• $7,3894
  • €8,9472
  • 436.945
  • 1459.73
24 Mayıs 2012 Perşembe

Amaç Ecevit'i iyileştirmek miydi yoksa?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Ergenekon denen yapı ortaya atılan iddialar, kanıtlar ve tanıklıklara bakıldığında bir ahtapota benziyor. Bir çok kolu, bir çok bacağı var. Farklı şekillerde hareket edebiliyor ama hareketi ortak bir merkez sağlıyor. Ergenekon davaları bu kol ve bacakları mercek altına alıyor. Davaların birleştirilmesi de ahtapotun bir araya getirilmesi demek...
***
Bu davalar kapsamına alınan ve yakın tarihin en ilginç ve izaha muhtaç süreçlerinden biri 2001-2002 yılında yaşanmıştı. Bülent Ecevit Başbakan'dı. Sağlığı bozulmuştu ve Başkent Üniversitesi'ne yatmıştı. Daha sonra o hastaneden kaçarcasına çıktı ve yakın çevresi Mehmet Haberal'ı ve hastaneyi suçladı. Haberal, Ergenekon kapsamında yargılanıyor. Önceki gün Ecevit'in o dönemki koruma amiri ve DSP eski milletvekili Recai Birgün davada tanıklık yaptı. Doktorların, o dönem MGK ve Bakanlar Kurulu toplantılarından bir gün önce Ecevit'in bu toplantılara katılabileceğini söylediklerini ama ertesi gün aksini iddia ettiklerini, sonunda Rahşan Ecevit'le birlikte durumdan şüphelendiklerini ve eve doktor ve röntgen cihazı getirdiklerini anlattı. Ardından hastanenin tüm ısrarlarına rağmen iletişimlerini kestiklerini hatırlattı.
***
Birgün'ün anlattıklarını bir çerçeveye oturtmak için o dönem yaşananları gözümüzün önüne getirmemiz gerek. Bunları İsmet Berkan daha sonra detaylı bir şekilde yazdı. Ben yine de kısaca hatırlatayım: Yıl 2001. Bir grup emekli asker Ecevit'in artık yaşlandığına karar veriyor ve önce iş dünyası ile temasa geçiyorlar. Şu mesajı iletiyorlar: Ecevit çekilsin, yerine Hüsamettin Özkan gelsin. Mesaj Özkan'a gidiyor. Özkan 'Ben bunu duymamış olayım' diyor. Olayı kapatıyor ama Ecevit'e de söylemiyor. Daha sonra komutanlar Özkan'la doğrudan temasa geçiyorlar. Özkan yine 'Ben bunu duymamış olayım, böyle bir şeyi Sayın Ecevit'e söyleyemem. O önermedikçe de kabul edemem' diyor. Ama komutanlar pes etmiyor. Radikal'in o dönemki  Ankara temsilcisi Murat Yetkin'e bir resepsiyonda yaptıkları temasları anlatıyorlar. Yetkin, Özkan'a gidiyor. Özkan, Yetkin'i Ecevit'e götürüp olayı anlattırıyor. Daha sonrasını yaşanan olaylardan biliyoruz: Ecevit çekilmiyor, Özkan ise yaklaşık 90 milletvekili ile birlikte partiden kopuyor.
Ecevit'in doktoru: Başkent Hastanesi'ndeki tedaviyi kestik, bir çok şey düzeldi.
Bu olaylar 2001 sonu, 2002 başlarında oluyor. Aradan birkaç ay geçtikten sonra da Başkent Hastanesi'ndeki süreç yaşanıyor. Yani Ecevit, Haberal'ın hastanesine yatıyor ama orada yakın çevresinin iddiasına göre doğru tedavi edilmediği için eve getiriliyor. Sonrasını hatırlayalım: Ecevit 2002'den 2006'ya kadar yaşıyor. İyi de yaşıyor. Hastaneden çıkıp evde tedavi olduktan sonra 55 ilde miting yapacak kadar kuvvetleniyor! Bakın doktoru Mücahit Pehlivan dün bizim gazetede yayınlanan, Hakkı Kurban'a verdiği demeçte ne demiş: 'Sırt bölgesinde kırığı vardı. O da önemli bir kırık değildi. Korse ve yatak istirahatı önerilmiş. '6 ay yatmanız gerekiyor' denilmiş. Biz uygulanan tedaviyi tamamen kestik. İlaçları değiştirdik. Yüksek doz kortizon kullanıyordu, onu kestik. Kemik erimesi yapıyor ve yürürken kemikleri kırılacak duruma geliyordu. Böyle bir insanı yatağa bağlayınca tabii ki karmaşık bir durum ortaya çıkıyor... Onları düzenledik ve daha sonra bir çok şey düzeldi. O süreçle ilgili fikrim var ama bir şey söyleyemem. Olay yargıda..'
***
Bu arada medyanın rolüne de değinmemiz lazım. Medya deyince özellikle öne çıkan bir isim var o dönem: Emin Çölaşan. Çölaşan, Ecevit'in sağlığı ve evdeki durumu ile ilgili akıl almaz çirkinlikte şeyler yazıyor. Tırnaklarının pisliği, ayak bileklerindeki çoraplara kadar son derece ayıp ve adeta 'evde bakılamaz, ne yapıp edin Başkent Hastanesi'ne yatırın' demeye getiren iftiralar...
***
Ergenekon'un miladı olarak bu süreci almak son derece doğru. Komutanlar beğenmedikleri Başbakan'ı değiştirmek için düğmeye basıyorlar. Bunun için bağlantılı oldukları bir takım odakları da harekete geçiriyorlar. Bu arada Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu. Kıvrıkoğlu kendinden sonra Hilmi Özkök'ün gelmesini istemiyor ama engelleyemiyor. Daha sonra da AK Parti süreci başlıyor ve o süreçte Karargah'ta neler olduğunu bugün günlüklerden ve tanıklıklardan biliyoruz...

<p>Mardin'de akrabalar arasında çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. Kameralara yansıyan görüntüle

Aksiyon filmi değil gerçek: Araçla gelip dehşet saçtılar

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları