• $8,2782
  • €10,0194
  • 482.865
  • 1427.73
22 Aralık 2013 Pazar

Kışın hakkından narenciye gelir

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

ESKİ bir Malezya söylencesine göre, bir fil, bir portakal ağacının bütün meyvelerini yedikten sonra çatlayarak ölmüş. Uzun bir süre sonra, oradan geçen biri, fil iskeletinin yanında birçok portakal ağacı görünce, Sanskritçe “Filler için ölümcül hazımsızlık!” anlamına gelen ‘nagaruka/naranga’ sözcüğünü kullanmış. Bu da ‘narenc’e dönüşüp bugünkü halini almış.
Bu aileye adını veren meyve turunç başta olmak üzere portakal, mandalina, limon, greyfurt ve bergamot, sülalenin en tanınmış üyeleri... Yaprak dökmeyen, uçucu yağ taşıyan bu küçük ağaçların anavatanı, aslında Güneydoğu Asya ile Hindistan; ancak yabani formlarına Afrika, Avustralya ve Yeni Gine’de de rastlanıyormuş.
Turunçgillerin evcilleştirilmesi, yani tarımının yapılabilmesi, buğday gibi tahıllara göre çok daha geç… Zaten adları da, Hindistan’dan gelen yazılı kayıtlarda MÖ 800, Çin’den gelen kayıtlarda yaklaşık MÖ 780’den itibaren geçiyor. Bugün ılıman iklime sahip her yerde narenciye kültürü yapılırken, antik dönem Yakındoğu coğrafyasında bilinmiyor.
Türkiye’de pek tanınmayan ‘ağaç kavunu’, belki de bütün turunçgillerin, Çin greyfurdu/pomelon (Citrus maxima/grandis) ve mandalinayla (Citrus reticulata) beraber atası sayılıyor. Hindistan’da da kutsal bir bitki olarak kabul ediliyor ve Budist hazine tanrısı Kuvera, elinde bir ağaç kavunu tutarak betimleniyor. Bu meyvenin en önemli özelliği Akdeniz dünyasına ulaşan ilk turunçgil olması... Büyük İskender’in Hindistan’a ulaşmasından ve o seferde bulunan Theophrastos’un bu bitkiyi Med ya da Pers elması olarak (MÖ 310’da) kaydetmesinden sonra, coğrafyamızda da bilinir olmuş.
Dünya mutfaklarında vazgeçilmez olan limon, ilk zamanlarda daha çok günümüzde ‘misket limonu’ olarak adlandırılan limona benziyormuş. Bildiğimiz limona benzemesi için, misket limonunun ağaç kavunuyla evlendirilmesi gerekmiş. Aslını ararsanız, bütün turunçgiller üç farklı türün birbiriyle çaprazlanması sonucu ortaya çıkan melez ürünler. Akdeniz dünyasına girişi Roma’dan; ancak yaygınlaştıranlar Arap misyonerler... Zaten ‘limon’ sözcüğü de, bütün dillere Arapça’dan geçmiş. Portekizli denizci Vasco de Gama’nın Hindistan’a ulaşması, buradan portakal dahil birçok yeni bitkiyle dönmesi, bu bitkilerin İber Yarımadası’ndan Portekizliler eliyle Avrupa’ya yayılması, Portekiz adının portakala isim olmasını da sağlamış.
Türkiye’de ve dünyada, hoş aromasıyla siyah çaya nefis bir tat verdiği için sevilen bergamot, İtalya’daki Bergamo kentinden alıyormuş adını… 17. yüzyılda parfüm üretim merkezi olan Bergamo’da yapılan parfümlerin üçte biri bergamot esanslıymış. Daha sonra Almanya’nın Köln kentinde icat edilen ilk kolonyalarda da bergamot kullanılmış. Unutmadan, bergamot, Avrupa’ya doğru yolculuğunda Anadolu’yu aşarken, ‘Bey Armudu’ ya da ‘Beğ Armudu’ olarak adlandırılmış; bundan bozma ad, bütün dillere de ‘bergamot’ olarak geçmiş, iddia akla yatkın...
Greyfurt, dikkatli tüketilmek koşuluyla, narenciye ailesinin en faydalı elemanı... Kolesterolü düşürdüğü, kilo vermeyi kolaylaştırdığıw söyleniyor. Ancak bazı kanser türlerinde zararlı olduğu da biliniyor. İngilizce ‘grapefruit’ sözcüğünün okunuşu olarak geçmiş adı Türkçe’ye… Tarihi kayıtlara göre, Amerika kıtasının keşfini izleyen dönemde, Karayip Adaları’ndan birinde üretilmiş ilk olarak.

PAPAZ CLEMENT VE KAPTAN YUSUF

Narenciyede melezleme çok demiştim ya; 20. yüzyılın başlarında, Cezayir’in Oran Kenti yakınlarındaki Misserghin’de bulunan yetimhanesinde rahip Clement Rodier, portakal ile mandalinayı aşılamış ve ortaya kokulu ‘klemantin’ çıkmış.
Türkçede ‘mandalina’ diyoruz ama Çin kökenli olan bu narenciye çeşidinin asıl adı ‘mandarin’dir. Çin’in turuncu renkli elbiseler giyen egemen sınıfı ‘Mandarinler’den alır adını… Portekizli denizcilerce 1589 yılından itibaren Avrupa’ya getirilmiş olan mandalina, 1770’ten sonra tanınmaya başlamış Biz bir zamanlar nedense mandalinaya başka isimler de vermişiz. 19. yüzyılda Akdeniz dünyasına gelen mandalina, 1850’lerde İstanbul’a Mısır’dan Yusuf isimli bir kaptan tarafından getirilmiş ve bu nedenle ‘yusufçuk’, ‘yusuf efendi’ olarak da isimlendirilmiş.
Daha sırada ‘kumkuvat’ gibi bizim memlekette yeni yeni tanınan melezler var. Onları da başka bir yazıda anlatırım...

<p class='MsoNormal'>CHP'nin ve Genel Başkan'ın avukatı  Mustafa Kemal Çiçek, görevinden ve partiden

CHP'de 650 milyon krizi devam eder mi?

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı