• $13,3884
  • €15,1673
  • 767.306
  • 1849.05
26 Ekim 2017 Perşembe

Küstahlığın derecesi...

1

‘Küstahlık’ gücün azmanlaşmış halidir malumunuz.

Her ne kadar güce dayansa da azgınlık eninde sonunda sahibini boğar, bu da unutulmamalı.

2

ABD Türk hükümetinden FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan elemanının telefonunu istemiş.

Neymiş; telefon ABD’nin malıymış, dokunulmazlık kapsamındaymış.

Küstahlık ve azgınlık tam da budur işte...

De; bu da ilk kez olmuyor.

3

Birinci Dünya Savaşı sonrası, savaşın galipleri Paris’te toplanırlar.

Amaç dünyaya yeni bir şekil vermektir, daha doğrusu Osmanlı toprağını paylaşmaktır.

Bu nedenle; her etnik ve inanç temelli oluşumların/ulusların temsilcileri Paris’tedir ama Osmanlı yoktur orada.

Büyük ısrarlardan sonra galipler, lütfedip Osmanlıları da dinlemeye karar verirler, gayri resmi olmak kaydıyla.

Gayri resmi de olsa başta padişah olmak üzere o zaman Osmanlı ricali bu daveti önemserler ve Sadrazam (Başbakan) Damat Ferid Paşa başkanlığında bir heyeti Fransa’ya gönderirler.

17 Haziran 1919’da, on kişiden oluştuğu için ‘onlar meclisi’ denen heyet, Osmanlı temsilcilerini lütfen kabul buyururlar.

Onlar Meclisi’ne, Paris Sulh Konferansı’nın da reisliğini yapan Fransa Başbakanı Clemenceau başkanlık yapmakta, sağında Amerikan Cumhurbaşkanı Wilson solunda ise İngiltere Başbakanı Lloyd George oturmaktadır.

Hain (!) Damat Ferid önceden hazırladığı bir metni okumaya başlar heyet huzurunda.

Metnin hem içeriği, hem de uzunluğu, hem de Damat Ferid’in okuma biçimi heyeti kızdırır.

Damat Ferid; Avrupa’nın İzmir, Pontus ve Ermenistan hakkındaki tasavvurlarına inanmak istemediğini söyleyerek, Osmanlı’nın arkasını 350 milyon Müslüman’a dayadığından bahisle bütün Arap ülkeleri üzerindeki hükümranlığından bahsedip sadece Suriye’ye bir muhtariyet verilip verilemeyeceğini tartışabileceklerini söyleyerek dinleyenleri çileden çıkardığı yetmiyormuş gibi; Ege adalarının Türkiye’nin koparılamaz bir parçası olduğunu, Kıbrıs’tan vazgeçmeyeceklerini ve hatta Mısır üzerindeki hükümranlık haklarının devam ettiğinin ısrarla altını çizmesi sonucu Clemenceau; Osmanlı Sadrazamı’nın sözünü keserek; “Okuduğunuz kağıdı bize bırakınız, siz aşağıdaki büfeye gidip istirahat ediniz...” diyerek heyeti kapı dışarı eder.

Belki de; tam da bundan sonra millet ve milletin temsilcisi sıfatıyla Heyeti Milliye; “bunlarla konuşarak anlaşmak mümkün değildir, bunlara ancak anladıkları dilden hitap etmek gerekir...” diyerek yeniden silaha sarılırlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yolunu açarlar.

4

Görüleceği gibi yüz yıllık parantez hâlâ kapanmamıştır. Bugün olup bitenler yüz yıl önce olup bitenlerin aynısı ve/veya devamıdır, eksik kalan tarafların tamamlanması, yanlış gidenlerin doğrultulmaya çalışılmasıdır.

Ve Türkiye hâlâ Batı’ya karşı anladıkları tek dil ile mukabele etmek durumundadır.

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

Türkiye'nin ilk Çocuk Adalet Merkezi kucak açtığı çocukları topluma kazandıracak

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı