• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
7 Nisan 2015 Salı

Takiyyeci ‘Atatürkçüler’in Hatay sorunu

CHP yöneticileri son yıllarda birkaç kez Beşşar Esad’ın karargâhına gidip kendisini kutladılar ve fotoğraf çektirdiler. Atatürkçülükte CHP’yle yarışan başka sol partilerin yöneticileri de sırayla Şam’ın yolunu tuttular. Bu ziyaretler sırasında Esad’ın kabul salonunda bulunan Suriye haritasında Hatay ilimizin bu ülkenin toprakları içinde gösterildiğini fark etmediler mi?

Esad rejimi, Hatay ilimiz için ‘İskenderun Sancağı’ ifadesini kullanır. Esad’ın en büyük milis örgütlerinden biri İskenderun Sancağı Kurtuluş Cephesi’dir. Bu milis gücü Türkiye’den gelen Marksist-Leninist Silahlı Propaganda Birlikleri (MLSPB) militanları tarafından yönetilir. MLSPB, savcı katili DHKP-C kökenli bir örgüttür. İskenderun Sancağı Kurtuluş Cephesi saflarında Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen MLKP, DHKP-C gibi örgütlerden militanlar vardır. Aralarında aşırı sol örgüt mensubu olmayıp etnik kimlikli, sol görüşlü ama paralı askerler de bulunmaktadır. Bu Türkiyeli solcu savaşçılara İran Özel Kuvvetler Komutanlığı subayları ve Lübnan Şii Hizbullah’ı askeri uzmanları ders vermektedir.
İskenderun Sancağı Kurtuluş Cephesi, bir milis gücü olarak sivil halka karşı düzenlediği katliamlarla tanınmaktadır. Örgütün nihai amacı Esat kabilesi yönetiminde ‘Büyük Suriye’yi kurmak ve Hatay, Gaziantep, Kilis ve hatta Çukurova’yı Suriye’ye katmaktır. Tabii ki bu sadece bir ütopyadır, Esad ve destekçileri şu anda aslında kendi canlarını kurtarmaya çalışmaktadır. Ancak Fransız derin devletinin bazı unsurları el altından bu askeri örgüte ve onun Türk entelektüel çevrelerdeki sempatizanlarına yardımcı olmaktadır. 1938’e dek süren Fransız işgali sırasında bu ülkeye verdikleri hizmet nedeniyle Fransız madalyası ve şeref vatandaşlığı alan Türkler de olduğu unutulmamalıdır. Doğan medya yazarlarının sürekli parlattığı ve DHKP-C destekçisi olarak tanınan Grup Yorum, konserlerini Beşşar Esad’ın dev pankartları önünde vermektedir.
Hatay, Atatürk’ün hastalıkla pençeleşirken 1938 yılında son bir çabayla Türkiye’ye kattığı bir ildir. Bölgenin uzun süre Haçlı egemenliğinde kalmış olması nedeniyle bazı Batılı çevreler bu şehri kendilerinin saydıklarından bu iltihaka şiddetle karşı çıkmış, hatta bazı iddialara göre aynı dönemdeki Dersim isyanını bir Fransız ajanı eliyle madden ve manen desteklemişlerdir. Esad kabilesini sömürge Suriye’nin hava kuvvetlerinde yetiştirenler Fransızlardır. Küçük bir azınlığa yönettirilen Suriye, ülkemizdeki terör faaliyetlerini son 50 yıldır bütün gücüyle desteklemiştir.
Konu Türkiye ve İslam olduğu zaman Batı ülkeleri Asala teröründe olsun, PKK teröründe olsun, DHKP-C teröründe olsun her zaman Türkiye’ye karşı olumsuz bir tutum almıştır. Suriye yönetimlerinin belli dönemlerde ABD ve İsrail gibi ülkelerle görünüşte anlaşmazlığa düşmüş olması kimseyi aldatmamalıdır. Esad destekçiliğini anti-emperyalist cilayla örtmek mümkün değildir. Hele ABD ve Esad güçlerinin koordinat paylaşımı yaparak Suriye’deki sivil Müslümanları ortaklaşa bombaladıkları ve DHKP-C’nin Batı Avrupa’da serbestçe dolaştığı bir dönemde.
Boş sloganları ve parlak lafları bir yana bıraktığımız zaman kendilerini ‘Mustafa Kemal’in askerleri’ ve ‘Atatürkçü’ olarak adlandıran sol ve aşırı sol çevrelerin aslında Beşşar Esad’ın gönüllü askeri olduklarını anlarız. Geri kalan söylem takiyyeden başka bir şey değildir.
Bazılarının tekke, zaviye, ocak ve cemevlerini kapatan Atatürk’ün fotoğrafını yerli yersiz duvarlara asma takiyyelerini yine de anlayışla karşılıyorum. 2001 Bush modeli İslamofobya modundaki CNN medyasının Atatürkçülüğü ise Aydın Doğan usulü tam bir şark kurnazlığıdır. Atatürk’ün geleneksel yaşam tarzını Batılılaştırmak istediği bir gerçektir. Ama Atatürk asla bugünkü neo-conlar gibi İslam düşmanı ve hele mezhepçi hiç değildi. Suriye konusu ve Hatay olayı işte Atatürk’ün arkasına saklanan bu çevrelerin maskesini düşürmüştür. Onlar Atatürkçü falan değil Atatürk ve ülkenin tüm değerlerine karşı olan nefret eylemcileridir. Kin duyguları kışkırtanlar bununla hiçbir yere varılamayacağını bilmelidir.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!