• $ 5,7835
  • € 6,3952
  • 271.932
  • 108869
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Millet ve beka...

Millet olmak ile bir devletin beka meselesi arasında doğrudan ve hayati bir ilişki vardır demiştik. Osmanlı, taba/millet sistemini kaybettikten sonra Batı’yı taklit etmeye girişmiş, (Çünkü özgün fikirler ve çözüm üretemiyordu.) “Osmanlılık” formülüyle idari yapıda tepeden bir giydirme yapmaya çalışmıştı. Bu tutmadı. Bunun tutmadığını ve tutmayacağını gören Sultan Abdülhamid daha rasyonel davranıp İslamcılığa başvurarak belki de ilk kez “Hilafeti” siyasi biçimde kullanmaya başladı.

Sultan Abdülhamid’in İslamcılık çözümü, darbe ile hal edilmesiyle rafa kalktı. İttihatçılar Osmanlıcı ve Türkçülerden oluşuyordu. Onları birleştiren şemsiye Batıcı olmalarıydı. Gayrımüslimlerin de desteğini almışlardı. Ancak kısa sürede üçlü troyka (Enver-Talat-Cemal) Osmanlıcıları eledi. Türkçülük süreci başlamıştı. Ama bu “büyük” düşünen bir Türkçülüktü; yani Adriyatik’ten Çin seddine uzanan bir Turan dünyası idi hedef.

Hasılı, hâlâ bir millet olmanın formülü tam bulunamamıştı. Aynı anda hem Osmanlıcı, hem İslamcı, hem Türkçü veya üçü birden olmak mümkündü. Bir imparatorluk çöktüğünde kafalar fena halde karışık olur.

Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde de daha mütevazı düşünen bir Türkçülük söz konusu oldu.

Fatura dine ve çok ulusluluğa kesilmişti. İkisinin de tasfiyesi sağlanmaya çalışıldı. Azınlıklar tasfiye edildi. Böylelikle ortaya monolitik bir yapı çıkacaktı. Irka dayalı, seküler bir millet bütünlüğü idi hedef.

Bugün, bunun da başarılı olmadığını söyleyebiliriz. Türkiye sekülerleşmiş midir, Batılılaşmış mıdır? Dörtte üç oranında hayır, dörtte bir oranında evet. Ortaya iki farklı millet çıkmış gibidir. Zaten kutuplaşmanın temelinde bu iki kümenin farklı dünyalara düşmüş olması yatmıyor mu?

Demek ki, millet olmanın sihiri herkesi birbirine benzetmekte yatmıyormuş. Şu anda bir beka sorunumuz varsa, bunun riski dışarıdan yönelen tehditlerden çok içeride bu sorunu çözememiş olmamız değil mi?

Millet olmanın köhne, dışlayıcı, dar, ayrıştırıcı formüllerini bir kenara bırakıp, çoğulcu ve bize dair ölçülerini bulmak ve uygulamak zorundayız. Yoksa beka meselesi bizi çözene kadar hallolmuş olmaz.

<p>Miami kentindeki Perrotin Art Basel Miami´de sergilenen ve İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan´a ai

120 Bin Dolara Satılan ´Sanat Eseri´ndeki Muzu Yedi

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!