• $8,442
  • €10,2031
  • 492.578
  • 1441.33
04 Ekim 2010 Pazartesi

Ergenekon'dan türbana sorunların anahtarı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir süredir başta Ergenekon olmak üzere, sürdürülen çok önemli soruşturma ve yürütülen davalarla ilgili 'yerinde uyarılar' yapıyor.
Meclis açılışındaki konuşmasının en kritik bölümünü de 'uzun tutukluluk hali'ne ilişkin sözleri oluşturuyordu.
Gül, bu tutumuyla 'esas' ve 'usül' ayrımına dikkat çekiyor.
Ya da 'amaç' ve 'araç'lar uyumuna...
Hiç kuşkusuz 'devletin bir numaralı yöneticisinin uyarıları' hem bürokratik mekanizma içinde hem de kamu vicdanında karşılığını bulmaktadır. Somut gelişmeler beklenebilir.  
Peki bu nasıl oldu, diye sormak gerek.
Yanıtın içinde 'siyaset tarzımıza ve dilimize' ilişkin yaşamsal bir ders yatıyor.
O dil ve üslup, 'Nasıl bir muhalefet?' arayışının da işaret fişeği olabilir.

DÖNÜM NOKTASI ÇANKAYA'DAKİ GÖRÜŞME
Öncelikle şunu vurgulamak isterim:
'Büyük fotoğrafa bakıp da Mehmet Haberal'ın, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın, diğer gazeteci arkadaşların bugün hala Ergenekon'dan hapis yatıyor olmalarını içine sindirenler varsa hesaplaşmalarını kendi vicdanlarıyla yapsınlar.'
Gül, çok yakından tanıdığı Haberal başta olmak üzere kimi tutuklularla ilgili 'uzun tutukluluk' hali uyarısını bu genel çerçeve içinde yaptı. İnsani duygularıyla kendi hukuk anlayışını sentez ederek üzüntüsünü dile getirdi.
Ama arka planda bu gelişmeleri hızlandıran bir ikili temas trafiği söz konusu.
Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Gül ve CHP lideri Kılıçdaroğlu arasında yapılan görüşme...
O bir milattır. Bakın nasıl ve neden...

KILIÇDAROĞLU'NUN GÜL'DEN RİCASI...
Gül-Kılıçdaroğu buluşmasının ardından yazmıştım. O gün görüşme çok samimi bir havada geçmişti. Kılıçdaroğlu'ndan ve Köşk kaynaklarından perde arkası birtakım bilgiler almıştım. Kılıçdaroğlu bazı bölümlerini 'hiçbir zaman yazılmamak üzere' anlatmıştı. Sadece bilgilendirme amaçlıydı. Bu bölüm ağırlıklı olarak Gül'ün yaptığı kimi tespitleri ve görüşleri yansıtıyordu. Özellikle isim bazında. Oraları geçelim.
Çankaya buluşmasında Kılıçdaroğlu, Gül'den 'Cumhurbaşkanı olarak başta Ergenekon olmak üzere hassas konularda' devreye girmesini, gördüğü hataları, usül yanlışlıklarını önleme konusunda kamu otoritesini uyarmasını rica etmişti. Mealen, 'Lütfen bu konularda konuşun, sizin sözleriniz etkili olacaktır. Hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve devletin tarafsızlığının sağlanması için gereklidir' demişti.
Bana kalırsa Gül 'o güne kadar gizli kanallardan ve kamuoyuna duyurmadan yaptığı Ergenekon tutuklularıyla ilgili kimi pozitif katkıları artık belli noktalarda açık mesajlarla yapmayı' deniyor.
Şunu hep savundum, 'dönüşümler ve etkileşimler karşılıklıdır.' O nedenle diyalogdan asla kaçmamak gerek. Kılıçdaroğlu döneminde yeni CHP'nin Türkiye'ye ve siyasal hayatımıza katkısı bu açıdan belirleyici olabilir. İşte Gül'ün Meclis açılışındaki o konuşması yeni bir dönemin adının konulmasıdır. Öbür tarafa bakalım, Kılıçdaroğlu da bu iklim nedeniyle yapıcı muhalefet anlayışını daha cesaretle sürdürebiliyor. Türban gibi konularda diyaloğa açık bir profil sergiliyor. Sonuçta kazanan Türkiye oluyor.

BAŞDANIŞMAN MESAJI VERDİ: AÇILIM, YENİDEN...
Ve gelelim Türkiye'nin bir diğer hayati sorununa...
Diyalog konusunda o cephede de tarihi gelişmeler yaşanıyor.
Dün Star'ın Açık Görüş ekinde Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın bir analizi vardı. Yazı, 'İkinci etap, demokratik açılım temiz bir sayfa ile yeniden gündemde' başlığını taşıyordu.
Evet, demokratik açılım referandum sonrası yeniden sahnede.
Akdoğan, 'Siyasi konjonktür çözüm için uygundur' diyor ve ekliyor:
'CHP'nin rolü kritik önemde. CHP statükocu çizgiden ayrıldığını göstermek açısından yeni hamleler yapmak zorunda. (Açılımın ikinci etabı hakkında) Bu kez tansiyon daha düşük, kaygılar daha az, beklenti ise daha yüksek.'
Akdoğan, analizi içinde Habur olayında açılımın türbülansa girdiğini, referandum sürecinde geri planda tutulduğunu kabul ediyor ve devlet organlarının son günlerde sergilediği diyalog trafiği hakkında da 'birinci elden doğrulayıcı' bilgiler veriyor.

İMRALI KUŞKULU: BUNLAR NEYİN  GEZİSİ
Bir de meselenin diğer tarafı var...
Radikal 2'de ise DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk'la yapılan bir röportaj.
Önemi şuradan geliyor, Tuğluk 'avukat' sıfatıyla bölücü terör tutuklusu Öcalan'la görüştü. Haberde 'dikkat çekici ipuçları' saklı.
Propaganda bölümünü 'geçip', işin haber boyutuna bakalım.
Tuğluk'a göre 'Öcalan, savaşı (bölücü terörden bahsediyor-İK) başlattığında bunun gerekliliğine ne kadar inandıysa, şimdi de sorunun demokratik yollardan çözülmesi gerektiğine o kadar inanıyor.'
Sonra ikili bir protokolden bahsediliyor. Öcalan'dan aktararak 'Birisi güvenlik boyutu, diğeri anayasal haklar boyutu olmak üzere iki protokol üzerinde uzlaşılmalı' diyor.
Tuğluk, Öcalan'dan çarpıcı bir cümleyi de şöyle aktarıyor: 'Barış şansı yüzde 50-yüzde 50.'
Devam edelim:
Öcalan, 'Benimle devlet görüşüyor' dedikten sonra bir de 'Başbakan, hükümet deyince kızıyor' demiş.
Son olarak, Beşir Atalay'ın ve MİT Müsteşarı'nın Irak ve Avrupa temaslarını 'Bu kadar gezi neyin nesi?' diye kuşkuyla sormuş.
Türban, Kürt konusu, Ergenekon...
Büyük sorunlar, tarihi süreçler...
İlginç gelişmeler yaşanıyor. Hep beraber tarihe tanıklık ediyoruz. Anahtar
kelime: Diyalog.

<p>Akşam Gazetesi Spor Müdürü Kenan Karcı Süper Lig'de tüm  merak edilenleri Ezgi Aşık'a anlattı.</p

Süper Lig'de şampiyon kim olur?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor