• $8,5012
  • €10,1097
  • 498.431
  • 1387.45
24 Ocak 2020 Cuma

Müslüman yalnız Allah'tan korkar

Bundan tam yirmi beş yıl önce (1995), yine böyle ocak ayının son günlerinde, o zamanlar henüz sıcak savaşın devam ettiği Bosna-Hersek’i ziyaret etmiştik.

Bu seyahate dair notlarımı ve düşüncelerimi yazmış ve yayınlamıştım. Daha sonra başkalarıyla beraber bu yazılarım da Yol Boyunca ismini taşıyan bir kitapta bir araya gelmişti.

Geçen yazıda söz ettiğimiz, farklı vadilerde dolaşma arzumuzu bu kez de o kitaptan bir alıntıyla sürdürmek istiyorum:

“Öğrendiğim İlk Boşnakça Kelime: SEVDA

Doyasıya Yaşadığım Duydu: HÜZÜN

Kara ikliminin tüm özelliklerine sahip bir Travnik gecesiydi yaşadığımız. 30.01.1995 Pazartesi gününü, salıya bağlayan geceyi İVO ANDREVİÇ’in evinde geçirdik. Travnik sokaklarına ve kış şartlarına uygun yapılmış dik çatılara yağmur yağıyordu. Yağmurun oluşturduğu sular çatılardan ve yollardan savaşın pisliklerini temizlemek istercesine acele acele akıyordu.(…)

Travnik sokaklarına yağmurun yağdığı o gece İvo Andreviç’in evine de hüzün yağıyordu. Öylesine bir hüzün ki sevgiyle sarmaş dolaştı.

Bu hüzün ve sevgiyi dillendiren, yücelten ise müzikti. Bazen müzik bizzat hayatın yerini alır. O asıldır. O insanlığın ulaştığı ortak dil ve zemindir. O bazen mahur, bazen hüzzam, bazen buseliktir. Gerçek müzik yapılan mekanlarda her şey ortak bir yapıya ulaşır. Daha doğrusu müziğin ortak dili farklılıkları ortadan kaldırarak ‘bir’liği yüceltir… Savaşın ortasında böyle bir şey yaşadık. Düşünüyor muydum? Belki… Belki de bekliyordum farkında olmaksızın. Hiç ummadığım yerde ve zamanda onu orada buldum. Üç saz ve üç okuyucudan oluşan topluluk bize tekrarı mümkün olmayan saatler yaşattılar. Küçük ama seçkin bir gruptuk. Türkiye’den Halil Ürün, Hüseyin Kansu ve ben. Yerli olarak Belediye Başkanı, 7. Kolordu Komutanı, Bölge Müftüsü, Medrese Müdürü, SDA’nın İl Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinden biri, Müzenin Müdiresi diğer birkaç davetli ve bazılarının eşleri…

Okuyuculardan birisi bırakıp diğeri devam ediyordu. Müzik ve vakit ilerledikçe evin alt katını hüzün ve sevda dolduruyordu. O gece orada bulunan insanlarla ortak bir kelimede buluştuk. Daha doğrusu benim Boşnak dilinde öğrendiğim (!) ilk kelime SEVDA idi. Bir an bana öyle geldi ki evi dolduran hüzün kapı ve pencerelerden dışarı akıyor ve yoğun yağmur sularına karışıyordu. Yaşadığımız hüzün ve sevda hem geçmişi bize getiriyor, hem bizi geleceğe itiyordu sanki… Okuyuculardan birisi genç bir hanımdı; Mirsada Mehiç. Mirsada Hanım bir ara söylediği şarkıyı öylesine yaşıyordu ki, onunla o anı paylaşmak istedim. Etkilenmişliğim dikkat çekmiş olmalı ki, gruptan biri Kansu aracılığıyla bana açıklamalarda bulunmak gereğini hissetti. “Komünist dönemde bu şarkıyı söylemek yasaktı. Gördüğünüz gibi teknik olarak da icrası zordur. Bu hanım da bunu becerebilen birkaç okuyucudan bir tanesidir.” Bu açıklamanın ardından şarkının sözü benim için daha da anlam kazandı. Belki sözlere takılmak orada eksiksiz yaşayan müziğe hakaretti ama dayanamadım ve sordum.

“Kur’an’dan güzel kitap yoktur.

Temiz inanç olarak da İslam’dan güzeli yoktur.

Yoktur iyisi ve güzeli kitap olarak Kur’an’dan

Kur’an’da da,

Sünnette de,

Müslüman yalnız Allah’tan korkar.”

<p>Manavgat'ta çıkan orman yangını havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alınmaya çalışılıyo

Manavgat'ta büyük yangın

Marmaris'teki yangın söndürme çalışmalarına Mehmetçik desteği

Denizde dehşet anları! dev gemi paramparça oldu

Arhavi'deki selde görev yapan jandarmalar ilçeden bayraklarla uğurlandı