• $32,5157
  • €35,0122
  • 2433.27
  • 10471.3
26 Mayıs 2024 Pazar

Ne oldu da?../2

3

Din artık akla ve mantığa uygun telakki edilince, öncesinde her şey dinden 'meşruiyet' kazanırken, şimdi din de dahil her şey meşruiyetini medeniyetten ve akıldan alır hale gelmektedir...

Tarihteki ikinci Mustafa Kemal; Cumhuriyetin kuruluşundan 1931-32'ye kadar geçen sürede yaşayan Kemal'dir.

Bu dönem İslam ile Türklüğün cem edildiği; birbirinin yerine ikame edildiği, ya da en mutedil tanımla din ile Türklüğün kesin bir uzlaşıya kavuşturulduğu dönemdir.

Bu anlayışa göre; İslam Türkleştirilmelidir ya da Türkleşmiş bir İslam ihdas edilmelidir.

Bu devrin vazgeçilmez sorusu: Bir Türk Dini mi yaratılmalı yoksa Türklük mü dinselleşmelidir? Bu soruya çoğunluk; İslam Türkleştirilmelidir şeklinde cevap verilmiştir.

Bu anlayışı tarihçiler 'telifcilik', bağlılarını da 'telifciler' olarak isimlendirmiş olup, bu görüşün başını çekenler Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Reşit Galip olup, Mustafa Kemal'de o dönemde telifçilerin safında yer almıştır.

Üçüncü M. Kemal'in yaşadığı dönem ise; 1933 Cumhuriyetin kuruluşunun onuncu yıl kutlamaları başlangıç olmak üzere dini tamamen yok sayan, dinin kategorik olarak hayatın dışına itildiği bir dönemdir.

Onuncu yıl dönümü kutlamaları münasebetiyle devlet birtakım eserler sipariş eder ve bastırır. Çoğunluğu piyeslerden oluşan, aralarında şiir ve roman da bulunan otuza yakın eserin tamamı basılmadan önce Mustafa Kemal'in kontrolünden ve onayından geçer.

Bu eserlerde din tamamen yok sayıldığı gibi, yeni yeni Kemalizm dillendirilmeye ve Mustafa Kemal'de kutsanmaya başlanmıştır.

Dördüncü dönem ise; Kemalizm'in bir din haline getirildiği dönemdir.

(Söz konusu değişimi ders kitaplarından takip edersek; 1910'da Peygamberimizden 'Peygamber-i Zişan Efendimiz' diye bahsedilirken bu hal 1920'de 'Hazreti Peygamber'e, 1930'da ise sadece 'Muhammed'e evrilmiştir.)

Mustafa Kemal üzerinden tarihi seyre bakarsak;

1923'te Zağnos Paşa Camiinde tam bir Müslüman olarak hutbe okuyan/vaaz veren M. Kemal.

Telifci dönemde; "Seküler çerçevede de olsa toplumun dine ihtiyacı vardır..." derken.

1929'da: "Tanrı sadece insan toplumunun zirvesidir"

1930'da: "Türk'ün dini tabiattır"

1932'de: "İnsanlık ilk devrelerinde pek acizdi. Şimdi insanlık (kendi) vicdanında bir kuvvet yarattı. İşte o Allah'tır."

En sonunda ise, "Gökten indiği sanılan dogmalar"a kadar uzanır...

4

"O hakikaten bize gayet malum namütenahim karından gönderilmiş peyami kâmil resuldür" (Yusuf Akçura, 'O' isimli makale)

"Asrın mucizesi değil, tarihin mucizesini halkeden Aziz Şef" (Cemal Ziya)

Görüldüğü üzre Kemalistler, daha Mustafa Kemal'in sağlığında Atatürk'ü yer yer peygamber hatta yarı tanrı olarak vasfetmeye başlarlar.

(Bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, bu yazıyı yazarken benimde faydalandığım Onur Atalay'ın Galatasaray Üniversitesinde yaptığı doktora tezinin bir bölümünden oluşan 'Türk'e Tapmak' kitabına bakabilirler.)

Son söz olarak; Seküler Kemalistler/Atatürkçüler için neredeyse Mustafa Kemal Atatürk; kazandığı askeri başarılardan çok yaptığı devrimlerle büyüktür.

Şöyle de söyleyebiliriz: Kemalistlerin tartışılmaz bir yere yerleştirdiği Atatürk; İzmir'de Yunanlıları denize döken komutan olmaktan çok, halifeliği kaldıran, dini hayatın dışına iten katı Fransız laikliği getiren üstün varlıktır.

Şimdi soru şu: Ak Parti, Kemalizm ile Mustafa Kemal'i ayırarak, dindar ve milliyetçi Atatürk'e sahip çıkarak; Mustafa Kemal'i Kemalistlerin elinden almayı başarabilmiş midir? Ya da dindar/mütedeyyin/muhafazakarları Mustafa Kemal Atatürk ile tam manasıyla barıştırabilmiş midir?

Anlaşılan o ki; bu ve benzer sorular, daha uzun müddet ortada durmaya devam edecek...

<p>Edinilen bilgiye göre, ismi öğrenilemeyen şahıs, uyumak için otogarın mescidine girdi. Üzerinden

Otobüs terminalinin mescidinde ölü bulundu

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!