• $ 5,7051
  • € 6,3258
  • 270.292
  • 106785
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Katile verilecek cezadan önce 'kadınların öldürülmemesi' için çalışalım

Toplumsal tepkilerimiz birikiyor birikiyor, bir olayda patlıyor.

Öfkemizi kusuyor, vicdanımızı yatıştırıyoruz.

Sonra hayatımıza devam ediyoruz.

Ta ki yeni olaylar vicdanımızın kaldıramayacağı noktaya gelinceye kadar...

Sonra her şey yeniden başlıyor...

***

Emine Bulut’un eski eşi tarafından öldürülmesinden önce de sayısız kadın cinayeti oldu.

Kimine tepki verdik, yasaları değiştirdik, cezaları artırdık.

Her seferinde ‘bu son olsun’ dedik.

Son olmadı.

***

İçişleri Bakanlığı’nın 2018 verilerine göre 281 kadın eşi, sevgilisi, bir aile bireyi, tanıdığı ya da hiç tanımadığı bir erkek tarafından öldürülmüş.

Polis Akademisi Başkanlığı’nın “Kadın Cinayetleri 2016-18” raporuna göre; Türkiye’de 3 yılda 932 kadın öldürülmüş. En çok da İstanbul, Ankara ve İzmir’de...

Türkiye’de kadın cinayetlerini işleyenlerin %86,5’inin daha önce hiçbir sabıkası yok.

Katillerin ve maktullerin yüzde 46’sı ilkokul mezunu.

***

Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil.

Cinsiyet eşitliğinde ilk iki sırayı paylaşan İzlanda ve Finlandiya’da kadın cinayeti sayısı milyonda 6; Almanya, Hollanda, Norveç, İsveç ve İspanya’da 5; İsviçre ve Yunanistan’da 4; Türkiye’de ise 3,7. (2016 verileri)

Bu tablo Türkiye’nin ‘iyi’ olduğunu göstermiyor.

Aksine ‘sanıldığından daha kötü’ olduğunun kanıtı.

Zira Türkiye’nin toplumsal değerleri, kadının daha iyi bir konumda olmasını gerektiriyor.

***

Bu, cezaların artırılmasıyla çözülecek bir sorun değil.

Önde gelen ceza hukukçularımızdan Prof. Dr. Adem Sözüer’in Emine Bulut cinayetinden sonra Hürriyet’e verdiği röportajda, “Zaten ağır olan cezalar üzerinde tartışmayalım” diyor.

Ve Türkiye’nin 15 yılda kadına yönelik şiddet ve cinayetler konusunda örnek düzenlemeler yaptığını vurguluyor.

Yani cezalar ağır, yasal düzenlemeler yeterli.

Peki sorun neden çözülmüyor?

Prof. Sözüer’e göre;

- Hangi olayların ‘kadına yönelik şiddet ve cinayet’ sınıfına girdiğinin doğru belirlenerek bilimsel veri tabanı oluşturulması;

- Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ile sığınma evlerinin artırılması;

- Cezaların ‘etkin olarak infaz edilmesi’ gerekiyor.

Prof. Sözüer, konunun sadece cinayetlerden sonra değil, sürekli devletin gündeminde olması için de;

- STK’ların katılımıyla ‘Kadın Cinayetlerini Önleme Kurulu’ kurulmasını;

- TBMM’de konuyla ilgili ‘daimi bir komisyon’ oluşturulmasını öneriyor.

***

Ben de işin bu tarafındayım.

Yani ‘cezalandırma’ gereği ortaya çıkmadan’;

‘Kadınlar öldürülmeden’ önce yapılacaklara odaklanalım.

Çünkü;

Kadınlar, kadın oldukları için öldürülüyor.

Kadın cinayetlerinin arkasındaki en önemli etken, ‘kadının cinsiyeti nedeniyle bulunduğu güçsüz ve savunmasız konum’...

Yani; toplumsal olarak kadına atfedilen anlam ve ‘kas gücü’ne karşı dezavantajlı olması, suça eğilimli erkeklere ‘sosyal motivasyon’ ve ‘imkan’ sağlıyor.

O yüzden;

Önce kadını korumak;

Sonra da kadını bu ‘konum’dan çıkarmak için çaba göstermek zorundayız.

***

Bunun için ‘akademi’ye büyük sorumluluk düşüyor.

Her kadın cinayetinde devletin, hükümetin, polisin, toplumun sorumlulukları vardır.

Ama ‘kadın cinayetlerinin olmaması’ için üniversitelerin özel çaba göstermesi gerekir.

Hangi üniversitede bu konuda kaç tez verilmiş, kaç araştırma yapılmış merak ediyorum!

Sorunun kaynağı toplumsaldır, çözümü de toplum bilimcilerin çabalarında yatmaktadır.

***

Kadını korumak için İçişleri Bakanlığı’nın Kadın Destek Uygulaması (KADES) adlı bir uygulaması var.

Bu uygulamayı cep telefonuna indiren kadınlar, bir tuşla polise ihbarda bulunabiliyor; polis de konum bilgisinden ‘ortalama 5 dakika’ içinde olay yerine ulaşabiliyor.

Polis, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlıgˆı’na bagˆlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile koordineli çalışıyor.

Bu uygulama ve işbirliğinin kadın örgütleri tarafından desteklenmesi çok önemli.

Dün manşete taşıdığımız ‘önlenen’ bir kadın cinayetinin hikayesi bu açıdan tüyler ürpertici bir örnek.

Devlet aygıtının, bir kadının uyarısına gösterdiği duyarlılık hayat kurtardı.

Bu ‘duyarlı mekanizma’yı diri tutmak gerekiyor.

<p>TBMM Genel Kurulu’nda, yeni vergi düzenlemelerini de içeren “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Ba

Engin Özkoç´tan AK Partili Özlem Zengin´e ´Bu Kadına Haddini Bildiriniz´ Çıkışı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Roma dönemine ait 48 kandil ortaya çıkarıldı

Tel Abyadlıların eve dönüş mutluluğu!