• $ 5,7238
  • € 6,384
  • 260.642
  • 102556
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Küresel haraç sistemi…

Dün bir gazetede “4 Trilyon Dolar Korkusu” diye bir manşet vardı. Arap ülkelerinin ABD’de bu miktarda parası vardı ve habere göre bu paraya ABD istediği zaman el koyabilirdi. Zaten ABD 2008’de yaşadığı ağır krizde Arapların paralarını çekmesine izin vermemişti.

Hatırlanırsa, Obama döneminde 11 Eylül saldırıları mağdurlarının yabancı ülkelere dava açmasına olanak tanıyan yasa Kongre’ye sunulduğunda Suud belirsiz ama devasa olduğu söylenen yatırımlarını çekme tehdidinde bulunmuştu. Ortada astronomik rakamlar uçuşuyordu. ABD kurumlarının açıkladığı resmi rakamlar ise yuvarlak 140 milyar dolardı.

Meselemiz, Suud’un ne ABD’de ne kadar parası olduğu değil. Bilinen rakamlarla şampiyonluk Çin ve Japonya’da… Çin’in elinde yaklaşık 1,2 trilyon, Japonya’nın elinde ise 1,1 trilyon dolarlık ABD tahvili var. Çin, elinde biriken dış ticaret fazlası ile sürekli ABD tahvili topluyor. Yani fakir bir ülke, zengin bir ülkeye sürekli olarak kredi veriyor. Kaldı ki, bu yatırım kazanç da sunmuyor. Çünkü bu tahvil ve bonolar düşük faizli ve reel getirisi ya sıfır, ya da eksi yazıyor.

Çin elindeki dolar rezervi ile kendisini korumaya çalışıyor. Tıpkı Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkeler gibi. Ülke borçları da dolar dışında bir parayla ödenemiyor. Buna “işletim maliyeti” deniyor. Yani bu sistemde mal alıp mal satacak, borç alıp verecekseniz, küresel rezerv paranın maliyetini üstlenmek zorundasınız. Ama işletim maliyetini Japonya hariç daha çok gelişmekte olan ülkeler üstleniyor. Açıkça söyleyelim; bütün dünya ABD’ye eksi faizle borç veriyor. Böylelikle 20 trilyon dolarlık bir dış borç, ABD için kolayca çevrilebilir hale geliyor.

Hasılı, Suud istese bile ABD’deki parasını çekemez. Evet, ABD bu paraya el koymanın yolunu kolayca bulabilir. Öte yandan Riyal Dolara endeksli ve Suud’u ABD’nin 5. Filosu koruyor. Nitekim Obama’nın Kongre’ye sunduğu yasa tasarısı bir şantajdı ve Suud teslim oldu.

Ama Türkiye olmadı ve “daha adil, maliyeti daha düşük bir ticaret/para sistemi kurulamaz mı?” soruları çok daha etkili bir şekilde gündeme geldi. Almanya’dan Fransa’ya, Çin’den Rusya’ya bu soru ve yeni öneriler kriz sonrasında yükseldi.

Mesele parasal maliyetle de kalmıyor. İşte son krizde olduğu gibi, ABD bu fiktif gücünü ülkelerde mali operasyonlar için de kullanıyor. Tüm bu işaretler, dedolarizasyon çağının başladığını gösteriyor. Tabii bu yumuşak geçiş… ABD buna sert gücüyle engel olmak isterse neler olacak göreceğiz.

Küresel para/finans sistemi, bu haliyle klasik sömürgecilik yöntemlerinin piyasaya uyarlanmış şekli. Dünya, “korunma” karşılığında büyük bir güce haraç ödüyor. Başkan Trump sadece kibarlıkla vakit kaybetmek istemedi, o kadar.

<p>Florida’da geçtiğimiz Cuma günü şiddetli yağmur sırasında bir aracın üzerine yıldırım düştü. Fort

Otobanda Seyreden Araca Yıldırım Düştü! O Anlar Kameraya Yansıdı...

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Avrupa'nın göbeğinde bir Türk kasabası: Telfs

Yetenekli insanların büyüleyen eserleri