• $7,4391
  • €9,0176
  • 420.607
  • 1470.65
05 Haziran 2012 Salı

Özel yetkili mahkemelere ne olacak?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Uzun zamandır beklenen 3. yargı paketi geliyor, 4'üncüsü de yolda. Yargıda bir dizi düzenleme yapılacak. Peki bu düzenlemeler hakikaten yaşanan sıkıntıları aşmaya mı yarayacak?
***
Son derece olumlu noktalar olmakla birlikte benim kafamı kurcalayan, yaşanan süreci geri götürebileceğini düşündüğüm hususlar da var... Basın suçlarıyla ilgili düzenlemeler son derece olumlu gözüküyor. Bu, Mustafa Balbay gibi gazetecilerle tutuklu vekillere tahliye yolu açabilir. Basın suçlarına bir kerelik erteleme gelmesi de ifade özgürlüğü açsından önemli bir gelişme. Ancak ses kaydı yayınlamaya çok ağır yaptırımlar var. Kayıtları yayınlayana 5 yıla kadar hapis öngörülüyor. Ses kayıtlarıyla ilgili bir düzenleme yapılsın ancak unutulmasın ki Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda kamuoyunun bilgilendirilmesine ses kayıtları çok önemli katkı sağladılar. Bunların tamamen önünü kesmek bu davaları çürütmek isteyenlerin eline büyük bir koz verecektir. Onun yerine özel hayatla ilgili ya da ilgili şahsın dışındakileri afişe eden kayıtlarla ilgili bir düzenleme getirilse olmaz mı?
***
Bir de büyük fırtına kopartan bir düzenleme söz konusu. Ya 4. yargı paketinde ya da 3. yargı paketine eklenecek bir maddeyle özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konuşuluyor. Ben bunun da ifrattan tefrite savruluş olacağını düşünüyorum. Özel yetkili mahkemelerin uygulamaları ve yetkileri nedeniyle birtakım sıkıntılar yaşanıyor. Bunları önlemek için düzenlemeler yapmak gerekli ama bunun yolu bu mahkemeleri ortadan kaldırmak mı? Henüz Ergenekon ve Balyoz davaları sürüyor. Sürecin ortasında yargılamaların yapıldığı otorite ortadan kalkarsa ortaya çıkacak kaosu düşünebiliyor musunuz? Üstelik birtakım hatalar yapıldığı için kaç yıldır büyük bir kararlılıkla yürütülen süreçler çöpe mi atılacak?
***
Büyük bir heyecanla beklenen reform paketi olumlu değişiklikler getirse de askeri vesayeti kıran, darbeler ve derin devleti yargılayan sürecini geri döndürecek adımların önünü açmamalı... Bu konuya hukukçuların yaklaşımıyla devam edeceğim...

Bırakın Fazıl konuşsun!
FazIl Say'ın ülkeyi terk etmesi gündeme geldiğinde yazdım. 'Korkmuyor, nefret ediyor' dedim. Say kendi ülkesinin önemli bir bölümünü teşkil eden dindar Müslümanlara tahammül edemiyor. İslamofobik. Artık onlara gözünü kapayamadığı için de büyük bir öfke içinde. Eskiden bu ülkede adı konulmamış bir kast sistemi vardı ve Say  nefret ettiği kesimle hiç temas etmeden yaşayabiliyordu. AK Parti bu düzeni kırdı. Dindarların da görünmeyen duvarlarla ayrılan alanlara girmesini sağladı. Fazıl Say işte bu öfkeyle saldırganlaşıyor. Kültür Bakanı'nın nazik çağrısına bu öfke sebebiyle küfrediyor.
***
Ancak bu tespiti yapmak demek Fazıl Say'ın Twittter'da bir mesajı yaydığı için 1,5 yıla kadar hapisle yargılanmasını desteklemek anlamına gelmiyor. Say, Ömer Hayyam'dan alıntı yaparak İslam'ı hedef alan son derece provokatif sözleri tweetledi. Yaptığı eleştirilebilir ama yargılanması son derece yanlış! Şayet ifade özgürlüğü için mücadele ediyorsak her türlü fikrin telaffuzunu savunmalıyız. Yargı artık her tansiyon yükselten çıkışı susturma refleksinden kurtulmalı. Aksi takdirde Türkiye konuşanların değil, susanların ülkesi olmaya devam edecek!
***
Fazıl Say'ın fikirlerine hiç katılmasam da hatta onu küfürbaz ve manipülatif bulsam da onun fikirlerini sonuna kadar söyleme hakkının yanındayım. Atatürk ile ilgili yaptığım bir tespitten ötürü benim hakkımda başlatılan soruşturma ne kadar yanlışsa Fazıl Say hakkında ilerleyen yargı süreci de o kadar yanlış!

<p>Peki, önümüzdeki günlerde Paşinyan'ı neler bekliyor?  Azerbaycan-Ermenistan hattında neler yaşanı

İskender füzesi iddiasının sebebi ne?

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı

Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı'nda incelemelerde bulundu