• $ 5,7635
  • € 6,4297
  • 279.197
  • 97149
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Demokrasi düşmanlarını tanıma kılavuzu

Cumhuriyetin en büyük talihsizliği demokrasiye geç geçilmiş olmasıdır; bu durum Atatürk döneminde yaşanan ilk tecrübelerin sonuçlanmamasına bağlanabilir fakat bunu İmparatorluktan gelen bürokrat/asker kadroların özellikle son yüzyılda ele geçirdikleri politik güçten, neredeyse devleti ele geçirmiş konumlarından, Cumhuriyet döneminde de vazgeçmemiş olmalarıyla açıklamak daha doğrudur.

Tek Parti yönetiminin dünya görüşü, Cumhuriyet’in demokrasiye karşı direnmesine yol açmış, anti-demokratik bu anlayışı resmi ideoloji haline getirmiştir. Bugün ‘diren demokrasi/diren cumhuriyet’ diye yazan, bazılarının adlarının önünde akademik unvanlar dahi bulunan bu zevatın zihin yapısının demokrasiye karşı nasıl şekillenmiş olduğunu anlamak için savunma mantıklarını çözümlemek gerekir. Türkiye’deki demokrasi düşmanlığının anlaşılmasını sağlayacak bir kılavuzun göstergelerine bakarsak:

BOŞUNA DİRENMEYİN

Bir; Bu zihniyet İmparatorluğun son döneminde meydana gelen askeri darbeleri görmezden gelerek, bilhassa meşruti monarşiye karşı girişilen militarist reaksiyonu açıkça veya örtülü bir biçimde savunmaktadır ki bu demokrasi düşmanlığının ilk göstergesidir. İmparatorluğun yaşadığı ilk askeri darbelere 1908 ve arkasından gelen 1913 müdahalelerine bakış bunun örnekleridir. Birincisi sultanın geleneksel gücünün bürokrasiye; ikincisi ise, doğrudan militarist unsurlara aktaran olaylardır.

İki; demokrasi düşmanlarının Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan ilk muhalif partilere yani ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ ve ‘Serbest Fırka’ ya bakışlarının düşmanca olması ise zaten beklenen bir durumdur. Bu dönemin konjonktürel sorunları, demokrasiyi taşıyacak toplumsal yapının oluşmamış olması gibi sebepler üzerinden ilk demokrasi tecrübesinin akim kalmasını açıklamak yerine doğrudan bu partileri suçlamak anti-demokrat zihniyetin belirtisidir.

Üç; demokrasi düşmanlarının en tahammül edemedikleri tarih şüphesiz Demokrat Parti’nin ‘yeter artık söz milletindir’ diye iktidara geldiği 14 Mayıs 1950 tarihidir. Tek Parti yönetimine son veren bu partiye düşmanlık etmek, demokrasi düşmanları için vazgeçilmez, adeta inanç konusu olan bir husustur. Aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen Menderes’e karşı duyulan nefret bu zümrenin psikolojisini gösteren bir unsurdur.

DEMOKRASİ KAZANACAK

Dört, anti-demokratik zihniyetin bugün de en yaygın görülen bir göstergesi tahmin edileceği gibi 27 Mayıs darbesini savunmaktır; bunun ‘ayıp’ olduğunu fark edenlerinin ise 61 Anayasası’nı savunmalarıdır. Onlara göre seçimle gelen yönetimlerin, Meclis’in gücünü ortadan kaldıran ‘Tabii senatörlük’ gibi kurumlar ihdas eden, militarist ideolojiyi devletin ‘anayasa felsefesi’ haline getiren, devleti ‘MGK Devleti’ haline sokan bu geri siyasal anlayışı ‘ilerici demokrasi’ diye savunmak faşizan zihniyetin önemli bir göstergesidir.

Bugün demokrasiyi savunma, bu geri zihniyeti tasfiye etme mücadelesine ‘diren cumhuriyet’ diye karşı çıkanların, Cumhuriyetin demokratikleşmesine direnmelerinin artık bir anlamı kalmamıştır; çünkü bugünkü Türkiye demokrasiyi ileri taşıyacak sivil güçlerin elinde yükselmektedir.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

Ey İstanbul!

13.05.2019

Kuşatma

06.05.2019

<p>Merkez Sur ilçesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların terörün i

Tarihi Surlar Millet Bahçesine Kavuştu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Sarımsak antibiyotikten daha etkili

O fotoğraflar nasıl çekiliyor? işte perde arkaları