• $ 6,0835
  • € 6,8198
  • 251.269
  • 86.072
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Neden böyle oluyor?

Uluslararası sistemin patronajında hala Batı yer almaktadır. Fakat bugün bu sistemin temelleri aşınmaktadır ve Batı sitemi hegemonik üstünlüğünü hızla kaybetme eğilimine girmiştir. Bunun arkasında planlanmış bir olay, gelişme veya bir komplo bulunmamaktadır. Dünyada yaşanan son çeyrek yüzyılın ekonomiden teknolojiye, bilimsel devrimlerden iletişimde ortaya çıkan yeni dalgalara, bilginin niteliksel olarak geçirdiği sıçramalara kadar birçok olayın burada meydana getirdiği büyük bir dönüşüm söz konusudur.

Bu yaşanan sürecin küreselleşme diye ifade edilmesi ve bunun da yeni bir çağın yaşanması anlamına geldiğini söylemek doğru olacaktır. Küreselleşme bir anlamda tarihsel olarak yeni bir dönemin açılması, insanlık için yeni bir dalganın yükselmesi demektir, şüphesiz her büyük değişim dönemi için geçerli olan kurallar bu süreç için de geçerlidir. Büyük dönüşümler, çağ değişmeleri büyük sorunları beraberinde getirebilir, yaşanmasına sebep olabilir.

Terörü üreten anlayış

Terörün küresel bir hal alması, küresel ölçekte tehdide dönüşmesinin arkasında önemli bir neden olarak küreselleşme sürecinde Batı sisteminin dış politika yaklaşımının hala eski yöntem ve zihniyette dayalı olmasının önemli bir payı olduğunu ileri sürüyorum. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: Soğuk savaştan sonra Batı sistemi tek kutuplu bir dünya yaratma arayışına yönelmiştir. Bu arayışın arkasında neo-liberal ideolojinin önemli bir rolü bulunmaktadır. Bu ideolojik yaklaşım ekonomide ve siyasette Batı’nın mutlak üstünlüğünü rasyonalize eden bir işleve sahiptir. Demokrasiyi, özgürlükleri, sosyal hakları, bireyin varlığını adeta ‘piyasa’ karşısında yok sayan bu anlayış uluslararası siyasette de müdahaleciliği meşru gösteren bir siyaset üreten bir anlayışa yol açmıştır.
Bir anlamda Batı bu ideolojik dar görüşlülük içinde küresel öncesi dönemin, sömürgeci siyasetlerine kadar uzanan yöntem ve araçları kullanmaya devam etmiştir. Bunlar savaş, ülkeleri işgal etme, iç işlerine müdahale, askeri cuntaları destekleyerek darbe yaptırmak, bunları yapmadığı veya yapamadığı durumlarda o ülkeler içinde ortaya çıkan ideolojik, etnik, dini vb. sebebi ne olursa olsun terör örgütleriyle gizli servisler üzerinden irtibat kurup söz konusu ülkeyi politik bakımdan istikrarsızlaştıracak eylemler yoluyla o ülkeye baskı yapmak…
Batılı ülkeler bu yöntem ve araçları yüzyılı aşkın bir süredir kullanmakta oldukça tecrübe sahibidirler. Bu konuda hem insan kaynağına hem de kurumsal mekanizmalara sahip olduklarını, bu konuda etkili olduklarını söylemeye dahi gerek yoktur. Ancak çağ değişmiştir fakat Batılı ülkeler, Batı sisteminin kurumsal mekanizmaları aynı yaklaşımları kullanmaktan vazgeçmemektedirler.

Küresel soruna küresel cevap?

‘Netice alıyorlarsa neden vazgeçsinler?’ diye sorabilirsiniz. Kısa dönemde bazı neticeler elde etmeleri mümkündür ve bundan çıkarları gereği memnun da olabilirler fakat bu yöntemlerin kullanılmasının sebep olduğu sorunların görülmesi, bunların nasıl bir tahdide dönüştüğünün anlaşılmamasının maliyeti giderek büyümektedir ki ‘terörün küreselleşmesi’ bunlardan biridir.
Meseleyi anlamak için, ABD’nin Irak’a müdahale ederek savaş sonrası ortaya çıkan terör ortamını, buradan beslenen başta DAEŞ olmak üzere terör örgütlerinin üremesini; Suriye’de etkinlik kazanmak, Ortadoğu siyasetinde kullanmak için PKK/PYD örgütüne destek vermenin işbirliği yapmanın bu örgütleri başta Türkiye olmak üzere çeşitli coğrafyalarda saldırıya cesaretlendirmesine yol açtığını görmek gerekir.
Bu eski yaklaşımların ‘terör kültürünü’ besleyerek bu yapıların, küresel çağın hareketlilik imkanlarıyla birleşmelerine, yeni silah ve tekniklerle dünyanın her coğrafyasında muhtelif biçimlerde kanlı eylemlere girişecek şekilde yayılmasına ortam oluşturarak ‘terörü küresel bir soruna’ dönüştürdüğü anlamak mecburiyeti vardır. Bunun için teröre karşı işbirliği atılması gereken ilk adım olmak durumundadır.

Türk düşünce hayatında, fikirleri ve eserleriyle derin izler bırakan şair Kısakürek, yaşamı boyunca

Necip Fazıl Kısakürek Vefatının 36. Yılında Anılıyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Yassı Ada'daki muhafız subayın gizlice ektiği fotoğraflar

İstanbul Boğazı'nda dikkat çeken görüntü