• $7,3781
  • €8,9404
  • 436.247
  • 1468.32
25 Eylül 2011 Pazar

Bizimle kimler savaşıyor?

Kendi topraklarımızda bizimle 'terör vasıtasıyla savaşan devletler' var.  Dün akşam Pervari'de beş askerin şehit olduğu, 7'sinin ölümden döndüğü; Diyarbakır'da iki polisin yaralandığı saldırılar da 'silah ve kan yoluyla dış politika empoze etmeyi' hedefliyor.
Her gün tekrarlanan PKK saldırılarının ardında, 'dış kaynaklı motivasyon' unsurları ön planda görünüyor. Silahı, parayı, istihbaratı, lojistiği kim sağlıyor?
PKK'nın son döneme damgasını vuran 'strateji değişikliklerini' unutmayalım: Kırsal kadar şehirde, asker kadar polis ve sivillere yönelik terör eylemlerine yöneliyorlar. Amaç toplumsal psikolojimizi etkileyerek iç karışıklık ortamı yaratmak.
Evet, sorun bizim. Ancak terörün tırmanmasında özellikle zamanlamaya dikkat edince uluslararası birtakım güçlerin, istihbarat örgütlerinin ve hatta devletlerin kışkırtıcı rolü ortaya çıkıyor. Değerlendirmeler bu yönde.
Örgütün 'Suriye kanadı' kanlı eylemlerde nicedir başı çekiyor. 'Derin PKK' diye tanımlanan kolunun istihbarat örgütleriyle ilişkisi ise sır değil.
Adını koyalım, Türkiye'nin yaşadığı terör gerçeği son dönemde, değişen stratejilerin de gösterdiği gibi 'PKK olayı olmanın çok ötesine taşmış' durumda.
'Ankara, diplomaside aktifleştikçe içeriden daha fazla vurulacak.'
Türkiye'nin stratejisi ve terörle mücadele konsepti de eşzamanlı olarak değişiyor. Adeta karşılıklı bir tırmandırma hali söz konusu. Üç-dört gündür PKK'nın şehir örgütlenmesi KCK'ya yönelik tutuklamalar önemliydi.
Yaşadığımız sürecin adı, 'terör dalgası.'
MİT-PKK görüşme kasetinin yayımlanması da halkın psikolojisine dönük bir propaganda malzemesi sunmayı amaçlıyordu.

KÜRT DEVLETİ HAYAL OLUNCA...

Türkiye'nin kronikleşmiş derdi terör. Onu çözme konusunda hamleleri, açılım politikaları. Buna karşılık terörü kışkırtarak Ankara'nın elini kolunu bağlamayı ve 'dışarıya değil, içeriye dönmesini' isteyen unsurlar, iç savaş körüklemek istiyorlar.
Eli silahlı suç örgütünün ötesinde masum kitleleri suçlayacak 'duygusal atmosfer' oluşturmaya çalışıyorlar.
Türkiye kiminle yakınlaştı; ABD ile. Bağımsız Kürt devleti hayal oldu. Ankara, Kuzey Irak'la da yakınlaştı.
Kimden uzaklaştı, İsrail'le, Suriye, İran ve hatta Rusya ile. Doğrudan bu ülkeleri suçluyor değilim. Sorguluyorum, devlet organlarımız da bunu yapıyor, sorguluyor.
İşin 'kontrolünün PKK'dan çıktığı' uzun zamandır devlet organlarınca biliniyor. Suriye ölüm kalım mücadelesinde, PKK ile geçmiş serüveni unutulmuş değil. İsrail, tarihinin en zor döneminde, Ortadoğu'da hiç olmadığı kadar yalnız, bölgedeki tek müttefikini kaybetmiş. İran... Evet İran. Ankara ile bölgesel rekabet içindeki en güçlü ülke. Hemen herkes füze kalkanının, radar sisteminin İsrail için kurulduğunu söylüyor, doğru değil. Bana kalırsa o sistem Ankara'nın güvenliği için İran tehdidine karşı Malatya'ya kuruluyor. Yunanistan'ı da eklemek isterim. Finansal olarak iflasın eşiğinde ama İsrail'le gizli değil, açık ittifak içindeler. Ortak düşman Türkiye. Türkiye bölgesel güç olma iddiasından vazgeçecek değil. Ama bu rolü kaptırmak istemeyenler de boş durmazlar. Zorlu ve sorunlu günler bir süre devam eder. Öfke kontrolü ve yönetimi için en olgun olmamız gereken dönem. Maalesef hızlı adım atıp çabuk sonuç alacak durumda değiliz. Avantajımız halkımızın barışa olan güçlü özlemi ve şiddete karşı gösterdiği direnç.
Sonuç; terör Türkiye'nin yumuşak karnı. Mutlak çözümü de yok. Dış politikada aleyhimize kullanıp, bize operasyon çekiyorlar. Duygulara söz geçirmek çok zor, öfkelenmemek imkansız gibi. Ama mecburuz. Teröre istediği zemini veremeyiz. Yapacağımız şey, Türkiye'yi operasyona açık ülke olmaktan çıkarmak.
Yeni adımlar geliyor. Köklü değişiklikler yolda.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İstanbul'da etkili olan yağışlı hava, trafikte yoğunluğa neden oldu

Ankara'da80 yaş ve üzerindeki vatandaşlara aşı uygulanmaya başlandı