• $7,3975
  • €8,9853
  • 445.521
  • 1569.35
12 Ocak 2011 Çarşamba

Arap siyasetinde yeni dönem şimdi başladı

Kuveyt
Dünya petrolünün yüzde 10'una sahip bir ülke, körfezde. Üç komşusu İran, Irak ve Suudi Arabistan. Nüfusu çok az, 2 milyon bile değil. İşgale uğramışsınız. Çok dostunuzun olması hayati. Kuveyt böyle bir toplumsal hafıza ve bilince sahip. Türkiye'nin bölge dengelerinde önemli bir yeri ve nüfuzu var. Son dönem İsrail ve Filistin politikaları bütün Ortadoğu'da olduğu gibi Kuveyt'te de sokağın ilgisini, hatta hayranlığını kazanmış durumda. Saraylar da bu coşkuya kayıtsız kalamıyor. Hükümet, Arap antipatisini kırdığını gösterdikçe, profilini de yükselttikçe İslam dünyasındaki algısını pekiştiriyor. Üzerine Batı ile olan ilişkilerini ekleyin. Kuveyt'te ve Katar'da neler yapıldığını anlamak için bu genel çerçeve bize çok şeyler anlatıyor.
Her bir köşede iş bağlantıları yapılıyor, sayı 500'e yaklaştığı ve biraz aceleye geldiği için organizasyon hataları yaşansa da herkes hayatından memnun. İşadamları bunu fırsat olarak görüyor. Enerji Bakanı dün söylemişti. Zamanlama kritik. Meclis'ten onay çıktı, Kuveyt beş yılda 140 milyar dolar yatırım yapacak, bu yıl başlıyor. Türkiye seçime gidiyor, seyahat sonbahara kalsa tren kaçardı. Ve buralarda her şey Kuveyt Emiri'nin iki dudağı arasında. Yani iş yukarıdan bağlanır ve kişisel sempatiler belirleyicidir. İşte bu noktada devreye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan giriyor. İslam Dünyası Mümtaz Şahsiyet Ödülü ve tören bu açıdan yararlı oldu. O gece Erdoğan'ın konuşmasında dikkat çeken vurgu ve detaylar vardı, anlatayım.

ARAP LİDERLERİNE ESASLI ELEŞTİRİ
Erdoğan'ın aldığı ödülle ilgili sunumda Başbakan'a övgüler yağdırıldı. İyi ruh, güçlü kişilik ve hayırseverlik tanımlamalarıyla Erdoğan'ın neden ödüle layık görüldüğü anlatıldı. Kısa film sırasında Davos'taki 'one minute' olayı salondan alkış topladı ve Erdoğan kürsüye çıktı. Arap liderlerine hiç isim geçirmeden esaslı bir eleştiri yaptı. 'Bütün dünya sessiz kalsa da...' dedi, biz sessiz kalmayacağız. 'Tek başımıza olsak da sesimizi yükseltecek, haksızlıklara karşı çıkacağız' diye devam etti. Bu vurgulamalar konuşma boyu sürdü. Bir Ortadoğu turunda çok sayıda liderle görüştükten sonra hayal kırıklığını yanındakilere şöyle yansıtmıştı: 'Filistin meselesini yüreklerinde hissetmediklerini görmek acı.' Erdoğan sonra konuşmasında konuya İslami değil, insani açıdan yaklaştıklarını anlattı. Tam o sırada hayli önemli bir bölüme geçti...
Erdoğan konuşurken sürekli protokol bölümüne baktım, Kuveyt Emiri ve ailesi Başbakan'ı dikkatle dinliyor, başlarıyla sürekli onay veriyor ve coşkuyla alkışlıyordu.
Ve Erdoğan'ın o vurgusu...
İslam ve terör bağlantısını şiddetle reddetti önce. 'İslam barış dinidir' dedi. Sonra 'Biz yüreğimizde Gazze'nin acısını hissettiğimiz gibi, Mısır'da yılbaşındaki terör saldırısında hayatını kaybeden Kıpti kardeşlerimizin acısını da hissediyoruz' diye konuştu. Yılbaşı kutlamalarında öldürülen Hıristiyan Kıptilerin acısını... İşte, Erdoğan'ı farklı lider yapan böyle tutumları... İnsani ama çoğu liderin kaçındığı, görmezden geldiği konular...

EKSİ 10 DERECEDEN KÖRFEZ SICAĞINA
Erdoğan toplantıdan toplantıya koştu, sürekli konuşmalar yaptı. Yorgundu, sesi biraz kısılmıştı. Yakın çalışma arkadaşlarından Yalçın Akdoğan, İbrahim Kalın ve Kemal Öztürk de rahatsızdı. Başbakan da 'Sesim kısık kusura bakmayın, ülkemin doğusunda eksi 10 derecedeydik' diye durumu açıkladı.

Abdullah Tivnikli'yle konuştum, 20 yıldır Kuveyt Türk için gelir gider. Bu gezi, işadamlarının ticari bağlantılarıyla dikkat çekiyor. Ama ikinci yüzünde de daha büyük bir amaç yatıyor. Kuveyt ve Katar'ın elindeki güçlü nakit akışını, milyar dolarlık yatırım imkanlarını Türkiye'ye çekmek. Başbakan'ın kurmay heyeti temaslardan çok memnun. Türkiye'ye daha fazla kaynak akacağına inanıyorlar.

Yazmıştım, Savunma Sanayii Müsteşarı Murat Bayar da heyette. Konuştum, Katar'da ve Kuveyt'te askeri malzeme ihalelerine talipmişiz ve bu gezi sonrası hayli avantajlı hale gelmişiz. 'Başbakan ağırlığını koydu' dedi, aksi halde olmaz. Sonra ticaretin arkasındaki siyaset için ilgi çekici bir değerlendirmesini benimle paylaştı: 'Aslında eskisi kadar silaha ihtiyaçları yok ama askeri harcamalarını kesmezler, tam tersine... Yakınlaşmak için bunu bir araç olarak kullanırlar. Yüklü alımlarla stratejik ilişki kurmaya çalışırlar. Başbakan'ın ziyareti işte bu bakımdan da bizler için önemli.'
Gezinin ikinci gününden izlenimler böyle...


MODEL ÜLKE DENEN BUYDU ASLINDA
TÜRKİYE Ortadoğu'ya yeni bir modelle geliyor. Batı'nın hep yaptığı gibi güvensizlik pompalayan ve kaos çıkararak kendine bağlayan modelden farklı, barışçıl ve özgün... Müslüman çoğunluğa sahip bir ülkenin demokrasiyle yönetilebildiğini göstererek örnek oluyor. Model ülke denen buydu aslında. Türkiye, tarihinin ve coğrafyasının ona bahşettiği nimetleri, müthiş gücü ve aynı zamanda sorumluluğu yerine getirmeye başlamıştır. Bu rol, hem büyük Atatürk'ün hedeflediği yurtta ve dünyada barış şiarını hem de çağdaş medeniyet seviyesini yakalamanın yolunu açıyor. Kızanlar var biliyorum ama bir gün onlar da anlayacaklar, Türkiye ne Batılıdır ne Doğulu... Türkiye hem Batılıdır hem Doğulu. Bir köprü mutlaka iki sağlam ayağa sahip olmak zorundadır. Sırtımızı ikisine de dönemeyiz ki...

Türkiye'nin Arap siyasetinde yeni dönem işte şimdi yaşanıyor. 9 yıl önce biraz da çekingen başlayan Türk dış politikasındaki değişim yeni bir safhaya geçti.
Artan özgüven, komşularla sıfır sorun politikasının getirdikleriyle birleşince stratejik derinlik Körfez'e taştı. Teorisini Davutoğlu yapmış olsa da stratejik derinlik Erdoğan'ın uyguladığı dış politikanın adı.

Burada siyasetle ticaret kol kola yürüyor. Top, Erdoğan'ın en başarılı olduğu sahada. Bundan Türkiye kazanır.

Katar'dan devam edeceğiz.

<p>ATV'nin reyting rekorları kıran başrolünde Burak Özçivit'in rol aldığı Kuruluş Osman dizisi Türk

Ahmet Yenilmez 'Kuruluş Osman'ı' anlattı: Demirci Davut'un sahnelerine dikkat edin!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ankara buz kesti

Kızılırmak buz tuttu