• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
20 Ocak 2011 Perşembe

Yeni bir dünya kuruluyor

Çin lideri Hu, dünden itibaren dört günlük bir ziyaret için ABD Başkenti Washington'da. Uluslararası basında 'dünyanın iki süper gücünün zirvesi' anonsları yapılıyor. Ne kadar ilginç...

ABD-Rusya çift kutuplu güçler dengesi bozulalı çok olmuş, ABD'nin tek başına kaldığı 1990'ların küresel sistemi de değişti. Şimdi 'yepyeni bir dünya kuruluyor' ve İsmet İnönü'nün bir zamanlar dediği gibi 'Türkiye oradaki yerini alıyor.'
Zamanın ruhu farklı işliyor.
'Belirsizlikler çağı' başlıyor.
Washington-Pekin buluşması yaşanıyor ama iki hafta önce medyaya yansıyan bir haberin gölgesi de kendisini tüm azametiyle hissettiriyor:

Rusya'dan Çin'e petrol boru hattı inşaatı hizmete giriyor. İlk petrol sevkıyatı başladı bile. Global ekonominin adeta lokomotifi haline gelen Çin, böylece Rusya'dan enerjiyi demiryoluyla almak zorunda kalmayacak. Pekin, ekonomisinin can damarı olan enerji ihtiyacını teminat altına alarak geleceğini kurtaracak.
Ne Amerikan dominantlığı ne AB'nin tek başınalığı kaldı. Güç dengesinde ciddi oynamalar yaşanıyor. Türkiye de bundan nasibini alıyor.
'Washington devre dışı kaldı, Brüksel etkisizleşti' diyemem, ancak Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya ve Türkiye siyaset sahnesinin yeni oyuncuları olarak ABD ve AB nezdinde güç kazandılar, bu da kesin.
Yeni düzen tam olarak kurulmuş değil, süreç henüz başladı.
Kesin olan şu: Eski paradigmalar yıkıldı.
Bundan böyle küresel güç savaşlarında ve politikalarda çizgilerin net olmayacağı bir dönem izleyeceğiz.

Katolik nikahı gibi mutlak ittifaklar yerine, çeşitli temalarda parçalı işbirlikleri görülecek. 'ABD ile Rusya' veya 'Çin ile Almanya' çeşitli konularda rekabet ederken, belli alanlarda işbirliğine mecbur olacaklar. Zamanın ruhu işte böyle girift ittifakları zorunlu kılacak. Türkiye'nin pozisyonunu tartışanların 2010-2020'lerin ruhunu da dikkate alması şart oldu.

Yorumlara bakıyorum da 'Çin ve ABD liderleri kapalı kapılar ardında uzlaşamadıkları konulara yoğunlaşıyorlar, basına açık toplantıda anlaştıklarını öne çıkarıyorlar' deniliyor.

Dün iki ülke arasında 45 milyar dolarlık ihracat anlaşması imzalandı, Çin 200 adet de Boeing uçağı satın alacak.
Katolik nikahı yok ama herkes birbirinin yörüngesinde kalmaya da devam edecek.
Türkiye ile AB ilişkisinde olduğu gibi...
Ülkeler ve liderler artık aşılmaz duvarlarla örülü bloklar yerine pragmatik bakış açılarıyla hareket edecek.
Sarsılmaz ideolojiler yerini, sürekli değişecek ulusal çıkarlara bırakacak.
Tek bir eksen olmayacak. Çeşitli eksenlerden oluşan çok yönlü merkezler şekillenecek.
Türkiye, son dönemde aktif dış politikasıyla bence zamanın ruhuna uygun bir strateji izliyor. Klasik yaklaşımdaki gibi mutlak ABD yanlısı olmak değil, belli konularda ittifaklar söz konusu. Rekabet içinde işbirliği, işbirliği içinde rekabet diplomasisi yürütülüyor. AB ile de aynı mantık geçerli.

New York Times dün 'ABD çaresiz izliyor, Türkiye yükselen süper güç' diye yazdı.
Uluslararası düzen, yine ortak bir tehdit arayışında. Ama soğuk savaş bitti artık.
Büyük güçler şimdi dünya çapındaki ekonomik krizi, küresel terörü, dini ve etnik aşırılıkları, zengin-yoksul dengesizliğini 'hepimizin sorunu' olarak görüyor. Barış her yerde değilse, hiçbir yerde huzur yoktur. Yeni çağın şiarı budur.

Saf yorumlara da rastlıyoruz. Güç dengesi Doğu'ya kaydı deniliyor. Bu, günümüz gerçekliğini anlamaktan uzak değerlendirmelerden kaynaklanıyor. Batı'nın bütün yatırımı zaten Doğu'da. Üretim merkezleri Doğu'da. Doğu büyüyor ama Batı'nın zihniyeti oralara da egemen oluyor. İlişki nitelik değiştiriyor. Dünya daha yeni yeni küreselleşiyor.

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Haftanın yalanları