• $7,3546
  • €8,9369
  • 438.617
  • 1543.31
02 Şubat 2011 Çarşamba

İki partili sistem stratejisinin perde arkası

Başbakan Erdoğan'ın, Ankara Temsilcimiz Çiğdem Toker'in sorusu üzerine yaptığı iki partili sistem değerlendirmeleri, siyasetin gündemini meşgul etmeyi sürdürüyor. Başkanlık sistemi tartışmalarıyla aynı döneme denk düştüğü için iki partili sistemle ilgili yorumlar bitmeksizin devam ediyor.

Dün de Devlet Bahçeli, partisinin meclis grubunda konuyu 'İki partili sistem özlemi, demokrasiye tahammülsüzlüğün eseridir' sözleriyle yorumladı.

Başbakan'ın uçakta Çiğdem'in sorusuna samimiyetle yanıt verdiği ortada. Aslında Erdoğan'ın tıpkı 3 Kasım seçimlerindeki gibi Meclis'e iki partinin girmesini istediği sır değil. Sadece AKP ve CHP'nin barajı aşarak milletvekili çıkardığı parlamento aritmetiğinde çok güçlü bir iktidar ve görece güçlü bir muhalefet dengesi oluşmasını bekliyor.

Başbakan kendi partisinin favori olduğunu göz önüne alarak olası anayasa değişikliklerine yetecek iktidar çoğunluğunu elde etmeyi planlıyor. Evet Başbakan Erdoğan'ın seçimler yaklaşırken biraz daha milliyetçi oylara yönelmesi bu stratejiyle ilgili. MHP'nin barajı aşamaması Meclis'e sadece iki partinin gelmesi halinde, ağırlıklı olarak 13 Haziran 2011'de çalışmalarına başlanacak yeni anayasanın şekillenmesinde işin kolaylaşacağı hesaplanıyor.

ASIL HEDEF MHP DEĞİL
Buraya kadar normal... Siyaseti izleyen hemen bütün gözlemciler üç aşağı beş yukarı bu yorum ve analizlere katılacaktır. Sonuçta Başbakan da olsa bir siyasi parti genel başkanından bahsediyoruz. Mümkün olduğunca çok milletvekili çıkarmak onun öncelikli amacı. Fakat Başbakan'ın iki partili sistem beklentisinin bence bir de görünmeyen perde arkası var. Bu durum, seçimlere giderken özellikle kampanya günlerinde, açıktan veya gizliden kendini ortaya koyacaktır. Başbakan Erdoğan, MHP'yi hedefliyor gözükürken aslında hedef tahtasına CHP'yi oturtuyor.

Şöyle: Erdoğan kamuoyuna sunulduğu kadar olmasa da CHP'de bir hareketlilik yaşandığını ve buna bağlı olarak belli bir yükseliş ivmesi yakalandığını görüyor.
İşte bunu çift partili dengeye oturtarak kendi partisi lehine bir kaldıraç olarak değerlendirmek istiyor. Daha açık söyleyelim. AKP ve CHP ya da sağ ve sol. Bunu Alevi-Sünni, hatta örtük biçimde Türk-Kürt söylemi ve siyaseti çerçevesinde de görebiliriz. Başbakan, Kılıçdaroğlu'nun gelişiyle birlikte daha fazla sola yönelen CHP'ye karşı 'Sol iktidara gelmesin. Güçlü sağ partisi biziz. Milliyetçiler de AKP'ye gelsin' temasını işliyor ve işleyecek.

Melih Gökçek'in son yerel seçimde ve referandumda MHP'lilere çağrıda bulunarak, 'Sol gelmesin' sözlerini hatırlayalım.
 Bu süreç, Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturduğu günden bu yana çoğu kere üstü örtülü, bazen de açık açık gündeme getirilen 'Alevi olduğunu söylemiyor. Kürt olduğundan bahsetmiyor' karşı propagandasıyla da paralel...
Aleviler blok olarak CHP'ye yöneldi.

CHP 30 bandına yaklaştıkça Erdoğan 40'ın üzeri, 50'ye yakın hedeflemesi yapıyor.
Bu strateji Başbakan'ın haziran seçimleri için kendisine koyduğu yüzde 50 hedefi için çok kritik. Buna ulaşabilmesi ancak geniş kitleleri sağ-sol rekabetine inandırmakla mümkün olabilir.

Böylece CHP ne kadar büyürse AK Parti o kadar büyüsün hesabı yapıyor. Toplumun yüzde 65'inin sağ olduğu bilinciyle...

Ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yüzde 50 barajını aşıp aşamayacağını test etmiş olacak.
İki partili sistem tartışmalarına bir de bu gözle bakmakta yarar var.


Kırgızistan öncesi notlar
- Bu yazıyı dün geldiğim Ankara Esenboğa'da Şeref Salonu'nda yazıyorum, Ana uçağı kapıda bekliyor. Başbakan Erdoğan'la birlikte Kırgızistan'a hareket etmek üzereyiz. 
- Geziye davetli gazeteciler arasında her zamanki gibi Enis Berberoğlu ve Mustafa Karaalioğlu var. Asıl ilginç olanı, tam da liberallerle arasına mesafe girdiği bir dönemde Başbakan'ın uçağına davet edilen iki liberal isim: Emre Aköz ve Gülay Göktürk... Ayrıca, Zaman'dan Nuriye Akman'ı bu uçakta ilk kez görüyorum. Vakit'ten Hasan Karakaya uçaktaki gazeteciler arasında yer alıyor. Yeni Şafak'tan İbrahim Karagül de davetliler arasında çok ilgimi çeken bir isim. Karagül'ün, ünlü gazeteci Fehmi Koru'nun Yeni Şafak'tan ayrılmasına yol açan yazıları çok ses getirmişti.
- Başbakan'ın uçağında iki danışman, DVD Player'dan Nicolas Cage filmi izliyordu.
- Uçaktaki sohbetlerde Başbakan'ın çok beğenilen grup konuşması vardı. 'Mesaj Tahrir Meydanı'na ulaşmış' yorumlarıyla...

<p>'Bugün itibarı ile de Ege, Marmara, Batı Akdeniz'in iç kesimlerinde kuvvetli fırtına ve sağanak y

İstanbul'a tekrar kar yağacak mı? MGM Hava Tahmin Uzmanı açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı

Dünyanın en pahalı savaş jetleri hangileri? İşte dudak uçuklatan fiyatlar