• $7,3742
  • €8,9822
  • 443.005
  • 1551.57
24 Aralık 2011 Cumartesi

Arınç yolu açtı, arkasından giden yok mu?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

'Kürt meselesinin çözümü için siyasi irade yok' diyenler, kaç gündür neredesiniz? BDP'liler, hani bir heyecan, bir heves dalgası? Yoksa ben mi kaçırdım? Peki ya çözüm için kafa yoran aydınlar, neden bekliyorsunuz? Zaten dinlediniz ama ben bir kez daha hatırlatayım. Bu ülkenin Başbakan Yardımcısı, yani siyasi iradenin en tepe noktası, Bülent Arınç, Meclis'te yaptığı konuşmada şunları söyledi: 'Sonu cı, cu ile biten tüm cümleleri reddediyoruz. Ama ben Kürt'üm diyen herkese hepimiz kadar eğitim, bilgi hakkı, kimlik hakkı ne varsa vereceğiz. Cebimizden vereceğimiz bir şey değil... Etnik kimliğin varlığını kabul edeceğiz. Lütfetme değildir.'
Bu sözler hükümetten gelen tarihi sözler. Neden hakkıyla heyecan yaratmıyor? Şayet BDP ve konuyla ilgili yazıp çizenler sorunun çözümü konusunda samimilerse neden bir bildiri yayınlanmıyor? Bu sözlerin arkasının gelmesi için neden gerekli kıpırdanma olmuyor? Bülent Arınç'ın cesur ve samimi açıklamalarının altını doldurmak için ne gerekiyorsa yapalım! Ben kendi adıma her türlü katkıya varım!

Fransa'nınki tabii ki ayıp ama peki ya bizimki?
Fransa'da Sarkozy'nin seçim hesabı ve Türkiye nefretiyle harmanlayıp, daha önce ötelediği bir tasarıyı, parlamentoya taşıması, üstelik bu tasarının -konu ne olursa olsun- ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı bir tasarı olması ayıp. Burası açık. Ben Ermeni kardeşlerimizin acılarının bu şekilde malzeme yapılması ve parlamentolarda oylanmasının yanlışlığını sürekli dile getiriyorum. Ama... Bizim yaptığımız da ayıp değil mi Allah aşkınıza? Günlerdir bir 'biz bir şey yapmadık'ı kanıtlama havası, elle tutulur tarafı olmayan bir tasarıyı aşırı ciddiye alma hali, bunlar yetmezmiş gibi bir de 'sen kendine bak, Cezayir'e Ruanda'da ne yaptın?' tavrı...
Fransız Meclisi orada kendi ifade özgürlüğüne hangi kurşunu sıkarsa sıksın, biz kendi içimize bakalım. 1915'te ne oldu? Olanlarla yüzleşebildik mi? Yaşananları anlattık mı? O acıyı fark ettik mi? Hayır! Son dönemde bu konu konuşulur oldu, hatta 2005'teki 'gürültülü' konferanstan beri epey bir yol alındı ama Türkiye, 'üstünü örtme' politikasından vazgeçti mi? Hayır! Bugün okullarda okutulan tarih kitaplarında 1915 nasıl geçiyor? Kaç satır yer alıyor ya da yer alıyor mu? Ermeni çeteleri dışında başka bir şey deniyor mu? Hayır!
Bu tablo ortadayken günlerdir yaşanlar öyle büyük bir 'tiyatro' gibi geliyor ki bana... Fransa bir kenara, biz kendi kendimize konuşalım: İsmini ne koyarsanız koyun,  dönemin İttihat ve Terakki'si bu topraklara ait olan bir halkın kitleler halinde yok olmasına göz yumdu. Göz yummayı bırakın, onları açık açık ölüme gönderdi. Hadi Doğu Anadolu'daki çeteleri anlıyoruz da Karadeniz'den, Akdeniz'den, Batı Anadolu'dan, İstanbul'dan yüz binlerce kadın, çocuk, yaşlı yurtlarından edildi ve çöllere sürüldü. Kimse masal anlatmasın, Talat Paşa, Ermenileri açık bir şekilde yok etti. Oral Çalışlar hatırlatmış, ben de tekrar edeyim: Türk Milliyetçiliği, Gayrimüslimler ve Ekonomik Dönüşüm adlı kitabında dönemin zabıtlarından alıntılar yapan Ayhan Aktar her şeyi açık seçik ortaya koyan konuşmalara yer veriyor. Ahmet İzzet Paşa Hükümeti'nin Şura-i Devlet Başkanı Reşit Akif Paşa'nın sözleri mesela: '...Tehcir emri resmi olarak Dahiliye Nazırı (Talat) tarafından verilmiş, vilayetlere tebliğ edilmiş... Binaenaleyh, çeteler meydan almış ve mukatale-i zalime (zalim katliam) yüz göstermiştir.' Yine aynı toplantıda Müşir Osman Paşa'nın sarf ettiği şu sözler de var: 'Bendeniz itikad ediyorum (inanıyorum ki), zulmedenler bizim İttihat ve Terakki komitecileridir. Türk milleti değil, Osmanlı milleti de değil.'
Sevgili okurlar, size benim tam kalbime dokunan, günlerdir buradaki tepkilere yönelik duyduğum tuhaf sıkıntı ve mahcubiyetin nedenini tam olarak anlatan dört yazı önermek istiyorum.  Birincisi perşembe günkü Taraf'ta yer alan Markar Esayan'ın yazısı. Diğerleri ise dünkü Radikal'de Cengiz Çandar, Orhan Kemal Cengiz ve Oral Çalışlar'ın yazıları. Lütfen internetten bu yazıları okuyun. İsminin ne olduğu ya da Fransızların bize hangi ucuz numarayı yaptığı değil, dönemin zalim politikacılarının yüzyıllardır birlikte yaşadığımız bir halka neler yaptığını konuşalım önce. Cezayir'i, Ruanda'yı hatırlatıp, masumiyet yarışına gireceğimize kendimizle barışmak için kendi dikenlerimizi temizleyelim. İfade özgürlüğü konusunda adımlar atılıyor atılmasına ama eksikler hala var. 301 maalesef bir utanç gibi gözümüzün önünde duruyor. Bari Fransa'nın ayıbından utanıp kendi ayıplarımıza son verelim...

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi

Vitrin mankeninin içinde ne var? Fenomenler herkesi şaşırtmaya devam ediyor