• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 276.526
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İstanbul dile gelse!

Dile gelseydi İstanbul, bize neler anlatırdı! İstanbul’un fethi bütün dünya için anlamlı bir olay olduğu gibi, dünya tarihini de değiştiren bir olaydır. İstanbul, bütün tarihsel çağlarda önemli bir şehir olmuştur, hem nüfus olarak hem sahip olduğu coğrafi stratejik konum itibarıyla dünyanın en önemli ilk üç şehrinden biridir ki genellikle de birincisidir. İstanbul’un önemi bugün de devam etmektedir; yeryüzünün en büyük metropollerinden biri olduğu kadar en genç nüfuslu, en çok kültürel renkliliği barındıran şehridir.

İstanbul’un ekonomik değeri ise giderek hem üretim gücü hem ticaret ve turizm zenginlikleri, bakımından hızla büyümektedir. Bütün bunlar önemlidir fakat İstanbul’un sahip olduğu medeniyet değerleri fark edilmez ise bu şehrin kıymeti yeterince anlaşılmış olamaz. Unutmamak gerekir ki şehirler medeniyetin kurulduğu yer olduğu kadar medeniyet kuran iradenin de merkezi konumundadırlar.

İSTANBUL KİMDİR!

İstanbul’un sahip olduğu medeniyet birikimi derken şüphesiz Roma’dan, Bizans’tan bahsetmek onların mirasından söz etmek gereklidir ama Türk/ Osmanlı birikimi anlaşılmadan sadece onlardan söz etmek ‘ölü kültürlerden’ bahsetmek anlamına gelecektir; çünkü Türkler bu birikimi alarak üzerine yeni bir mimari, yeni bir mühendislik, yeni bir estetik, yeni bir edebiyatı, yeni bir musikiyi kısaca yeni medeniyet değerlerini inşa etmişlerdir.

Türkler, ilk fethi gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet Han’dan başlayarak bu şehrin kültürünü dönüştürerek yenilik yaratmasaydılar, inanınız İstanbul bu kadar önemli olmaktan çoktan çıkmış bulunurdu. Bir şehre gücünü veren orada yaşayanlar, orada yaşanan hayatın ürettiği kurumlar; orada meydana getirilen eserler ve onların arkasındaki dünya görüşü insan-tabiat-toplum ilişkileridir.

Bugün hâlâ İstanbul’u bir fırsat çıktığında ele geçirme hesabı yapanlar, onun sembolik anlamından nefret edenler, kısaca Türkiye düşmanları açısından ‘mesele 1453’teki fetihle başlamıştır’, oradan Milli Mücadeleye oradan da bugüne kadar uzanmıştır.

566 YIL SONRA

Şimdi koro halinde ‘Türkiye niye S-400’leri alıyor, neden Akdeniz’de varlık gösteriyor’ diyenler, aslında küresel tehdit karşısında Türkiye’nin verdiği cevaptan rahatsızlık duyanlar onlarla aynı yerde durmaktadırlar. Türkiye savunma sistemini bütünüyle Batı vesayetine bıraksaydı, milli savunma endüstrisini güçlendirip, alternatif savunma ve işbirliği stratejileri geliştirmeseydi, güneyden silahlandırdıkları PKK/PYD’ ile Akdeniz’de sahaya sürdükleri İsrail- Mısır-Yunanistan ile kıpırdayamayacak hale getirmeyi planladıkları bir ülke haline gelmiş olacaktı fakat oyun planları çökmüştür.

Bugün S-400’ler hakkında kopartılan fırtına karşılarında, Batı’ya bağımlı tutularak savunmasız halde bırakıp teslim olmasını planladıkları bir ülke yerine, kendi hukukunu savunan, söz geçiremedikleri, boyun eğmeyen, karşı tavır alan bağımsız bir Türkiye bulunmasıyla ilgilidir.

Ey İstanbul medeniyetimizin başşehri, bu ülkenin bağımsızlığının 566 yıllık simgesi, bir milletin sevdası 566. yılında Fatihi’ni rahmetle anıyoruz; ‘Fetih Bayramınız’ kutlu olsun.

<p>Turizm amaçlı Rize’ye gelen bir grubu gezdiren Osman Albardak, arkadaşı Musatafa Şeramet ve Tulum

Türkü Söylerken Kendilerini Bir Anda Şelalede Buldular

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Savunma Sanayii Başkanı'ndan son dakika S-400 açıklaması: Aralıkta hazır olacak

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları