• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
23 Ocak 2012 Pazartesi

Yeni anayasa mümkün mü? İşte Başbakan'ın stratejisi

Bu yılı geçelim, gelecek sene başından itibaren 'inanılmaz heyecanlı bir siyaset sezonu' açılıyor.
Arka arkaya üç seçim yapılacak. Belediyeler, cumhurbaşkanı ve sonra da yeni hükümet, yeni başbakan...
Üstelik Adalet ve Kalkınma Partisi'nde, tüzük gereği üç dönemdir milletvekilliği yapanlar 'kenara çekilecek'.
Başbakan Erdoğan, 'tüzük değişmeyecek' diye kesin teminat vermiş bir lider. Ayrıca, 'benden sonra değiştirirlerse hakkımı helal etmem' diyecek kadar verdiği söze kendini bağlamış durumda.
Politik oyun ve mücadeleler bakımından 'yeni anayasa' en kritik konu başlığı.
Peki, '2012 Anayasası' mümkün mü?
Son birkaç gündür, Başkent'teki kaynaklarımızla ve özellikle Erdoğan'a yakın isimlerle konuşuyorum. Mevcut fotoğrafı ve önümüzdeki sürecin nasıl işleyeceğine dair oyun planını anladığımı zannediyorum. Elbette Başbakan'ın stratejisini de...
Tekrar olacak ama önemli; iki cümleyle en baştan başlayalım:
Erdoğan'ın Meclis Başkanlığı için Cemil Çiçek'i seçmesi anlamlıydı.
Uzlaşma şart.
O halde öncelikle, 'dip dalgayı ölçebilmek ve ayarlayabilmek' adına diplomasi tercihinde bulundu.
Cemil Çiçek, hem diğer partilerle ilişkileri hem de müzakere tecrübesi nedeniyle seçildi.
Bir süredir çalışıyor. Gidişattan Çiçek de Başbakan da memnun değil. Bir kere bunun altını çizelim. Durum tespitidir...

HALK NE KADAR İSTİYOR?

İkinci adım:
Kamuoyunda, gerçekten yeni anayasa talebi var mı?
Erdoğan ölçtürdü. Masasındaki raporlara göre yüzde 65 ila 69 arasında değişen oranlarda 'evet' rakamı çıkıyor. Üstelik partiler henüz kendi konumlarını belli etmemişler.
Bu oranın 75 civarına çıkacağını hesap ediyorlar. Başbakan bundan memnun. Çapraz sorularla her partinin kendi tabanındaki beklentiyi de ölçtürüyor. Bu eğilimler, siyasette gelecek kurgulaması açısından adeta işaret fişeği. Havaya fırlatıyorsun, aydınlatıyor, yolu görüyorsun.
Gelgelelim, 'siyasal konjonktür' şu an anayasayı değiştirmeye o kadar da müsait değil.
Gündem bir türlü oraya doğru kaymadı. Erdoğan bunu şu ana kadar zorlamadı. Kendi haline bıraktı.
Bu da büyük stratejinin taktiklerinden birisi. Çiçek, uzlaşabilme zeminini hala arıyor. Partilerin birbirine güveninin olmadığını da görüyor ve herkesin test etmesini istiyor. Şike düzenlemesinde ve vekil aylıklarındaki uzlaşma-ayrışma tabloları dikkat çekiciydi.

CHP'Yİ BEKLEYİP, MHP'Yİ ZORLAYACAKLAR
Başbakan, uzlaşmayla bir anayasa peşinde. Mutlaka en az bir partinin tam desteğine ihtiyaç var. Bu, tercihen CHP veya MHP olmalı. BDP riskli, ayrıca zaten gönülsüz. Şartları ağır.
CHP'de iç mücadele hareketli. Erdoğan, 'o halde biraz daha ağırdan alalım, kongreyi görelim' kararı verdi.
Deyim yerindeyse ısınma turları devam edecek, ancak bir ayak hafif frende olacak.
Mevcut şartlarda CHP'den destek bulmanın zor olacağı aşikar. Kongre sonrası Allah kerim...
MHP'ye gelince... Bahçeli ve kurmaylarının da yeni anayasa için gönülsüz oldukları değerlendiriliyor. Öncelikli konu gibi görmüyorlar. Ancak yine de tabandan gelecek bir baskıya göre MHP'nin 'kayıtsız kalamayacağı' öngörüsü üzerinden hareket ediliyor.
BDP'ye ise 'umutsuz vaka gözüyle bakıyorlar'. Bağımsız olmadığını ve BDP'yi yönlendiren merkezlerin uzlaşmaya geçit vermeyeceğini düşünüyorlar.
Kesin olan şu: Başbakan anayasayı tamamen değiştirmek istiyor. Ancak tek başlarına bunu yapamayacaklarının farkında. Eğer bir partiden 'sonuna kadar beraberiz' teminatını almazsa, işin ne kadar riskli olacağını görüyor. 'Denedi, başaramadı' algısına düşmekten çekiniyor. Akıllara, bu noktada 'ya referandum?' sorusu geliyor.

REFERANDUM RİSKİNİ GÖZE ALACAK MI?
İktidar partisinin milletvekili sayısı 326, Meclis Başkanı'nı çıkaralım, 325. Referandum için en az 330 şart. Düşünün, Meclis'te hem maddeler üzerinde hem de değişikliklerin tümü üzerinde ayrı ayrı oylamalar yapılacak ve 330 bulunacak. Kurmayları, Başbakan'ın mevcut şartlarda referandum riskini denemeyeceğini söylüyorlar. O halde geriye tek bir ihtimal kalıyor...
Erdoğan'ın önündeki anket ve yoklamalar 'masadan kalkan partinin siyaseten tasfiye edileceğini' söylüyor.
Anayasa uzlaşma çalışmalarında başarısızlık olursa faturayı halk kesecek. Ama burada ince bir nüans var. Halkın, 'oyunbozanın kim olduğunu' net biçimde görmesi, belirleyici olacak. İşte bunun için de siyaset stratejileri her zamankinden daha fazla önem kazanacak. Dedik ya, çok heyecanlı bir siyaset sezonu bizi bekliyor.

<p>Karma komisyona sevk edilen ve çoğunluğu HDP milletvekillerine ait 33 dosyanın ayrıntıları netleş

PKK'nın siyasi uzantısı HDP'lilerin dokunulmazlığı kaldırılacak mı?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı