• $7,3818
  • €8,9785
  • 442.077
  • 1546.51
03 Şubat 2011 Perşembe

Batı'nın öcüsü Müslüman Kardeşler

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Salı günkü yazımda Mısır'daki protestolarda Müslüman Kardeşler'in rolünü sorgulamış ve ülkenin en büyük ve köklü muhalefet hareketinin amacının ne olduğunu sormuştum. Bu soruya doğru cevabı vermek için Batı üzerinden yaptığımız okumaları bir kenara koymamız gerek. Koymazsak şu yanlış çıkarımla yetinmemiz gerekir: Müslüman Kardeşler radikal İslam için savaşıyorlar. İktidara geçip Mısır'ı bir şeriat rejimi haline getirecekler!

Bu sığ ve basit yorum Batı'nın Mısır'daki resmi tamamen yanlış yorumlamasına neden oluyor. Örneğin dün El Cezire televizyonunda Kahire sokaklarındaki gösterileri izlerken yanımda Belçikalı gazeteci arkadaşım Dirk Vermeiren vardı. Gösteriler devam ederken namaz vakti geldi ve Tahrir Meydanı'nda yüz binlerce kişi bir anda namaz kılmaya başladı. Görüntü inanılmazdı. Huşu içinde, birlikte Allah'a dua eden dev bir kitle var. Bu kitle demokrasi mücadelesi veriyor ve bunu kimsenin burnu kanamadan yapıyor... Görüntü karşısında Dirk kalktı ve 'Görüyor musun? Olacağı işte bu! Bütün ülkeyi İslam'a teslim edecekler! Bak ne korkunç bir resim!' dedi. Ona göre birlikte namaz kılınması şiddet ve terör demekti...

Belçikalı arkadaşımın örneği Batı'nın gözleriyle Mısır'a, hadi ölçeği büyütelim, İslam coğrafyasına bakmanın ne kadar sakıncalı olduğunu gösteriyor. Bugün gelinen noktada Mısır'ın kan gölüne dönmeden demokratik bir sisteme geçiş yapabilmesi için vazgeçilmez olan aktör Müslüman Kardeşler. Kitleleri kontrol edebiliyor, yönlendirebiliyorlar. Hüsnü Mübarek'in de asıl korkusu bu. Protestolar devam ederse ülkede seçim talebinin önüne geçilemeyecek. Ve o seçimden büyük bir olasılıkla Müslüman Kardeşler iktidar olarak çıkacak. ( Bu senaryo ABD başta olmak üzere Batı'nın da gözünü korkutuyor. O nedenle ABD mecburen özgür seçimlere destek veriyor görünse de ülkede Mübarek'in liderliğini Baradey'e devretmesini bekliyor.)
Bu senaryonun gerçekleşmemesi için tahtından inmek bilmeyen Mübarek, yeni bir plan ortaya koydu. Dünden beri izliyorsunuz,  güya 'Mübarek yandaşları' protestocularla çatışıyor. Mübarek yandaşı kim? Olsa olsa zengin, küçük bir zümre olabilir bu 'yandaşlar'. E onlar da sokaklara inmeyeceklerine göre... Amaç belli: Kaos büyüsün, şiddet artsın, Mübarek mecburen askeri sokaklara salarak denetimi darbeyle sağlasın!
Bütün bunları bir bir izlemek ne acı! Halkın birbirine nasıl kırdırıldığını görmek. Şiddetin kime ne fayda sağladığını bir kez daha teyit etmek. Bir de... Tüm bu senaryoların biz Türkiye'de yaşayanlar için ne kadar aşina olduğunu içimiz acıya acıya kabul etmek...

Candaş ve hançerim
Günlerdir büyük bir ikilemin içindeyim. Bir uçta çok yanlış bulduğum, insanlık ayıbı saydığım ve avaz avaz itiraz etmek istediğim bir yazı, diğer yanda aramızda arkadaşlık hukuku bulunan o yazının sahibi... Kendi kendime kızıp duruyorum açıkçası. Sussam cemaatçilik yapmış olacağım, konuşsam... Yok, içim elvermiyor! Böyle kendimle kavga ede ede bu günü ettim. Posta Gazetesi yazarı Candaş Tolga Işık'ın geçtiğimiz hafta Güneydoğu halkıyla ilgili yazdığı o utanç yazısının üzerine tek kelime söylemeden günler geçirdim. Ancak artık olmuyor. Candaş'ı sevmeme, arkadaşım olmasına rağmen o yazıya ses çıkarmamış olmayı kendime ihanet kabul ediyorum. Ve buradan bu kadar oryantalist, bu kadar tepeden bakan, bu kadar nefret dolu ve ırkçılık suçu içeren o yazıyı kınıyorum! Böyle bir yazı gafletle açıklanamaz Candaş! Bu ülkenin bir bölümünde yaşayan insanlara sapık, ahlak anlayışından yoksun ve düşkün suçlamaları yöneltemezsin! Kimseyi yaşadığı yer ya da içine doğduğu ırk yüzünden ahlaksızlıkla suçlayamazsın! Ve tüm bunları 'boş anıma geldi' diye açıkladığında hedef aldığın insanların öfkesinin dinmesini bekleyemezsin! Bu yazıyı seni kırmak ya da hedef göstermek için değil, yüreğimdeki hançeri çıkarmak ve mesleği ilişkiler değil prensipler üzerine yürütmekle ilgili içtiğim anda sadık kalmak için yazdım. İçim rahat...

<p>Dünyanın pek çok yerinde şehir yönetimleri marka olabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Gastrono

Taşradan Türkiye'ye açılan bir edebiyat penceresi: İkindi Yazıları...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında