• $8,2624
  • €10,0708
  • 487.669
  • 1452.24
29 Aralık 2013 Pazar

Dünyadan yeni bir yılın tatları

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Geçen pazar günü ‘Kış Dönencesi’ne girdik yani nihayet günler yeniden uzamaya başladı. İki gün sonra da Miladi takvimde yeni bir yılı karşılayacağız. Yılbaşı demek, çok eskiden beri coşku, yeme-içme, lezzet demek…

İnsanoğlu antik çağlardan bu yana, yeni bir yılı yiyip içerek kutlamayı seviyor. Tarihte kayıtlı en eski yılbaşı eğlencesi (hatta festivali) nerede yapılmış biliyor musunuz? Bugün Irak’ta Al Hillah Kenti yakınlarında kalıntıları bulunan Babil’de… Yılbaşı, tohumların ekilmesiyle ürünlerin hasat edilmesi arasındaki dönemin sona ermesini temsil edermiş. Babil’deki müzikli, danslı, kostümlü kutlamalar mart ayı sonunda başlar ve tam 11 gün sürermiş. Amerika kıtasındaki Kızılderililer arasında ‘Iroquoi’ kabilesi, mısırın olgunlaşmasını kutlayan bir festival düzenler, yenmemiş mısırlarla eski ev aletlerini büyük bir şenlik ateşinde yakarlarmış. Bu da yeni bir yılın ve yeni bir yaşamın başlangıcı sayılırmış. En eski çiftçiler de hastalıkla ürünlerine zarar veren ruhları kovmak için, davul çalıp gürültü yaparlarmış yeni yılı karşılarken. Çin’de ‘Yang’ın (yani ‘ışığın güçleri’nin) ‘Yin’i (yani ‘karanlığın güçleri’ni) yenmesi için, yılbaşı gecesinde insanlar kocaman zilleri birbirine vurur, kestane fişekleri patlatırlarmış. Bu tür kutlamalar, çok eskiden mart ayının üçüncü haftasında yapılırken, Roma dönemiyle birlikte ocak ayı başına alınmış. Hıristiyanlığın yayılmasıyla Hz. İsa’nın doğuşu olarak kabul edilip kutlanan
24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan gece, yani ‘Noel’in mazisi, Pagan döneme kadar gidiyor. Deniz Gezgin’in araştırmalarından öğrendiğimize göre, İran güneş ve ışık tanrısı Mitras’ın doğum günü de 25 Aralık… Mithraizm ise, Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlık öncesi resmi dini…

OSMANLI’DA İLK YILBAŞI KUTLAMASI

Sözün özü, biz insanoğlu çok çok eski zamanlardan beri yeni bir yılı heyecanla, coşkuyla ve yiyip içerek kutluyoruz. Bilmem biliyor musunuz, Osmanlı’da ilk kutlama 31 Aralık 1829’da yapılmış. O yılbaşı İstanbul’daki İngiliz elçisi, Haliç’te demirleyip İstanbul’u ziyaret etmekte olan İngiliz savaş gemisinde büyük bir balo vermiş. Baloya Osmanlı devlet adamları da çağrılmış. Yine öğreniyoruz ki, 1856’da da Sultan Abdülmecit, Fransız elçisi tarafından düzenlenen baloya gidip dans edenleri seyretmiş ve saraya memnun olarak dönmüş. Müslüman halkın yılbaşı kutlamaları, Refik Halit Karay’a göre ‘Mütareke’ döneminde, Beyaz Rus akınından sonra başlamış. Rumi takvimden Miladi takvime geçilen 1926 yılının son günü cumaya denk gelince, yılbaşı eğlenceleri büyük ilgi görmüş ve ilk kez o gece ‘Elektrik İdaresi’, gece yarısı kentin ışıklarını bir dakikalığına söndürmüş. Ama asıl yılbaşı çılgınlığı, 1931 yılında, ‘Tayyare Piyangosu’nun ilk özel yılbaşı çekilişi düzenlemesiyle başlamış.

DÜNYA HİNDİ YİYOR, BİZ KABAK TATLISI

Yılbaşında hazırlanan özel yiyecekler arasında hindi pişirmek ve ‘kütük’ pasta, bizde bol cevizli kabak tatlısı hazırlamak pek yaygın… Malum, dünyanın farklı yerlerinde farklı yeme-içme gelenekleri var. Örneğin, Hindi yemenin İngilizlerin yılbaşı gecesi kaz yemelerine karşı geliştirilmiş bir mutfak davranışı olduğuna dair yeni bir yayın okudum. İtalya’da ‘panettone’ adı verilen ve frenk üzümüyle hazırlanan somunların, yılbaşı günü konu komşuya dağıtılması yaygın bir gelenekmiş. Doğu Avrupa ülkelerinde Noel ekmeği ya da keki, bu özel haftanın vazgeçilmezlerindenmiş. Almanya’da ülke genelinde sazan balığı, Frankfurt’ta ise patates salatası, yeni yıl sofralarından eksik edilmezmiş. Yılbaşı gecesi âdetleri, Güney Amerika’da da ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor. Özellikle Peru, Brezilya ve Arjantin’de elma yemek âdetten… Elma yemeden önce yatay olarak kesilir, eğer ortadaki çekirdek kısmında düzgün bir yıldız şekli oluşursa, gelecek yıl güzel geçecek, şekilsiz bir yıldız çıkarsa kötü geçecek diye yorumlanırmış.
Nurullah Ataç’la bitireyim yazımı… 1949 yılbaşında bakın neler yazıyor: “Aralığın son günü akşamı, gönlümüzde bir ümittir başlıyor. Radyodan gelen ses, koynumuzda sımsıkı sakladığımız, bize bin türlü vaatte bulunan Tayyare Piyangosu biletinin numarasını söylemese bile, yine ertesi gün bizim için bir saadet devresi başlayacağına inanıyoruz. Bu tatlı hülya birkaç gün devam ediyor ve sonra yeni seneye alışıp onun yeni olduğunu unutup 12 ay sonrası için, gönlümüze hoş gelen tasavvurlar kurmaya başlıyoruz. Birkaç günlük hülya... Az mı? Zaten saadet denilen şey bir hülyadan, bizim içimizde kendimiz için icat ettiğimiz bir masaldan başka nedir ki?”

<p>İsrail polisi, işgal altındaki Mescid-i Aksa'da baskınları önlemek için nöbet tutan Filistinliler

İsrail polisinden Filistinlilere yeniden müdahale

Dereotunun az bilinen şaşırtıcı faydaları

NATO tatbikatına katılacak askerler yola çıktı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!