• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
17 Eylül 2011 Cumartesi

Artık bizim de gerçek bir zeytinyağı müzemiz var

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Yıllarca İtalya, Fransa ve Yunanistan'daki zeytinyağı müzelerine imrendik. Şimdi sıra başkalarında. Çünkü Türkiye, artık zeytinyağı müzelerinin en büyüğüne sahip.
Edremit'te Evren Ertür'ün, Küçükkuyu Adatepe'de ise zeytine gönül vermiş insanların kurduğu küçük zeytin ve zeytinyağı müzelerimiz vardı. Özellikle Atıf Attila'nın zeytinyağı üretimini tarihsel süreç içinde anlatan maketleri de hala benzersiz... Ama bugüne kadar İtalya, Fransa ve Yunanistan'da gördüğümüz; hatta biraz da imrenerek gezdiğimiz zeytin-zeytinyağı müzelerine artık hasetle bakmamıza gerek kalmadı. Çünkü geçen hafta Kuşadası-Davutlar yolu üzerinde açılan Hasan-Gürsel Tonbul çiftinin koleksiyonu, hem yerleştiği alan olarak hem de yerleştirilen objelere eşlik eden eğitsel-pedagojik özellikleriyle dünyadaki benzerlerini hızla sollayıp geçti bile... 'Oleatrium' adı verilen sergi alanında, zeytinin ve zeytinyağının geçmişine ilişkin ne ararsanız var. Yerleşim tam 3000 metrekareye yayılmış durumda ve kaç tane mengene, kaç tane zeytinyağı küpü olduğunu saymak bile zor. Müzenin hemen yanında yer alan, sadece ekolojik ürünlerin işlenip kullanıldığı ve doğal ortamı ile göz dolduran Değirmen Restoran da cabası...
Müzenin mimarisinde binalar, görsel ve estetik olarak ön plana çıkartılmamış. Sergilenen objelerin varlığı ve bu objelerin bağlı olduğu dönemler vurgulanıyor. İnşaat malzemesi olarak da, mümkün olduğunca yerel ve orijinal çeşitli işliklerden çıkarılıp alınan ürünlerin (harman, tuğla, taş, ahşap gibi) kullanılmasına özen gösterilmiş. Romalılar tarafından icat edilen, daha az güç harcayarak yağ çıkarmaya yarayan  'Sonsuz Vida'nın onlarca örneği ve binlerce yıldır zeytin ya da üzüm sıkmak için kullanılan 'Trapetum'  adlı değirmen taşı örnekleri de Roma bölümünde.
2500 yıllık işlikte yağ sıkıldı
Müzede zeytinyağının 2500 yıl öncesinden başlayarak 'erken sanayi' dönemine uzanan süreci, üstelik de son derece başarılı bir şekilde, adım adım sergileniyor. En heyecan verici şeylerden biri de, dünyanın bilinen en eski zeytinyağı işliği olan ve Urla'daki Klozemenai antik kentinin içinde bulunan işliğin, Samsunlu ahşap ustaları tarafından bire bir   örneğinin eski sedir ve ardıç ağaçları kullanılarak yeniden inşa edilmesi... Bu işlik kurulduktan sonra çalıştırılmış ve o günlerdeki gibi zeytinyağı elde edilmiş. Bir benzeri Haliç'teki  'Rahmi Koç Sanayi Müzesi'nde bulunan buharlı zeytinyağı işliği 'lokomobil' de, yine çalışır durumda sergileniyor. Yaklaşık 30 yıl boyunca, bulunabilen tüm zeytinyağı üretim işliklerini topladıklarını söyleyen Gürsel Tonbul, şöyle anlatıyor maceralarını: 'İnsanlık için bu kadar önem taşıyan zeytinyağının, dünyada bilinen en eski üretim tekniklerinden başlayarak erken sanayi dönemine kadar olan sürecini, gelecek kuşaklara aktarmak istedik. Yaşadığımız toprakların zeytin ve zeytinyağı kültürünü, zeytinin Anadolu ve Akdeniz tarihi ile bağını yansıtmak, paylaşmak, anlamlandırmak ve geleceğe miras bırakmak adına oluşturduğumuz Oleatrium'da, 2500 yıl öncesinden başlayan bir zaman tüneline girip 100 yıl öncesinden çıkıyoruz. 30 yıl önce antik işlikleri toplayarak başladığımız süreci bir sergi alanı ile sonlandırdık.'
Müzeyi gezerken heyecanımız giderek artıyor... Zeytinyağının nasıl üretildiği ile ilgili görsellerin yanı sıra, elde edilen yağın tarih boyunca hangi alanlarda ve nasıl kullanıldığına dair bilgiler de aktarılmış; yine görseller ve objelerle... Zeytinyağı yemeklik olarak sofralarımıza gelmeden önce, aydınlatma amacıyla yağ kandillerinde yakıt olarak kullanılmış. Aydınlatma bölümü, genel anlamda zeytinyağının bu amaca yönelik kullanımı hakkında da ayrıntılı bilgi veriyor. Bununla birlikte, yine yemeklerde kullanılmadan önce (ya da birlikte), özellikle Romalılar tarafından sağlık, güzellik, temizlik ve bakım ürünü olarak pek revaçtaymış. Bu yüzden Oleatrium'da, benzerlerinden farklı olarak, klasik bir Roma Hamamı, gerçeğine uygun olarak inşa edilmiş. Bu arada zeytinyağının yakın dostu şarap da unutulmamış... Tarih boyunca üzüm ve şarap üretiminde kullanılan araç-gereçler ile yöntemler de sergilenmiş. .

Sarı yazın sakinliğinde aranan lezzetler...
Özel okullar geçen pazartesi açıldı, devlet okulları da bu pazartesi (19 Eylül) açılıyor. Yaz boyunca dolup taşan, gürültüleri İstanbul'dan bile duyulan Ege kasabalarında, şimdi 'meraklısına' sarı yazın güzellikleri saklı... Güneşin ışığı insanı kör etmiyor; rüzgar üşütmüyor; deniz limonata, hava şerbet gibi... Bence vakit varsa tam yola çıkma zamanı. Küçük öneriler:
Datça: Şimdi 'Çıplak' adı verilen ve Kofana'nın akrabası olan balığın en güzel mevsimi... İlle de isim isterseniz 'Karşıyakalı Fevzi'yi öneririm; ama Datça'da, Palamutbükü'nde (bu palamut, Boğaz palamutu değil, meşenin meyvesi) ve Knidos'ta, balık hem çok lezzetli hem de çok bol...
 Alaçatı: Meraklıları kasabaya bundan sonra gelir. 'Gör-görüncüler' ayrılınca, ortadan kaybolan ıstakozlar bile piyasada bollaşır. Yöresel eriştelere sarımsak ve olgun domateslerle yapılan soslar pek yakışır; üzerine de bol ve sert keçi peyniri rendesi... Mis gibi limonataların yanına sakızlı kurabiye şarttır. Serin akşamüstleri için de şifalı ot çaylarını öneririm. Maria'nın Bahçesi, Agrilia ve Köşe Kahve her dem açık nasılsa... Unutmadan, kaçırılmayacak bir lezzet de susuz, kütür kütür Germiyan kavunudur. Hem yiyin, hem de evinize taşımaya üşenmeyin. 
Cunda: Güzelim sokakları kedilere kaldı ya, işte şimdi tadında yenmez... Gelsin kum midyeleri kidonialar, ahtapotlar, kalamarlar, balıklar ve de tam kıvamında haşlanmış otlar... Eski lokantaların hepsine kefiliz, ama Bay Nihat, Nessos ve Deniz'in yeri ayrı... Manzara deseniz muhteşem, lezzet deseniz garanti...

Dünyanın en ünlü zeytinyağı müzeleri
- Museo dell'Olivo: Kuşadası'ndaki açılıncaya kadar en büyük zeytin ve zeytinyağı müzesi burasıydı. Cenova yakınlarında, Carli Kardeşler tarafından, zamanında grubun genel müdürlük binası  olarak kullanılan 'Art Nouveau' tarzındaki binada, on yıllar   boyunca toplanan kayda değer bir koleksiyon sergileniyor.  
- Midilli Zeytinyağı Müzesi: Yunanistan'da zeytinyağı endüstrisi ile ilgili 12 tane müze var. Ancak, zeytinyağının yanı sıra peynirleri de ünlü olan Midilli Adası'nın Aya Paraskevi Köyü'ndeki eski 'Zeytin Değirmeni',  ülkenin yerleşim  olarak en büyüğü. Yunanistan'da Sparta ve Girit'te de büyükçe zeytinyağı müzeleri var. 
- Le MusŽe de l'Olivier: Marsilya yakınlarındaki Nyons'da bulunan bu müzede, zeytin ağacı kültürüne ilişkin hemen her şey sergilenmeye çalışılmış. Buranın önemi, ünlü ressam Van Gogh'un (halen kendi adını taşıyan Amsterdam'daki müzede sergilenen) 'Zeytin Ağaçları' adlı eserini burada yapmış olması.
- Lübnan Zeytinyağı ve Sabun Müzesi: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenen ünlü 'İskender Lahdi'nin çıkarıldığı  Sidon Saida'da ve Memluklar döneminden kalma hayli eski bir binada, bölgenin en eski  zeytinyağı işliği yer alıyor ve   halen sabun üretiliyor.

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor