• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
22 Ekim 2021 Cuma

Batı'nın ‘kansız geçiş' planı ve taşeron muhalefet

Muhalefet partilerinin başında kim olursa olsun hiçbirinin diğerinden bir farkı yok.

Dış politikada aynı, iç politikada aynı dili kullanıyorlar.

Bu ülkenin çıkarlarını, hak ve menfaatlerini asla savunmuyorlar. Tek ortak noktaları Batı'nın yanında durmaları.

ABD ne istiyorsa o, Avrupa ne istiyorsa o.

Eskiden göstermelik de olsa Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne karşı görünürlerdi, şimdi o da yok.

CHP'nin adayları "Anadolu turu"na Atina'dan başlayarak çıkıyor.

Cumhuriyetin sözde kurucu partisi Türk devletini değil, yanı başında kurulmak istenen PKK/YPG devletini savunuyor artık.

Batılı elçiler Kavala mı diyor, bizimkiler Kavala için kıyametleri koparıyor. Demirtaş mı diyor, yeri göğü inletiyorlar.

53 vatandaşımızın öldürülmesine sebep olan çağrıyı yapan Selahattin Demirtaş bu partilerin baş tacı olmuş.

Sadece CHP mi?

Hayır!

Bakın, milliyetçi-ülkücü İYİ Parti'nin başındaki isim PKK/HDP etkinliklerine artık çelenkler gönderebiliyor. HDP liderleriyle kahvaltı programları yapılıyor karşılıklı.

İrili ufaklı muhalefet partilerinin durumu neredeyse aynı. İçlerinden farklı davrananı daha çıkmadı.

Bu kadar açıktan oynamalarının sebebi tabii ki büyük bir yıkıma hazırlanmaları. Son bir hamle gibi düşünün. Öncesinde gizli saklı olmaya gerek bile duyulmuyor. "Şöyle görünmeyeyim, böyle anlaşılmasın" kaygısı taşımıyorlar.

Batılı elçilerin Türkiye için dillendirdiği "kansız geçiş" planını burada muhalefet partileri hayata geçirmeye çalışıyor.

Bugün siyaset sahnesinde kopan fırtınayı, olup biteni içerideki dar bir iktidar savaşı şeklinde yorumlamayalım.

Batı, Cumhurbaşkanı Erdoğan şahsında Türkiye ile hesaplaşıyor. Erdoğan güçlü Türkiye vizyonunu temsil ediyor. Ve şu ana kadar başardıkları Batı'nın büyük bir korkuya kapılmasına yol açtı. Yüz yıl önce yendikleri ama tarihten silemedikleri o Türkiye bugün yeniden kendi ayakları üzerine dikildi. Hem de hayal edemeyecekleri kadar güçlü bir dikiliş bu.

Muhalefetin kendi başına hiçbir amacı, hedefi yok. Söylenenlere aldanmayalım. "Ekonomi, demokrasi, adalet", bunların hepsi safsata. Muhalefet gerçekte sadece Batı'nın taşeronudur, fazlası değil.

Ne var ki tarih tekerrür etmeyecek. Batı'nın dışarıdan verdiği destekle, içerideki ayrılıkçılarla, gayrimüslim ittifakıyla ve içeriden devşirdikleri İslamcılarla bu kez Türkiye'yi yıkamayacaklar. Türkiye'nin yüz yıl sonra küllerinden doğuşunu engelleyemeyecekler.

Batı'nın taşeronluğunu yapan muhalefet, bu kez büyük kaybedecek. Bu gerçek 2023'ün ufkunda belirdi. Bu yüzden bu kadar fütursuz davranıyor, çirkinleşebiliyorlar. Son kozlarını oynuyorlar. Neleri varsa ortaya döktüler. Ne kadar provokasyon varsa deneyecekler. Ama bunun nafile bir çaba olduğunu söyleyelim. Yükselişte olan Türkiye'nin önünde duramazlar. Biraz tarih bilinci olanlar bu gerçeği görür!

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor