve sonu ödül de hayran olunası Zeugma Antik Kenti ve Müzesi’ne verildi; Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Kutalmış Görkay ödülü birlikte aldılar.

EŞLER DE SAHNEDE

En güzel an da; hatıra fotoğrafı için ödül alan herkesin eşinin de sahneye çağırılmasıydı. Tören sonunda gazeteciler, ara salonda bir yuvarlak masadaki yerlerini almışlardı. BDP, DEP, terör, Suriye derken 3-4 soru hakkı vardı, o da anında bitti; Abdullah Gül, ödül alan konuklarıyla yemeğe geçti. Oysa kültür ve sanat dalında ödüllerin verildiği bir ortamda, müzikten, edebiyattan da konuşalım isterdim…

ANITKABİRE KARŞI ÖPÜŞMEK CESARET İSTER!

Birkaç yıl önce yaptığımız bir “Ankaralı olmak” dosyasını hatırlıyorum da; Behzat Ç.’nin yazarı Emrah Serbes’in sözleri beni çok etkilemişti…  6 yıl bu şehirle yaşamış olan Serbes, şöyle diyordu: “Ben Ankaralı değilim, Ankaracıyım. En güzel, en sert, en melankolik aşkların Ankara’da yaşanabileceğini düşünüyorum. Çünkü iki insanın birbirine çok sıkı sarılması, çok derin bağlarla bağlanması lazım orada. Ankara’da âşık olmak şehre karşı açılmış 2 kişilik bir savaştır.” Ve ekliyordu: “Anıtkabir’e bakarak öpüşmek cesaret ister!”
Bazen böyle ortamlarda siyasete bakınca, terörden, politikadan konuşunca da kültürden sanattan konuşmak, aradan sıyrılıp buradan soru sormak cesaret istiyor. Ama üstat sormuş, “Ve şairler boyuna kimlere yazarlar?”… Anıtkabir’e karşı da cesur olmak; her şeyden sormak, sonuna kadar konuşmak gerekiyor…

<p>Fenerbahçe transferlerden beklediği performansı alabildi mi?</p><p>Galatasaray'da Mustafa Muhamme

Süper Lig'de çetin mücadele devam ediyor

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik