• $8,6862
  • €10,3586
  • 500.379
  • 1411.08
16 Kasım 2013 Cumartesi

On kazan aşure olsa ya
Hû O nazlı aş için çekerem arzu

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Hicrî takvime göre, geçtiğimiz 4 Kasım günü yeni bir yıla, 1435 yılına girildi. Bu da demektir ki bir hafta boyunca ‘Aşure’ günleri yaşanacak. Aslında bazı İslam ülkelerinde, Hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem, ‘Aşure’ ayı olarak kabul ediliyor. Ramazan ve dini bayramlar gibi Hicrî takvime göre tarihlendiği için de her yıl, on gün daha erken geliyor. Aslında hem Müslümanlıkta, hem Hıristiyanlıkta hem de Musevilikte enteresan ‘aşure’ ritüelleri var.

Kuran’da, İncil’de ve Tevrat’ta, Nuh Peygamber’in yaşadığı tufan uzun uzun anlatılıyor. Kısaca, büyük tufanın bittiğini ağzındaki zeytin dalıyla haber veren güvercini gören Hz. Nuh, geminin kilerinde kalan tüm ürünlerin bir kazana doldurulup pişirilmesini isteyince, ortaya aşure çıkıyor. Kökeninde buğdayın bereketi olduğunu iddia edenler var. En eski çağlarda Tanrıça Demeter’in baharla birlikte dirilişi, aynı zamanda buğdayın dirilişi olarak kabul ediliyor. Bugün de Kazakistan’da ve Özbekistan’da, Nevruz (21 Mart) kutlamalarının simgesi çimlenmiş buğdaydır.

BEREKET VE MATEM AŞI

Aşure, buğday başta olmak üzere tüm tahılları ve yemişleri harmanlayan tam bir bereket aşıdır. Aşureye konulan malzeme sayısı için de farklı inanışlar vardır. Kimine göre İslâmiyet’te uğurlu kabul edilen 7 ya da 41 sayısı tutturulmalıdır. Muharrem ayının onuncu günü Aşure Günü kabul edildiği için, 10 rakamı da geçerli kabul edilir. Aleviler’de ise Kerbelâ’da şehit olan 12 İmam’ın anısına 12 sayısı benimsenmiştir.
Aşure aynı zamanda bir matem yemeğidir. Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin’in Kerbelâ’da öldürülüşünün yası tutulur. Bu yüzden Aleviler, muharrem ayının ilk on iki günü boyunca matem orucu tutarlar. Orucun son günü de aşure yapıp dağıtırlar.
İstanbul’un Tophane semtindeki Kâdirîler Âsitânesi’nde ise, yaklaşık 400 yıldır, biri matem biri de sevinç için olmak üzere, yılda iki kere aşure kazanı kaynatılır. İlki muharrem ayında Kerbelâ’nın yasını tutmak içindir; ikincisi ise coşkuyu ve bereketi temsil eden ‘Sefer Aşuresi’dir. Hz. Zeynelâbidin’in Kerbelâ’dan sağ olarak kurtulması, peygamber soyunun süreceğine işarettir; bu sevinci kutlamak için de aşure yapılır. Görüldüğü gibi aşure pişirmenin dinsel bir seremoniye tâbi olması, tasavvufi ritüeller ve nüanslar içermesi, inanç dünyası açısından oldukça önemlidir. Meraklısı için de tarihçi H. Necdet İşli’nin ayrıntılı bilgilerini içeren ve M. Sabri Koz’un editörlüğünde yayımlanan ‘Yemek Kitabı’, bu konuda önemli bir kaynaktır. İşli’ye göre, tekke hayatında aşure pişirmek ve yemek bir çeşit ibadettir. Aşurenin içine konulan her malzemenin de sembolik bir anlamı vardır; çiğ olarak kazana girerler, pişerler, olgunlaşırlar ve en sonunda durulurlar. Bu nedenle aşure, tekkelerde bir tür şifa besini olarak da kabul görür.

HER ŞEHİRDE FARKLI YAPILIR

Aşure, bazen Anadolu’da kentten kente bile farklılıklar gösterebilir. Ayrıca Batı’da nispeten daha beyaz, Doğu’da nispeten daha koyu renkte hazırlanır. Özellikle Malatya ve Gaziantep mutfağında, aşureye muhakkak kara üzüm pekmezi de konur. Nasıl ve ne sebeple hazırlanırsa hazırlansın, içine kaç çeşit malzeme konursa konsun, önemli olan aşure kazanlarının kaynaması ve pişirilen tatlının ağız tadıyla paylaşılmasıdır. Çünkü üzücü bir gerçek, genç kuşakların aşure yapmaya ilgi duymuyor olmalarıdır. Her zaman olduğu gibi, iş yine annelere düşüyor galiba… Haydi gençler mutfağa…

MEDENİYETLERİN AŞURELERİ

‘Aşure’nin İbranice ‘aşûr’ sözcüğünden geldiğini iddia ediyor Musevi dostlarımız… Arapçada ‘10’ sözcüğünden geldiğini söyleyenler de var. Yahudiler ‘Aşure Günü’nü günahlardan arınma günü olarak kabul ediyorlar. Ortodoks Hıristiyanlar, ölümün ardından gelen 40. günde ‘koliva’, yani bir tür kuru aşure dağıtıyorlar. Hatay-Antakya’da yaşayan Ortodoks Arap yurttaşlarımız ise ‘koliva’ya ‘siniye niyaha’ diyorlar. ‘niyah’ ölenin arkasından yakılan ağıt demek… Koliva, Ortodoks kilisenin etkin olduğu Sırp, Rumen, Bulgar kültürlerinde, farklı adlarla ölenin arkasından hayır olarak dağıtılıyor. Eski Slav dillerinde ‘zita’, buğday ya da tahıl anlamına geliyor; ‘zita’ ise ‘hayat’ anlamına gelen ‘zit’ kelimesinden geliyor.)
Kıbrıs Türkleri ise yeni yılda bol bol ‘golifa’ pişiriyorlar. Ermeniler de aşure benzeri bir tatlı yapıyorlar ve adına da ‘tatlı çorba’ anlamında anuş abur diyorlar. Aşure gibi ‘anuş abur’ da Nuh efsanesine dayandırılıyor.

AYDIN USULÜ AŞURE TARİFİ

Malzemeler: (1 bardak, yani 200 gr buğday için hazırlanmıştır.) 250 gr şeker, 2 bardak süt, 100 gr soyulmuş çiğ badem, 2 yemek kaşığı mısır nişastası, 100 gr ince doğranmış kuru kayısı, 50 gr kuru üzüm, 50 gr çamfıstığı, 1 bardak haşlanıp kabukları ayıklanmış nohut, yarım bardak haşlanıp soyulmuş kuru fasulye, 1 bardak haşlanmış pirinç, 2 yemek kaşığı ince doğranıp haşlanmış portakal kabuğu, gülsuyu ve 7 bardak su… (Üzerini süslemek için de tarçın ve nar tanesi olmazsa olmaz)
Hazırlanışı: Buğdayı bir gece önceden ıslatın. Ertesi gün buğdayı süzün ve 7 bardak içme suyuyla kısık ateşte helmelenene kadar haşlayın. Kaynayınca sütü ve diğer malzemeleri ekleyin. Nişastayı bir miktar gül suyunda çözerek ilave edin. Aşureyi tekrar kaynatın ve suyunun nişasta ile hafif koyulmasını sağlayın. Sonra da kâselere bölüştürün.

<p>Seda Sayan ve Uğur Arslan'ın sunuculuğunu üstlendiği bir  döneme damgasını vuran Evleneceksen Gel

Solmaz Çiros, Armağan Çağlayan'ın programını terk etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı

Tuz Gölü'ndeki flamingoların ilk kez yavruları görüntülendi