• $7,369
  • €8,975
  • 441.97
  • 1551.57
07 Mayıs 2011 Cumartesi

ANNELER GÜNÜ'NDE VE HER GÜNDE Biz anneler sevgiyi içimizde hissetmek ist

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

Biz anneler öncelikle çocuklarımızın sevgisini ta içimizde hissetmeye ihtiyaç duyuyoruz. Sonra çocuğumuzla zaman geçirmek, ailemizle bir arada olmak ve en sonda ise belki küçük bir hediye almak bizi ilgilendiriyor. Anne yüreği, sevgiyi hissetmenin peşinde...

Yavrusunu kucakladığı an, her annenin hayatında milattır. Kadın bebeğini doğurduğunda, kendini de bir anne olarak doğurmuş olur. Her doğum, aslında üç kişinin doğumudur; bebeğin, annenin ve babanın... Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir ve asla da eskisi gibi olmayacaktır. Daha iyi ya da daha kötü gibi kıyaslar yapılamaz bu değişimde. Bir doğum gerçekleşir ve hayatlar değişir... Anne olunca, baba olunca böylece anlayıveririz! Artık her şey başkadır; bakış açılarımız, hissediş ve düşünüş şeklimiz, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler, ilişkilerimiz, hepsi başkadır... Bu noktada, ebeveyn olmaya pekala bir değişim ve dönüşüm fırsatı olarak da bakabiliriz.
İşte, yeni bir Anneler Günü de geldi... Farkındalık ve değişim yaratmak üzere, birbirimizi ve çocuklarınızı büyüttüğümüz sitemiz www.anneoluncaanladim.com'un annelerine Anneler Günü'ne özel bir anket düzenledik ve 'Anneler Günü'nde sizi en çok ne mutlu eder' diye sorduk... Ve 550 kişinin üzerinde anne, anketimize şu cevapları verdi:

Yavrumun sevgisinidoyasıya hissetmek...............% 66
Hediye almak................% 4
Ailecek gidilecek bir piknik vb................%12
Çocuğumla birebir zaman geçirmek................%16

Anlayacağınız biz anneler öncelikle çocuklarımızın sevgisini ta içimizde hissetmeye ihtiyaç duyuyoruz. Sonra çocuğumuzla zaman geçirmek, ailemizle bir arada olmak ve en sonda ise belki küçük bir hediye almak bizi ilgilendiriyor. Yani tüm özel günlerdeki kutlamalarda ve tabii ki Anneler Günü'nde kopan onca tantana çok da umurumuzda değil. Anne yüreği, sevgiyi hissetmenin peşinde... Aslında hepimizin derdi de bu değil mi; olduğumuz gibi sevilmek ve kabul görmek. Çocuklarınız, çocuklarımızın babası, ailemiz; bize zaten hediye ve bunun için her gün, her an zaten şükran doluyuz.

MAYIS AYI ANNE AYI
Bir anne olarak size kendimden örnek vereyim. Mayıs ayı benim için hep çok özel olmuştur; mayıs doğumluyum, kızım Duru'yu da mayıs ayında doğurdum. Eh, bir de mayıs ayında Anneler Günü var. Ailemiz için mayıs demek, şenlik demek... Geçen gün doğum günümdü; yavrum neredeyse yılbaşından beri doğum günüm için hazırlıklar yapıyor, haftada bir doğum günüme kaç gün kaldığını hesap edip duruyor. 2 yaşından beri bana elleriyle yaptığı birbirinden harika hediyeleri sunar. Bu doğum günümde de öyle oldu ve yarın Anneler Günü'nde de öyle olacak. Babası sorunca, 'Gel annene dışarıdan da bir hediye alalım' diye...  Bizimki, 'Yok' diyormuş; 'Ben kendim hazırlıyorum hediyelerimi, sen kendin için hediye al anneme...'
Ve yıllar geçtikçe, güzel yavrum büyüdükçe onun sevgisini daha derinden hissediyorum; beni mutlu etmek için, benim kendimi özel hissetmem için dört dönüyor. Bana 'Sen zaten özelsin' diyor. Bundan daha güzel bir hediye mi olur bir anneye! Ve bütün bunlar bana hep şu gerçeği hatırlatıyor: Bir çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi için annesinin, babasının ve en az bir üçüncü kişinin koşulsuz sevgisine ve güvenli ilgisine ihtiyacı var! Çocuklarımız, biz anne babalarıyla kurdukları ilişkileri örnek alarak büyüyorlar, bizim gözümüzden biçiyorlar kendilerine verdikleri değerleri ve yaşam 'nedir'in anlamını bizimle olan yaşamlarında öğreniyorlar. Sevgiyi derinden hissetmek büyütüyor anlayacağınız çocuğu da... Aksi takdirde, güdük kalıyor o küçücük ruhlar, gelişip serpilemiyor; sonuçta da olmadık olumsuz deneyimleri, istenmedik halleri kendine çekiveriyor.

'ANNEMİ AFFEDEMİYORUM' DİYEN DİYENE
Öte yandan, bir anne yavrusunun, yavrularının, sevdiklerinin sevgisini hissetmek dışında da şeyler ister elbet... Anneliği desteklensin, saygı görsün ister!
Anneler Günü vesilesiyle bir de madalyonun öbür yüzünden bahsetmek olmaz. Biz kadınlar, biz anneler hayatı yaratıyoruz adeta, fakat gelin görün ki, hem kanunlar üstünde hem de günlük hayatta anneliğimiz yeterince desteklenmiyor ve sonuçta bütün hayatın yükü omuzlarımızda. Eşler, genellikle dışarıda çalıştıklarını bahane edip çocuk bakımına, ev işlerine ellerini bile sürmüyorlar. İş hayatında ise çalışan anne olmak zor sanat; izinler yetersiz, kreş sorunu halledilememiş durumda... Kadınlar, ülkemizde anne oldukları için adeta cezalandırılıyorlar! İlk 3 yıl şu bebecikleri annelerinin yakınında tutacak formüller bulunmalı, Avrupa ülkelerindeki uygulamalar örnek alınmalı. Biz ebeveyn olunca ister istemez değişirken; kurallar, kanunlar, günlük hayat da lehimize değişebilmeli. Ama çok kısıtlı imkanları var Türk annesinin... Onun için de işte; hazır olmadan, maddi-manevi şartları kurgulamadan anne olmamak gerekiyor! Aksi, bir kabusun orta yerine düşmek gibi; anneler her gün sitemize yazıyorlar, 'Çıldırmak üzereyim yardım edin' diye...
Peki, annenin mutsuz, annenin depresif, annenin tatminsiz olduğu bir toplumda çocuklar mutlu büyüyebilir mi? Elbette hayır!
Bir de 'affetmek' konusunda girmek istiyorum izninizle; yine madalyonun öbür yüzlerinden biri olarak... Anneler Günü, ne çok insan için yürek dağlayan bir günmüş meğer, geçenlerde katıldığım bir çalışma sırasında fark ettim. Çalışma, affetmek üzerineydi ve çalışmaya katılan herkes kadındı, çoğu da anneydi... Salonun yarısından fazlası annesini (çeşitli nedenlerle) bir türlü affedemediğini itiraf etti. Bu bir insan için ne büyük bir yüktür; anneyi affedememek! Ve bir anne için bu ne büyük bir cezadır; evladı tarafından affedilmemek! İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz; bu anne-kızların görünürde gayet normal bir ilişkileri var, konuşup görüşüyorlar, büyük ihtimal yarın da birbirlerine sarılıp öpecekler... Ama gelin görün ki, yıllar yılı eteklerdeki taşlar dökülmemiş, kimse karşısındakini olduğu gibi kabullenememiş...

ANNELER DE İNSAN
Anneler de bazen hata yapar, ama annenin hata yaptığını kabullenmesi hele de itiraf etmesi genellikle zordur. Anneler genellikle yaptıklarının, o şartlar içinde, ellerinden gelenin en iyisi olduğuna inanırlar. Öyledir de! Elinden gelenin en iyisini yapar anne; elinden daha fazlası gelseydi onu da yapardı. Ama gelmez; belki biz evlatların göremediği nokta bu! Beklentilerimizin en yüksek olduğu kişilerdir anneler. Annemiz öyle üst bir yerdedir ki bizim için, onun elinden gelenin bu kadar olduğuna inanmak istemeyiz bir türlü; onun da bir insan olduğunu kabul etmemek gibi... O yüzden, 'Ben anne olunca annem gibi olmayacağım' yeminleri eder çoğu kadın. Ama hepimiz insanız işte; anne ve babalar da çocuklarının gözünde ne kadar üst bir yerlerde olurlarsa olsunlar; insanlar...

ÇÜNKÜ, BEN SENİN ANNENİM, TAMAM MI!
Bir de anne yüreği, yavrusu için en iyiyi bildiğine inanır. Bu bazen hoş, bazen de itici gelir evlatlara. Olmadık bir diyalog, anne tarafından, 'Çünkü, ben senin annenim tamam mı!' diye bitiriliverir. Tam da bu noktada anne; biraz olsun nezaketi ve toleransı hak eder kanımca... Örneğin, biz anneler, yavrumuzun doyup doymadığını, üşüyüp üşümediğini, canının sıkkın olup olmadığını, hastalanıp hastalanmayacağını bildiğimize inanırız. 'Evladım, şundan bir lokma tat; hırkanı giy üşüteceksin, bugün günün iyi geçmemiş bir şey var sende...' deyiveririz. Evladın kaç yaşında olduğunun, küçük bir bebek ya da koca adam olduğunun bizim için pek de bir ehemmiyeti yoktur bu noktada.  Evlat dediğin, zaten hemen her yaşta itiraz eder; evlat ya... 'Tokum yemeyeceğim, üşümüyorum giymeyeceğim, bir şeyim yok benim...' der. Anne, evladın bu çıkışlarından sonra 'Anne hatırı için ama...' deyiverir. Hatır sökmezse, tarihi cümle gelir: 'Ben bilirim; çünkü ben senin annenim tamam mı?' İşte bu, analık hakkıdır! Prim verilmeyebilir, (ki verilmemelidir de) ama nezaket ve toleransı da hak eder...
Anneler için, en değerli varlıkları olan evlatlarının sadece ve sadece hayata ait olduğunu kabullenmek zordur. Hadi itiraf edelim, yavrularımız bizden özgürleşirler, ama biz onlardan bir türlü özgürleşemeyiz. 'Bu çocuk bana bağımlı' diye şikayet eden annelere bakın, asıl onlar çocuklarına bağımlıdır! İşte, biz annelerin dersi de budur!
Tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun...

Türk anneleri fazla müdahaleci
Yapılan araştırmalar, Türkiye'deki annelerin çocuklarına karşı davranışları ile Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'da görülen ebeveynlik davranışlarından tamamen farklı olduğunu gözler önüne seriyor. Şöyle ki:
- Anneler, 3 yaşındaki çocukları ile 10 dakikalık bir oyun sırasında çocuklarına ortalama 144 komut veriyor, 26 eleştirel yorum yapıyor ve itme ya da fiziksel kısıtlama gibi 14 olumsuz fiziksel davranışta bulunuyorlar.
- Çocuklar aynı oyun sırasında 10 dakikada ortalama 7 olumsuz davranışta bulunuyorlar.
- Her 4 anneden sadece 1 tanesi bu 10 dakikada çocuklarına fiziksel olarak sıcaklık ya da sevgi gösteriyor.
- Annelerin 10 dakikalık oyun sırasında gösterdikleri etkileşimlerin 3'te 2 si olumsuz. Bu oran ABD'deki benzer annelerin benzer durumda gösterdikleri olumsuz davranışların iki misli.
- 3 yaşındaki çocukların her bir olumsuz davranışına anneler ortalama 31 olumsuz tepki ile yanıt veriyorlar. Bu oran ABD'deki anne-çocuk etkileşimlerinde 2,5, psikolojik tedavi gören çocuklarla annelerinin etkileşiminde 7 civarında ve çocuk istismarı ile suçlanan anneler arasında 10.

Olmazsa olmaz: Anne şefkati
Annenin bebeğine gösterdiği şefkat, çocuğun yetişkinlik döneminde de sorunlarla daha iyi başa çıkmasını sağlıyor ve çocuğu stres, hastalık gibi olumsuz etkilerden koruyor.
ABD'li bilim adamları, 482 anne ve 8 aylık bebekleri arasındaki bağı araştırdı ve bu bağın bebekken araştırmaya katılanların 34 yaşına geldiğinde üzerlerindeki etkilerini inceledi.    
10 anne-bebek çiftinden yaklaşık birinde uzmanlar, annenin bebeğine gösterdiği şefkati 'az', çiftlerin yüzde 85'inde 'normal', yüzde 6'sında 'fazla' buldu.       
Bebekken araştırmaya katılanlar, 34 yaşına geldiğinde tekrar teste tabi tutuldu. 8 aylıkken annesinin fazla şefkat gösterdiği kişilerin kaygı, stres ve saldırganlık düzeyinin diğerlerinden az olduğu görüldü. Ayrıca bu kişilerin kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandığı ve hayatla daha iyi mücadele ettiği belirlendi.     
Hayattaki ilk deneyimlerin, yetişkinlik dönemini bile etkileyebildiğini doğrulayan bilim adamları, hatırlanmayan bebeklik anılarının ileride kişiyi hayata karşı daha dayanıklı ya da hassas hale getirebildiğini vurguladı.

Annesi mutluysa çocuk da mutlu!
Çocuk, annesi mutluysa mutlu oluyor. Araştırma sonuçları, babaların mutluluğunun ya da mutsuzluğunun, çocukları anneleri kadar etkilemediğini gösterdi.  İngiltere'deki Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü tarafından 40 bin aile üzerinde yapılan araştırmada çocukların mutluluğunun anneye bağlı olduğu ortaya çıktı.
10-15 yaş arası üzerinde yapılan araştırmaya göre anneler mutluysa çocuklar da mutlu oluyor. Eğer anneler sürekli evin içinde mutsuzsa çocuklar da evde ya da okulda mutsuz oluyor, arkadaşlarıyla iletişim kurmakta zorluk çekiyor. Araştırmada babaların mutluluğunun ya da mutsuzluğunun çocukları anneleri kadar etkilemediği ortaya çıktı.

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı

Yılanların yuttukları dev canlılar