• $8,5561
  • €10,0752
  • 496.296
  • 1351.59
5 Ekim 2013 Cumartesi

Boğaziçi’nin sultanı lüfer zamanı

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Boğaz’ın en gözde balığı, hatta balıkçıların deyimiyle ‘Boğaz’ın sultanı’ lüferin geleceği maalesef risk altında. 17 Ekim’de düzenlenecek ‘İstanbul Lüferinin Kuyruğunu Bırakmıyor: Slow Fish İstanbul’ etkinliği öncesi, bu özel balığın tam da mevsiminde bir hatırlatma yapalım...

İstanbul’u anlatmak için Boğaziçi’nden başlamak gerekir. Hepimizin malumu, içinden nehir geçen çok sayıda kent vardır; ama ortasından deniz geçen bir başka şehir yoktur. Üstelik bu büyüleyici şehir, tam 1.500 yıl çeşitli imparatorluklara da başkentlik yapmıştır. Avrupa ile Asya’yı birbirinden ayırırken, Karadeniz ile Marmara Denizi’ni birbirine bağlayan Boğaziçi, 30 kilometrelik benzersiz bir doğal su yoludur. Baharda erguvanları, sonbaharda iyice bollaşan balıkları, kıyılarını oya gibi süsleyen tarihi yapılarıyla Boğaziçi, ‘Altın Boynuz Haliç’ ile birlikte İstanbul’un tarihi peyzajının da en karakteristik ve en özel parçasıdır. 



TANPINAR’IN LÜFER AVI

Usta kalem Ahmet Hamdi Tanpınar, ünlü romanı ‘Huzur’da, İstanbul’da sonbaharı anlatmak için, Boğaz’da lüfer avını anlatır. Lüfer avının anlatıldığı bu bölüm, hem Boğaziçi sularına hem de Boğaziçi’nin sultanına bir övgüdür aslında: “Eylül sonlarına doğru lüfer avı Boğaz’ı tatmak için yeni bir vesile verdi. Lüfer, Boğaz’ın belki en cazip eğlencesidir. Beylerbeyi’nden ve Kabataş’tan başlayarak Telli Tabya’ya      ve Kavaklar’a kadar iki kıyı boyunca uzanan, akıntı ağızlarında kümelenen bu aydınlık eğlence, bilhassa mehtapsız gecelerde yer yer küçük şehrâyînler (şenlikler) yapar. Öteki avların bir nevi iş içinde pişme, uzak seferler istemesine mukabil, o bulunduğunuz yerde hemen herkesle beraber yapılan bir oyundur. Nuran, kayık ışıklarının siyah, mor kadifelerle mahpus elmaslar gibi parıldadığı sulara, biraz ötede bir yeni balıkçı kümesiyle kırılmak üzere onların bittiği yerde başlayan o şeffaf karanlığa, vapor dalgalarından, küçük çalkantılardan, bu aydınlık yüzlü gölgenin bin türlü akisle size doğru yükselişine, sizi alıp götürecekmiş gibi etrafı sarmasına; velhasıl döşemeleri çok cilalı, renkli ve ışıklı bir sarayda yalnız akisten, parıltıdan, ışık sarsıntılarından ibaret, onların küçük nağmeden, musiki cümlelerinden büyük ve müstakil varyasyonlara kadar yükselişinden bir dünyada yaşanıyormuş hissini veren bu lüfer gecelerine, çocukluğundan beri bayılırdı.” 
Boğaziçi, yüzyıllardır balık türlerinin beslenmesi ve üremesi konusunda önemli bir merkez olmuş; on binlerce yıldır Akdeniz ile Karadeniz arasında iki kez balıkçıların ‘büyük göç’ dediği balık geçişlerinin tüm bereketini yaşamıştır. Ege ve Akdeniz’den gelen uskumru, kolyoz, palamut, lüfer, kılıç ve orkinos gibi göç eden balıklar, beslenmek ve üremek amacıyla mart sonundan başlayarak haziran ayına kadar Boğaziçi’nden Karadeniz’e geçmeye devam ederler. Bu geçişe balıkçılar arasında ‘Anavaşya’ denir. Aynı balık türleri, ağustos sonu itibarıyla ekim ayına kadar tekrar Boğaz’dan Marmara Denizi’ne ve oradan da Ege ve Akdeniz’in sıcak sularına dönerler.

DENİZANALARI ARTIYOR

70’li yılların sonlarında Boğaziçi’nde yaşayan balık türlerinin sayısı 60 iken, günümüzde bu sayının 20’nin altına düşmesi üzüntü vericidir. Ne yazık ki Boğaz’la özdeşleşmiş orkinos ve kılıç balığı gibi türler, tümüyle ortadan kaybolmuştur. Ancak Boğaz’ın en gözde balığı,  balıkçıların deyimiyle ‘Boğaz’ın sultanı’ lüferin geleceği de risk altındadır. Buna karşılık ne yazık ki, her tür kirliliğin artmasına paralel olarak, denizanalarının popülasyonu çoğalmaktadır. Yumurtlama boyuna gelmeden avlanmasının önüne bir türlü geçilemeyen lüfer balığı olmadan ne ağızlarımızın tadı olacak ne de Boğaz’ın… Unutmayalım ki, lüferin bitmesi demek şehrin süsünü yitirmesi demek…

LÜFERİN KUYRUĞUNU TUTUN!

Her yıl ekim ayı, artık İstanbul’da lüferi korumanın ve kollamanın ayı olarak yaşanıyor. Bu yıl ilk kez ‘İstanbul Lüferinin Kuyruğunu Bırakmıyor: Slow Fish İstanbul’ adıyla bir etkinlik düzenleniyor. 10 ülkeden 70’ten fazla delegenin sunumları ve akademik tartışmalarla zenginleşecek; çocuklar için düzenlenen atölyelerle ve film festivalinden yemek yarışmasına pek çok güzellikle süslenecek bu etkinlik herkese açık… 17 Ekim tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nin Albert Long Binası’nda başlayacak olan ‘Slow Fish Istanbul’, bundan böyle bölgesel bir toplantı ve etkinlikler bütünü olarak, ‘Slow Food İstanbul’-‘Fikir Sahibi Damaklar’ın, ‘İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın’ kampanyasını takiben başlattığı ve her yıl ekim ayının 3. hafta sonu kutlanan ‘İstanbul Lüfer Bayramı’ ile dönüşümlü olarak iki yılda bir gerçekleşecek… 17-20 Ekim 2013 tarihleri arasında gerçekleşecek olan bu etkinliğe katılım ücretsiz... 

BU BENİM BALIĞIM

Son zamanlarda kimi sorumsuz uygulamalar, belirli bölgelerde küçük balıkların varoluşunu da tehlikeye soktu. Hem bu yok oluşa dikkat çekmek hem de küçük balıkların beslenmemizdeki önemini anlatmak adına bir yarışma düzenleniyor: ‘Beni Balığım’ yemek yarışması…  ‘Fikir Sahibi Damaklar’ ile ‘Mutfak Sanatları Enstitüsü’nün birlikte düzenlediği yarışmada tek koşul sadece ve sadece küçük balık kullanılması… Değerlendirme uluslararası ve akredite bir jüri tarafından yapılacak, sonuçlar da 20 Ekim tarihinde belli olacak.    

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?