• $7,351
  • €8,9467
  • 438.424
  • 1536.11
21 Ağustos 2011 Pazar

Yıldızlar bizden niye kacıyor?

Büyük şehirlerin üzerinde, her geçen gün daha az yıldız göründüğünün, bilmem farkında mıyız? Çoğu zaman, apartman bloklarının arasından sızan gün ışığıyla yetinmek zorunda kalıyoruz. Güneşi görmeyi unuttuk. Yıldızlarsa aklımıza hiç gelmiyor. Aslında söylemek istediğimiz yıldızların uzaklaşması da değil. Yıldızlarla birlikte evreni de anlamaktan giderek uzaklaşıyoruz
Kur'an insanın topraktan yaratıldığını söyler. Bu, insanın var kalabilmek için, toprağa muhtaç olduğunu da gösterir. İnsanı anlayabilmek için toprağı tanımak gerekir.
Kur'an, insanın dikkatini yerle/ toprakla birlikte, gökyüzüne de çeker. Kur'an'ın, 14 asır önce, yer ve gök bitişikken sonradan ayrıldığına işaret etmesi anlamlıdır: 'Küfürde direnenler, göklerle yerin başlangıçta bitişik olduğunu, daha sonra bizim onları birbirinden ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmiyorlar mı? Bu gerçekler karşısında hala inanmayacaklar mı?'(21/30)
IŞIK KİRLİLİĞİ SORUNU
Kur'an'ın ısrarla insanı düşünmeye davet etmesi, yerin, göklerin bir amaca yönelik olarak yaratıldığına dikkat çekmesi, yaratılmış bir varlık olan insanın evrendeki yerini anlamayı kolaylaştırmaktadır.
Ancak, günümüz insanının en ciddi sorunu, ne kendisiyle başbaşa kalma imkanı bulabilmesi, ne de kendisinin evrendeki yeri hakkında kafa yormasıdır. Modernite, insanı topraktan kopartmakla yetinmemiş; insanı, gökyüzüne bakmaktan, onun ihtişamını görmekten de uzak tutmaya başlamıştır.
Yıldızların uzaklaşmasını, evrenin genişlemesiyle irtibatlandırmak istemiyoruz. Aslında söylemek istediğimiz, yıldızların uzaklaşması da değil.
Sorun, kendi ellerimizle yarattığımız ışık kirliliği yüzünden, yıldızları göremez olduğumuzun farkında olmayışımız. Yıldızlarla birlikte, farkında olmadan 'evrensel'i anlamaktan da uzaklaşmaya başladık.
 Postmodern süreçte; içine sürüklendiğimiz dijital kuşatılmışlık, hem hayalle gerçeğin ayırdına varmayı zorlaştırdı, hem de insanı, dijital dünyaya mahkum etti.
DİJİTAL KUŞATILMIŞLIK
Değerler alanındaki erimenin farkına varamıyoruz. Oysa insan, değer ürettiği kadar insan olabilir. Giderek daha çok, özgürlük alanının daraldığını göremiyoruz. Özgürlüğün olmadığı yerde insanlıktan söz edilebilir mi? Özgürlüğün olmadığı yerde İslam olur mu? Çelişkilerle yaşamayı, yaşam biçimine dönüştürmeye başladık; çelişkileri göremiyoruz. Bu ve benzeri soruların cevabını, öncelikle 'insan', sonra da 'Müslüman' olarak düşünmek zorundayız. Müslüman olmak, 'insan' olma sorumluluğunu derinden ve kuşatıcı bir tarzda hissetmek demektir. İnsanın duyarsızlaşmasına, çelişkileri yaşam biçimine dönüştürmesine Kur'an 'kalp mühürlenmesi' der. Yoksa, kendi tercihlerimiz sebebiyle kalbimiz mi mühürlenmeye başladı?
www.hasanonat.net

TABİATTAN KOPTUK
İnsan, toprak kadar Tanrı'ya da muhtaçtır: 'Göklerin ve yerin yaratılmasında, geceyle gündüzün ardı ardına gelmesinde, insanlara faydalı yüklerle denizlerde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten yağdırarak ölü toprağı dirilttiği yağmurda, her türlü canlıyı yeryüzüne dağıtıp yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasında emre amade bulutları yönlendirmesinde Allah'ın varlığını ve kudretini bildiren deliller vardır. Fakat bunu anlayacak olanlar, aklını çalıştırıp düşünen kimselerdir.' (2/164)

İnsanın içini acıtan 'akıl düşmanlığı'
Gökler ve yer üzerinde düşünmek, insana aklı etkin kullanmanın kapısını aralar. Akıl düşmanlığı yapan, aklın hışmına uğrar. Kur'an, ısrarla insanları anlamaya, akletmeye, düşünmeye davet ederken, Hz. Peygamber, 'düşünmek gibi ibadet olmaz' buyururken, Müslümanların içine sürüklendiği 'akıl düşmanlığı' hezeyanı, gerçekten de insanın canını acıtmaktadır. İslam medeniyet dinidir. Yıldızları kaçırdığınız zaman, hem özne olma imkanını ebediyen kaybedersiniz, hem de kendi bindiğiniz dalı kesersiniz. İşte asırlar öncesinden anlamlı bir ikaz: 'Allah'ın buyruklarını umursamaz hale gelen şu insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri sonucunda, karada ve denizde çürüme ve bozulma başladı. Bu şekilde Allah, belki doğru yola geri dönerler diye yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını onlara tattıracaktır.' (30/41)
BİZ, KENDİMİZİ TERK ETTİK
Asıl sorun, bizim kendi kendimizi terk etmeye başlamamız. Bu konuda Kur'an ciddi olarak uyarmaktadır: 'Siz sakın o kimseler gibi olmayın ki, onlar Allah'ı unuttular, bundan dolayı da Allah onlara kendilerini unutturdu. İşte onlar doğru yoldan çıkmış kimselerdir.' (59/ 19)
 Kendini unutan Allah'ı, Allah'ı unutan da kendini unutur. Kendi varlığının farkında olanlar için yıldızlar, bir umut ışığı olur. Yıldızlar, insana var olduğunu hatırlatır.

<p>Kocaeli’nin Darıca ilçesinde, dükkanın önünde oturup döner ekmek yiyen Sebahattin Emek̵

Kocaeli'de içleri ısıtan görüntü: Koluna konup dönerine ortak oldu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında