• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
25 Ekim 2016 Salı

Halka tuzak kurulmaz, halkla toplamayan dağıtıyor demektir

Fizikteki birleşik kaplar kanunu gibi, Türkiye şu anda birbirini etkileyen birçok faktörle karşı karşıya…

150 milyar varillik Irak petrol rezervi herkesin iştahını kabartır. Musul’un Lübnanlaştırılması hedefi bu manada gelip mezhep savaşına, oradan da buna engel olabilecek potansiyel ve model olma özelliğinden ötürü Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması noktasına dayanır.

Kredi derecelendirme şirketleri hareketlenir. Öncesinde zaten Halk Bankası’na 17/25 Aralık operasyonu yapılmıştır.

Jetonu atanın şiddet satın aldığı PKK gibi örgütlere bu türden görevler verilirken, FETÖ gibi projeler aynı anda devreye sokulur. Bunun için 28 Şubat dizaynının hemen sonrasında birkaç ay arayla Gülen ABD’ye çekilirken, Öcalan Türkiye’ye teslim edilmiştir.

Yine birkaç ay arayla ülkenin muhalefet partilerine kaset operasyonları düzenlenir. Yerli/milli duruş sergileyecekleri belli olan liderler hedef alınır, itibarsızlaştırılır.

Sürekli bir ekonomik krizden medet umulur. Bu olmadığında bir içsavaşın ortamı hazırlanmaya çalışılır. “Kutuplaşma”, “otoriterleşme” borazancıları ya aptal ya da fethedilmiş oldukları için buna destek verirler. Asıl bağlamı halktan kaçırmak için “üst akıl” gibi önemli kavramları, çoğulcu inşanın en önemli açılımı “yerli ve milli” kapsayıcılığını, “2. Kurtuluş Savaşı” tanımlarını itibarsızlaştırmaya çalışırlar.

Liderin sözleri sürekli cımbızlanarak sürek avına tabi tutulur. Tabanıyla gönül, partisiyle organik ilişkisi kesilmek istenir. Her “hıyarım var” diyene tuzlukla koşturacak şahıslar her zaman ve yerde mevcuttur. Kendisine yabancılaştırılmış, halkına sömürge valiliği yapanların bol olduğu bir yerde bulunursunuz. Çünkü tarlalar birkaç yüzyıldır sürülmüştür.

Geçmişte bu yöntemlerin ve gücün yüzde 5’i ile Başbakan asabildikleri için çok özgüvenlidirler. Hata yapmalarının en büyük nedeni de bu ithal özgüvendir.

Bunların hiçbirisi muvaffak olmaz. Derken nerelere ne kadar sızabildiklerinin prospektüsü sadece onlarda olduğundan, o özgüvenle “altın vuruşa” kadar vardırırlar işi. 15 Temmuz’da bir halkın başına gelebilecek en kötü şey olur. Bu ülkenin ekmeğini yemiş, her şeyini bu çilekeş halkın alınterinden elde etmiş kişiler millete silah doğrultur. Onurlu bir halk buna dayanamaz. Meydanlara çıkar, asker elbisesi altına saklanan, bu ülke için büyük bedel ödemiş peygamber ocağının içine sızan teröristlere karşı dünyanın görüp göreceği en büyük sivil demokratik direnişi sahneler. Aslan sahneye çıktığında fareler kaçacak delik arar. Millet lideri, askeri, polisiyle bir olur, destan yazar.

“Şehit ama hiç olmazsa gazi” olamadığı için üzülen bir halkın varlığı hep yok sayılmıştır o kibir tarafından.

İşte tüm bu hikayeler gelir Türkiye’nin milli iradeyi temel alacak, ülkenin uzaktan yönetilmesine deva olacak yeni anayasa ve yönetim modeline bağlanır. 15 Temmuz’dan sonra başlayan süreç asla bir tesadüf değildir. Ciddi bir zaafı gidermeye dönük, siyasi hesap üstü milli bir reflekstir. İşetim sistemimizde virüs varsa, bunu temizlemeden bu coğrafyada darbecilik oynamak bile mümkün olmaz. Çünkü bunun için bile bir vatan gerekir.

Ciddi kararlar tam da böyle zamanlarda alınır. Kimse bu halka tuzak kuramaz, halkla toplamayan dağıtıyor demektir.

<p>Akşam Gazetesi Yazarı Kurtuluş Tayiz, 'Markar'ı çok erken kaybettik. Markar hayat, yaşam doluydu.

'Anıları ve geride bıraktıkları bize ışık tutacak nitelikte'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi