• $7,6997
  • €9,1377
  • 418.596
  • 1531.34
27 Aralık 2010 Pazartesi

Fazıl Say'ın İstanbul sevdası

Sultanahmet Camii bir İslam şaheseridir, dünyada kendimi en huzurlu hissettiğim yerlerden biri...'

Bunlar dünyaca ünlü sanatçımız Fazıl Say'ın önceki akşamki sözleri.
Sultanahmet için harikulade bir beste, daha doğrusu büyük ve görkemli bir senfoninin özel bir bölümünü notalara dökmüş.

Gerçekten sıra dışı, tarihi bir geceydi. Hissettiğim şey, hani 18'inci, 19'uncu yüzyılda eserlerinin ilk gösterimini yapan büyük müzisyenler ve 'premier'leri bir asır sonra bile hatırlanır ya, Fazıl Say'ın 'İstanbul Senfonisi' de sanat tarihi kitaplarında hak ettiği yeri bulacaktır.

Konser Lütfi Kırdar'daydı. Şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan Filarmoni Orkestrası ve piyanoda Fazıl Say.
Gecenin ilk bölümü. Sonra ara...

GÜRER AYKAL, FAZIL SAY'LA SAHNEDE          MÜLAKAT YAPTI
Salon tıklım tıklım... Bir gazeteci için enfes gözlemlerle dolu bir geceydi. Benim için farklı anlamları da vardı.

Bugün uluslararası bir müzik şöhreti olan Fazıl Say'ı 15 yıl önce Bilkent'te iki ayrı konserde dinlemiştim. Aşık Veysel denemeleri de yapıyordu, 'yereldi ve evrenseldi'.
Adeta piyanonun üzerinde yatarak müzik yapıyordu, o ve piyano bir bütündü. Ayrılmaz bir bütün.

Şimdi çok başka bir mükemmelliğe 'tanıklık' ettik.
İkinci bölümde merakla beklenen İstanbul Senfonisi'ne sıra geldi. Fazıl, piyanonun başından kalktı. Gürer Aykal'la birlikte sahnede sandalyeye oturdular ve resmen mülakat yaptılar. Şef Aykal sordu, Say yanıtladı.
Mülakat, 'Nereden çıktı bu senfoni, aklına nereden geldi?' sorusuyla başladı.
Ben de aynısını sorardım. Fazıl'ın sözleri düşündürücüydü...
'Büyük bestecilerin şehirlerle ilgili senfonileri vardır. İstanbul'la ilgili hiç yoktu, bunu da Almanlar düşündü, iyi mi. Onlar istedi, ben besteledim.'


'EN İYİ BESTECİ              ÖLÜ BESTECİDİR'
Sanatseverlerin gözü önünde, canlı mülakat devam ediyordu. Gürer Aykal, herkesi gülümseten bir espri patlattı, 'Aslında şefler için en iyi besteci, ölü bestecidir.'
E tabii aynı sahnede olmak zor. Stres yüklü. Ama Şef Aykal, 'Onunla çok fazla çalıştığım için kolay oldu' diye sözlerini sürdürdü.

Sonra güzel bir soruyla senfoninin yedi bölümünün sırrı ortaya çıktı;
'Yedi tepeli İstanbul'a yedi bölüm senfoni.'

Fazıl Say, iki yılda bestelediği ve İstanbul aşkını ölümsüzleştirdiği yedi bölümü şöyle açıkladı:

'Ana fikir hayallere dalmak. Nostaljiyle başladık. Deniz var. 1920'lerin romantizmi. Sonra 1453'e gidiyoruz. Tarikatlar bölümü, ardından Sultanahmet'in huzuru. Ardından Adalar vapuru, Haydarpaşa Garı, oryantal gece ve final. Bugünün karmaşası, kaos, trafik, nostaljiyle bitiş.'


'BUGÜNKÜ İSTANBUL'U SEVMİYORUM'
Anlaşılır sebeplerden dolayı Fazıl'ın şehrimize olan aşkı inişli çıkışlı. 'Bugünkü İstanbul'u sevmiyorum' diyor. Haydarpaşa bölümünü açıklarken, 'Anadolu'ya giden insan manzaraları... Nazım'ın Memleketimden İnsan Manzaraları'nı anımsar' sözleriyle usta şairi anıyor.

Senfoni başlıyor, Fazıl balkondan izliyor, dikkatle dinliyor. Salon yıkılıyor. 10 dakika ayakta alkış, belki daha fazla. Dünyada gördüğüm en mutlu yüz, çok mutlu, coşkulu, mahcup da...

Bir ara Hasan Arat'la göz göze geldik, 'Tarihi bir gece, unutulmaz' dedi.
Bu duygularla salondan ayrıldık. Gürer Aykal, mülakatta Fazıl Say'a 'Bu eleştiriler, polemikler nedir?' diye de sormuştu.

Fazıl, 'Hangisinden başlayayım. Yorucuydu, boşuna uğraştım lüzumsuz işlerle ama kaçış noktam müzik' demiş ve 'Çare daha çok beste yapmak' diyerek bir sanatçının çıkış yolunu işaret etmişti, onu düşündüm yol boyu. Çıkış yaratıcılıkta, en iyi bildiğimiz alanda hünerimizi göstermekte, Fazıl Say büyük sanatçı...

<p>Samsun'daki rezaletin ardından bir haber de Ankara'nın Mamak ilçesinden geldi. Bir kadın, tartışt

Eşini sokak ortasında dövdü

Adana'da yanan ormanlık alanlar tekrar ağaçlandırılmak üzere hazırlanıyor

Yaren Leylek ve Adem Amca, 10'uncu yılda da buluştu

Bitlis'te besiciler kış şartlarındaki zorlu mücadelesi