• $7,4191
  • €9,0034
  • 442.579
  • 1540.21
27 Aralık 2011 Salı

Bu ittifaka bir cevabınız yok mu?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Ah benim yürekli, billur sesli, talihsiz arkadaşım Rojin! Bu tuhaf yerde, kendi isminle var olmanın da, kendi dilinde şarkı söylemenin de dert olmaktan kurtulamadığı memleketimizde tüm zorluklara rağmen o müthiş espri yeteneğini hiç kaybetmeden, mücadeleni kesintiye uğratmadan yürüyorsun bildiğin yolda... Ama haydi kabul edelim, şu senin başına gelenlerden  trajikomik bir film çıkar be arkadaşım... En iyisi gel,  gazetelere yansıyan hikayeyi biraz geriden alarak anlatayım ben. Oraları kimse bilmiyor zira.
***
Sevgili okurlar, siz birkaç gündür aşüfte-TRT-Rojin üçgeninde takip ettiniz gelişmeleri ama aslında bu olayın yaşandığı gün, olayın kahramanı Rojin geçen hafta tamamladığı albümünün dağıtmına başlamış, albüme iliştirdiği parfümleri hazırlamış, paketlemiş ve kargoya veriyordu. Üstelik bir gün sonra doğum günüydü. Dostlarıyla bir yemek organize ediyordu. Ertesi gün, yani geçtiğimiz perşembe akşamüzeri, akşamki doğum günü yemeğiyle ilgili son hazırlıklarını tamamlamak üzereyken telefonu çaldı Rojin'in. Arayan Orhan Miroğlu'ydu. Neler söylediğini biliyorsunuz... (Miroğlu'nun dünkü yazısıyla aşüftenin yanında bir de 'psikopat'ın olduğunu öğrendik) Doğum günü yine zehir oldu. Yine diyorum çünkü iki yıl önceki doğum gününde de güzel bir gece organize etmiş, o geceyi de 'sigara içiliyor' diyerek polis basmıştı. Bütün ışıklar yakılmış, hepimize potansiyel suçlu muamelesi yapılmıştı. Ben oradaydım, Rojin'in yaşadığı hayal kırıklığını hiç unutmam...
***
Bu olanlardan sonra birkaç kez konuştum Rojin'le. Umutla karışık bir burukluk vardı sesinde. Başbakan, Emine Hanım ve Bülent Arınç'tan telefon almış, bu gelişme gazetelere konu olmuştu. Şunu söyledi: 'Çok şaşırdım ve yalnız olmadığımı hissettim. Bu telefonlar güç verdi bana... Başbakan ve Emine Hanım bana çok güzel şeyler söylediler ama ne olur beni affet, bu konuşmalar onlarla aramızda. Onların bu telefonu benim medyaya söylediğimi düşünmelerini de istemem.'
***
Rojin bu konuda ne kadar hassas olsa az, zira mağdur olduğu olaylardan sonra bir de utanmadan 'reklam için yapıyor' etiketi yapıştıran çevreler olduğu malum. Ah memleketimin tuhaf manzaraları... Hadi bunu geçtim bu kez bir de işi 'aşufte aslında bir iltifattır'a vardıran vicdansızlar oldu. Kelimelerime yazık, yalnızca 'pes doğrusu!' demek istiyorum. Ortada albümünü tamamlamanın heyecanıyla bekleyen ama aynı gün hakarete uğradığını öğrenen bir sanatçı var. Size başka bir şey de söyleyeyim: Rojin'in aylar önce tamamlanan ama kanalların yayınlamaya yanaşmadığı bir klibi de var. Klibi yazın Ela Barlas çekti, çok da güzel oldu ama yayınlanmıyor. Neden biliyor musunuz? Yükselen PKK terörü yüzünden! Evet, doğru duydunuz, terörden bütün Kürt vatandaşları sorumlu tutan o zalim zihniyet hala ayakta maalesef... (Okan Bayülgen yalnız değil anlaşılan)
***
İşte tüm bunları görerek anlamaya çalışalım olayı.
Bence susma Rojin! Bu ülkede maalesef hala bir kadına, hangi sebeple olursa olsun -ki duyduğum kadarıyla Rojin'e TRT Şeş'te yine Kürtçe program yapması konusunda teklif varmış ama o 'ben bu sezon başka bir kanalda Türkçe program yapmak istiyorum' diye reddediyormuş- bel altı hakaret, üstelik kalabalık katılımlı bir toplantıda yapılabiliyor. Hem de bunu bu ülkenin devlet televizyonunun başı yapabiliyor. Bir de 'aramızda kadın yok değil mi' diyerek iğrenç bir dayanışmayı işaret ediyor. Orada akademisyenler var, gazeteciler var, bürokratlar var... Merak ediyorum: Orhan Miroğlu olmasa bir Allah'ın kulu sesini çıkarmayacak mıydı? Bu hakaret 'sessiz erkek ittifakı' içinde kaybolup gidecek miydi? Miroğlu dışında kimse mi rahatsız olmadı 'aşüfte'den?
Bu soruların cevabını bilmiyorum ama İbrahim Şahin zihniyeti beni ne kadar derin bir yılgınlık hissiyle doldursa da bu ülkenin Başbakan'ı ve eşinin bu zihniyete karşı nasıl dik durduklarını görmek bana o kadar güç ve umut veriyor. Onların desteğiyle 'aşüfteleyen' bu düzeni değiştirebiliriz! Yeter ki sessiz ittifakları bozma konusunda kararlı olalım...


<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''

Caddebostan Sahili kırmızıya bürüdü