• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
17 Aralık 2011 Cumartesi

'Uzaylı' yazarların yaptığı bölücülük

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Pencerenin tam önünde duran çalışma masamdan dışarıyı izliyorum. Önümde Üsküdar, karşı yakada Sultanahmet Camii bütün ihtişamıyla öylece duruyor. 'Kadim İstanbul'un güzelliğine kelimeler yetmiyor. Bu güzellik etrafın gelenekselliğiyle müthiş bir uyum içinde. Karşımdaki ahenge bakarken Türkiye'de gelenek ile kurulan, daha doğrusu kurulamayan ilişkiyi düşünüyorum. Ne tuhaf, ne 'sömürge' tipi kanılar, yargılar var bu memlekette. Kendi ülkeni tanımamak, bilmemek makbul bir 'aydın duruşu' mesela. Ya da tanıyıp bilse de bilmezliğe gelmek. Batılı ya da daha havalı deyişle 'Avrupai' bir hava katıyor ülkenin eli kalem tutan bir kesimine...
***
Bu cehaletle övünme hastalığını yavaş yavaş aşıyoruz ama hala eski, çarpık ve kendiyle kavgalı düzenin nostaljisiyle yaşayanlar var maalesef. Önceki gün Cumhuriyet Gazetesi'ni okurken yine karşılaştım bu ruh haliyle. Bekir Coşkun'un mele ile ilgili yazısında... Coşkun'un Diyanet'in Güneydoğu'da melelere 1000 kişilik kadro açmasıyla ilgili neler düşüneceğini zaten tahmin ediyordum. Korku pompalaması, 'laiklik, cumhuriyet elden gidiyor' uyarıları vs... Ama bunlarla süslediği yazıda öyle ifadeler vardı ki...
'...Bakanın açıkladığına göre devlet bütçesinden maaş vererek, hacılardan, hocalardan, şıhlardan, şeyhlerden, üfürükçülerden ilk aşamada 1000 molla yaratmakla başlıyorlar işe... Biraz olsun zekası olan insanlar şüphelenmesinler diye de kadroya alacakları mollaların adını biraz değiştirdiler: Mele...'
***
Bir köşe yazarının, hele Urfalı yani o bölgeden çıkan bir köşe yazarının bu bilmeyen ya da bilmek istemeyen, çarpıtan ve bununla da övünen tavrına ne denir, karar veremiyorum.  Aklıma yalnızca yukarıda tarif etmeye çalıştığım 'uzaylı olma ve bununla gurur duyma' hali geliyor. Çok yazık ki kendimizi, ülkemizi tanımayarak, gelenekleri yok kabul ederek aydınlanacağımızı sandık. Bilirsek gelenekselleşiriz, 'geriye gideriz' zannettik. Bütün dünyada normal olarak cehaletin karanlığa sürükleyeceği tezi geçerlidir. Bize ise aydınlanmak için kendine cahil kalmak gerektiği öğretildi.  'Öğrenmeden aydınlanmaya çalışan' alaturka bir model yarattığımız için kendimizi ne kadar kutlasak az doğrusu!
Kabul edelim ya da etmeyelim, meleler ya da daha yaygın tabirle mollalar o yörenin bir gerçeği. Yüzyıllardır akil adam olarak kabul edilen, bölgenin ileri gelenleri. Bu insanların İran'daki ruhban sınıfı olarak kabul edebileceğimiz mollalarla hiç ilgisi yok. Hele onlara üfürükçü demek hem hakaret hem de tam bir çarpıtma. Diyanet'in önerisine birkaç açıdan şüpheyle yaklaşabilirsiniz. Rezerv koyabilirsiniz. Ben de koyuyorum. Bu uygulama meleleri devletin denetimine sokmaya, kontrol edip dönüştürmeye hizmet edecekse eleştirmeliyiz diyorum mesela. Ama bir bölgenin gerçeğini aşağılamak, tamamen yanlış şekilde tarif etmek ayıp değil mi? Bölücülüğe, oradaki insanları ayrıştırmaya tam da Coşkun'un kalemi hizmet etmiyor mu?

Faili meçhuller soruşturması karartılıyor mu?
Bu ülkenin en karanlık dönemlerinden biri olan 90'ların aydınlığa kavuşması, devlet ve mafya ilişkilerinin tespit edilip, suça bulaşanlardan hesap sorulması için yürütülen faili meçhuller soruşturması devam ediyor. Bu soruşturma Türkiye'nin temizlenmesi ve hukuksuzluklardan hesap sorması adına verdiği mücadelede önemli bir samimiyet testi. Üzerine kararlılıkla gidilmesi gereken bir süreç. Bu süreçte birtakım güçlerin devreye girip, kollama mekanizmalarını çalıştırmalarını engellemek hayati önemde. Ancak önceki gün 7 özel harekatçının apar topar tahliye edilmesi yine birtakım güçlerin devreye girebileceği izlenimi uyandırıyor maalesef.
***
Savcı tahliyelere AİHM'in kararları, tahliye edilenlerin faili meçhul cinayetlere karıştığına dair delilleri içeren raporları ve Mehmet Eymür'ün ifadelerine dayanarak itiraz etti. Şayet bu itiraz dikkate alınmaz, soruşturma akamete uğratılırsa Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla devam eden temizlenme ve yüzleşme süreci önemli bir yara alır.

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor