• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
11 Ağustos 2015 Salı

PKK’nın şekere bulanmış mermileri

Medyada taraftar toplayan bir söylem var. Bu söyleme göre PKK’nın terör eylemlerinin nedeni Kandil’in HDP’nin seçim başarısından rahatsız olmasıdır. Silahlı mücadelenin sona ermesiyle varlık nedenlerini yitirecek olan Kandil’deki gerilla liderleri iyice ön plana çıkmış olan Demirtaş’ı çekememiş ve saldırıları başlatmışlardır. Bir kısım yazarın ısrarla tekrarladıkları bu saptama bir öneriyle devam ediyor: Mademki Kandil ısrarla savaş dilini konuşuyor, hükümet barış diline öncelik vermeli, PKK operasyonlarını durdurmalı, HDP ile bir araya gelerek çözüm sürecini devam ettirmeli ve siyasete alan açmalıdır. Onlara göre Sayın Cumhurbaşkanı’nın örneğin ‘Kürt sorunu yoktur’ gibi ifadelerle HDP’ye ittiği Kürt seçmenleri bu şekilde yeniden kazanılmalıdır.

Hemen söyleyelim ki bu saptamalar da, öneriler de baştan aşağı yanlış ve maksatlıdır. Bir kere Kandil ile HDP iki ayrı yapı değil aynı örgütün iki ayrı koludur. Birinin silahlı, diğerinin silahsız olması hiçbir şeyi değiştirmez. Önemli olan elde silah olup olmaması değil izlenen siyasettir, çünkü silah her zaman siyasetin devamıdır ve sadece bir araçtır. Gerek Kandil’de, gerekse HDP’de çözümcü ve savaşçı olmak üzere iki ayrı kanat vardır. Gösterilmek istenenin aksine Selahattin Demirtaş çözüme karşı olan ve savaştan yana olan kanattadır. PKK saldırılarının başlamasında bizzat Demirtaş’ın arzusu, talebi ve önemli bir katkısı olduğu kendisinin 6-7 Ekim Kobani kalkışmasındaki konuşmalarıyla ortaya çıkmıştır.
Demirtaş, Eylül 2014’te yaptığı ABD ziyaretinde PKK’nın Suriye’de DAEŞ’e karşı mücadelede önemli bir rol oynayacağına ve bu çerçevede terör örgütü ve onun sivil kanadı HDP’nin Batı tarafından sonuna kadar destekleneceğine inandırılmıştır. Hazımsız ve izansız olan PKK-HDP liderleri kendilerinde olmayan bir güç vehmetmişler ve ortaklaşa saldırıya geçmişlerdir. Silahlı terör örgütü seçim sonrasında HDP’nin seçim başarısını kıskandığı için değil, bilakis bu başarıyı kendisi için önemli bir destek saydığı için eylemleri başlatmıştır. PKK, İstanbul’daki bazı sermaye çevreleri etrafında oluşturulan anti Erdoğan cephesinin HDP’ye olan desteğini aynı zamanda terör eylemlerine destek olarak da kullanabileceğini hesaplamıştır ve bu görüşünde pek de yanılmamıştır.
Ancak Sayın Erdoğan’ın seçimlerden önce yaptığı Kürt sorununun artık kalmadığı ve devletin terörle mutabakat yapamayacağı şeklindeki yerinde müdahaleleri devletin refleksini ve azmini korumuş ve teröre karşı kararlı bir tepkinin geçtiğimiz haftalarda anında ortaya konulabilmesini sağlamıştır. Bu, küreselci liberallerin iddia ettiği gibi bir hata değil vatanseverlik örneğidir. Mayıs 2013’te silahı bırakmayı vaat edip sözünü tutmayan terör örgütüne karşı yürütülen operasyonları şekere bulanmış mermilerle durdurmaya çalışanların tutumu ise tam tersine aymazlıktır. Dersim Katliamı ve diğer kırımların sorumlusu CHP’yi dost ve demokrat olarak görüp de, reformcu AK Parti’yi düşman olarak gören Demirtaş şiddete tapan yaklaşımını yeterince ifade etmiştir. Ama Türkiye’nin dili bu değildir, operasyonların amacı PKK’ya silah bıraktırtmak ve bölgede kanun hâkimiyeti sağlamaktır. Asıl barış dili de budur.
Öte yandan PKK’nın seçimlerden sonra yeni bir terör dalgası yaratmasının bir başka nedeni de küresel lobilerle ilişkili bir kısım aydın ve medya mensubunun Kandil’e kadar giderek PKK liderlerini silah bırakmamaya ikna etmeleridir. Bu insanlar ABD yönetiminde dostları olduğu yalanını atmış, teröristlerin kulağına ‘vur gerilla vur, Kürdistan’ı kur’ sloganını fısıldamışlardır. Oysa sol liberal bir uluslararası memur ve liberal bir orta boy holding sahibinden başka kesin güçleri yoktur. Bu palavracı Panama terzileri çok sayıda şehidin ve yaşamını yitiren Kürt gençlerinin ölümünden sorumludur. Medyadaki networkleri vasıtasıyla giriştikleri gri propaganda onları ele vermiştir.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor

''Tuz Gölü'nü 30 yıla kadar kaybedebiliriz'' Korkutan açıklama!

Kaş'ta 'yakıcı denizanası' istilası