• $13,7289
  • €15,5324
  • 786.245
  • 1927.39
6 Mayıs 2014 Salı

Freedom House‘un ahmak Türk dostları

Şu anda Türkiye'de AK Parti ve Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapanların tek referans kaynağı ya Amerika'daki Neocon çetelerinin kanatları altında demokrasi ve özgürlük pazarlamacılığı yapan düşünce kuruluşları ya da Türkiye'deki 'vesayet beslemesi' medya kuruluşlarının ispiyonlarıyla kanaat oluşturan Avrupalı siyasetçilerdir.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Son iki yıldır özellikle Tayyip Erdoğan için 'diktatörleşiyor', 'Hitlerleşiyor' masallarını üretenlerin neredeyse tamamı 28 Şubat sürecinde cuntacıların çizmelerini parlatmakla kariyer yapmış gazeteci ve yazarlardan oluşmaktadır.
Sadece 28 Şubat'ta değil, sonrasında da hep vesayet düzenini savunan, bütün darbe girişimlerini ve muhtıraları alkışlayan bu isimler şimdilerde birdenbire kanatlanıp adeta milletin hafızasıyla alay edercesine 'demokratlık' satmaya çalışıyorlar.
Ama biliyoruz ki bugün cuntacı kimliklerinin üzerini 'insan hakları' perdesiyle örtmeye çalışanlar, hayatları boyunca AB'den evrensel insan hakları değerlerine kadar her türlü gelişime karşı çıktılar, statükonun aktörlüğünü yaptılar.
Aslında bugün de demokrasiyi ve özgürlükleri keşfetmiş ya da darbecilikten nadim olmuş filan değiller. Sadece ABD ve Avrupa'daki Türkiye karşıtı merkezlerden arakladıkları argümanlarla Erdoğan düşmanlığı yapıyorlar o kadar...
Nitekim tıpkı 28 Şubat'ta cuntacılarla girdikleri yasak ilişkide olduğu gibi 17 Aralık'ta da Pensilvanya'nın kuyruğuna takılarak 'mistik darbe' girişiminin paralel yalakalığına yazılmakta bir beis görmediler.
Oysa bu yarı aydınların Amerika ve Avrupa’da her gördükleri yöneticiye, düşünce kuruluşuna üretilmiş yalanlarla ispiyonladıkları Erdoğan, onların üçüncü dünyacı kafasının alamayacağı değişim ve dönüşümlere imza atmış bir lider…
Yıllardır aşağılık kompleksiyle malul bulunan bu kalemler, Tayyip Erdoğan askeri ve yargısal vesayetle mücadele ederken burun kıvırdılar, ekonomide ve demokraside Türkiye’yi bir üst lige taşırken istihza ile baktılar, Dersim katliamı için devlet adına özür dilerken duymazdan geldiler, yüz yıllık kanlı bir sorunun çözümü için elini taşın altına koyarken PKK’yı yeniden teröre teşvik için yaşadıkları topraklara ve bu topluma ihanetten çekinmediler. Şimdi de 1915 olayları için Ermenilerin torunlarına taziyede bulunan Erdoğan’ın bu tarihi adımını değersizleştirmeye çalışıyorlar.
Biliyorum Tayyip Erdoğan düşmanlığında sınırı aşmış olanlar için Başbakan’ın yüz yıllık taziye mesajında Ermenilerin acılarını paylaşmayı “bir insanlık vazifesi” olarak değerlendirmesi pek bir anlam ifade etmiyor. Yine dudak büküyorlar, Neocon tabiatları gereği maraza çıkarmaya devam ediyorlar.
Türkiye düşmanlığı ile müseccel yabancı odakların ahmak Türk dostları yapılan bütün iyi şeylerin üzerini örtmekte çok maharetliler. Mesela değişik ülkelerde çıkardığı iç karışıklıklarla milyar dolarlık kâr elde eden ünlü spekülatör Soros’un ve ABD’deki İsrail mali lobisinin finansörlüğünde çalışan Freedom House'un her yönüyle skandal Türkiye raporuna adeta bir kurtuluş umuduyla sarılıp mutluluktan uçuyorlar. Bir kere Türkiye’deki tutuklu gazetecilerle ilgili bilgiler eski ve neredeyse hiçbiri doğru değil.
İsrail’i hep özgür ülkeler listesinde gösteren Freedom House’un Türkiye'yi basın özgürlüğünde Uganda, Bangladeş, Endonezya, Tanzanya ve Kenya ile birlikte değerlendirmek sadece bir ahmaklık değil, aynı zamanda kara bir cehaletin göstergesidir.
Eğer Freedom House için bu raporu hazırlayanlar biraz matematik bilgisine, biraz da okuduklarını anlama yeteneğine sahip olsalardı eminim isteseler de bu kadar skandal bir rapor hazırlamazlardı. Her şeyden önce saydıkları ülkelerin yazılı ve görsel medyasıyla Türkiye'deki yazılı ve görsel medya arasında sayısal anlamda uzaktan yakından bir alaka yok.
Freedom House'un esas görmediği ya da okuyup da anlamaya zekâsının bir türlü yetmediği konu; Türk medyasının dünyada hiçbir medyanın sahip olmadığı 'hakaret özgürlüğü' ayrıcalığına sahip olmasıdır.

Bu nasıl özgür olmayan bir ülkedir ki, halihazırda Türkiye'deki medyanın yüzde 70’i iktidar karşıtıdır ve bırakın eleştiriyi doğrudan Tayyip Erdoğan'a karşı hakaret kampanyası yürütebilmektedirler. Eğer Freedom House'un birazcık gazeteciliğe ve basın özgürlüğüne saygısı varsa, Türkiye başbakanına "Mezarına tüküreceğim" ifadelerini kullanan gazetecinin demokratik ülkelerdeki bir benzerini ortaya koymak zorundadır. Koyamaz, çünkü dünyadaki hiçbir demokratik ülke böyle bir hakarete izin vermez.
"Türkiye'de basın özgürlüğü yok" diyenler bu örnekleri göremeyecek kadar acınası bir paranoya içindeyseler, kusura bakmasınlar hazırladıkları raporlar birer palavradan ibarettir.
Nitekim ünlü ABD’li yazar Noam Chomsky, bunun böyle olmadığını, “ABD’nin çıkarlarına ters olan ülkelere Freedom House’un son derece acımasız raporlar hazırladığını, ABD ile arası iyi olan ülkelere şefkatli raporlar hazırladığını” açık açık söylüyor.
Bu arada Freedom House’nin, uzun süre tutuklu kalan gazeteciler Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın Gülen Cemaati’nin emniyet ve yargı içine çöreklenmiş paralel yapısı tarafından kendilerine komplolar kurulduğunu dile getirmelerini görmezden gelmesi tam bir sahtekârlık…

<p>Sadakatsiz dizisinde canlandırdığı Derin rolüyle 2020 ve 2021 yılında yıldızı parlayanlar arasına

İlginç tavırları geceye damga vurdu

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri