• $7,3658
  • €8,9573
  • 437.167
  • 1536.11
04 Ağustos 2011 Perşembe

Kur'an'ın muhatabı akıl sahibi insanlardır

Kur'an, insan için gelmiştir. Hz. Muhammed, bir peygamber olarak Allah'tan aldığı vahyi insanlara ulaştırmış ve insanları Kur'an'la uyarmıştır. Kur'an'ın muhatabı, akıl sahibi bütün insanlardır. Kur'an, gerçeklerin/doğrunun mutlaka açığa çıkacağı/ görülebileceği (54/4) ve doğru düşünen kimselerin hakikate ulaşabileceği kanaatindedir. Kur'an, Hz. Muhammed'in şöyle demesini ister: 'Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Öyleyse doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da ancak kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin bekçiniz değilim' (10/ 108)
TABİAT İNSANA EMANETTİR
Kur'an'la birlikte 'insan'a, 'evren' ve 'Tanrı'ya bakış açısı yeni ve daha sağlam bir boyut kazanmıştır. İnsanın kendi aklıyla ulaşabileceği birtakım doğrular, Kur'an tarafından da teyid edilmiştir. Daha açık bir ifadeyle, Kur'an, aklın ve vahyin birlikte etkin olmasının yolunu, yordamını insana öğretmiştir. Bu bakış açısından, insan yaratıcı yetilerle donatılmış, özgün ve hür irade sahibi bir varlık olarak görülür. Tabiat, Tanrı'nın insana bir emanetidir. Var olan her şey, Yüce Yaratıcı'nın rahmet ve merhametinin bir tezahürüdür. Varlıkta esas olan sevgi ve merhamettir. Bu varoluşsal bütünlük içinde, insan, 'halife' olarak, 'en güzel şekilde' yaratılmıştır. Bu yeni bakış açısı, din, akıl ve bilimi işbirliği yapmaya çağırır. Vahiy nasıl Allah'ın bir ayeti ise, akıl da Allah'ın bir ayetidir. Bilim ise, Tanrısal aklın nasıl çalıştığını anlama ve açıklama faaliyeti olarak tanımlanabilir. İnsanın mutluluğu için, dinin, aklın ve bilimin sıkı bir işbirliği içinde olması gerekir; çatışması değil.
VARLIK'IN VAR OLUŞUNU KAVRAMAK
İnsan, çevresinde olup bitenleri anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır. Çünkü insanın varlık yapısı, en temelde anlamaya, açıklamaya ve kontrol etmeye dayalıdır. Çevremizi bu sayede dünya haline getirebiliriz. Bu faaliyet, bilimin ve teknolojinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bilim, evrendeki varlıkların yasalarını, onları var kılan tasarımı çözmeye çalışır. Kur'an, insanları 'varlık'ın, 'hayat'ın başlangıcını düşünmeye çağırır. (29/19-20). 'Varlık'ın ilk var oluşunu kavramak, aslında 'varlık'ı kavramak demektir. Evrendeki hiçbir 'varlık' bir amaçtan yoksun olarak yaratılmış değildir. Bu gerçek Kur'an'da şöyle ifade edilir: 'Güneşi parlak bir ışık (kaynağı) ve ayı aydınlık kılan, ve yılların sayısını bilesiniz, (zamanı) ölçebilesiniz diye ona evreler koyan O'dur. Bunların hiçbirini Allah bir anlam ve amaçtan yoksun yaratmış değildir. (Allah), bilmek isteyen bir topluluk için ayetlerini ayrıntılı olarak (işte böyle) açıklıyor. Çünkü gerçekten de, geceyle gündüzün ardı ardına gelmesinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı her şeyde, O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyan bir toplum için mutlaka işaretler vardır'. (10/5-6). Evrende yaratılmış olan hiçbir şey, anlamsız ve amaçsız yaratılmış değildir. (3/ 191). 'Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri hakikatı inkar edenlerin sandığı gibi bir amaç ve anlamdan yoksun olarak yaratmadık'. (38/27).
'OL' EMRİNDEN ÖNCE TASARIM SAFHASI
Kur'an, Allah'ın 'gökleri ve yeri gerektiği gibi/ bir hakikat üzere (bi'l-Hakk)' yarattığına dikkat çeker ve ekler 'bunda inananlar için bir belge/ dersler vardır.' (29/44). Her şeyin 'deruni bir anlam ve amaçla' yaratıldığına işaret eden bu ayet, insanı bu gerçeği anlamaya davet etmektedir. Öyle anlaşılıyor ki, Allah, her şeyi bir plan doğrultusunda yaratmıştır. Belki 'ol!' emrinden önceki safha, tasarım safhası olmalıdır. Kur'an'da her şeyin bir 'ölçü'ye göre yaratılmış olduğu sık sık belirtilmektedir. İşin gerçeği, bilim denilen şey de, öncelikle bu ölçünün/ölçütün fark edilmesiyle birlikte başlamaktadır. Ölçütün olduğu yerde tesadüf olmaz.
AKIL, İNSANI HAKİKATE GÖTÜRÜR
Allah, akla güvenmektedir.  Akılla kavranabilen her şey, daha yüksek, daha mükemmel bir aklın varlığına işarettir. Burada dikkat çekici olan husus, insan aklının, ilgi alanına girecek olan her şeyi anlayabilecek ve açıklayabilecek bir donanıma sahip olduğu hususudur. İnsanın anlayabildiği her şey, onu bir üst basamağa taşır. Bu sebepten akıl, daima insanı Tanrı'ya ve hakikate götürür. Ancak, insanın düşünce dünyasının, kullanılan kelime ve kavramlar tarafından sınırlandırıldığı gibi bir gerçekle karşı karşıya olduğumuz unutulmamalıdır. Bu sınırın farkında olan insan, onun ötesine uzanma imkanına kavuşabilir. İnsan, kendi yarattığı kelime ve kavramlarla kendi özgürlüğünü kısıtlayabilir. Akıl, insana, insanın yarattığı dünyaya mahkum olmamak gerektiğini de hatırlatmaktadır.
ESED: DÜNYA TARİHİNİ ETKİLEDİ
İşte İslam'ın insana ve evrene getirdiği bu yeni bakış açısı, Müslümanlara, bilim alanında muhteşem başarılara imza atma imkanı sağlamıştır. Kur'an, insanlığın akışına Tanrısal bir müdahale olmuş ve bu akışı ciddi olarak değiştirmiştir. Mevcut modern bilimin, Kur'an'ın insana kazandırdığı bu bakış açısına çok şey borçlu olduğunu düşünmek zor değildir. Muhammed Esed, bu hususa şöyle dikkat çeker: 'Bu ilk ve son ayetler arasına sığdırılan bu kitap, dünyanın dini, sosyal ve politik tarihini, bilebildiğimiz başka herhangi bir olaydan çok daha köklü bir şekilde etkilemiştir. Diğer kutsal metinlerin hiçbiri, mesajı ile ilk karşılaşan insanların hayatı ve birbirini izleyen kuşaklar yoluyla bütün bir medeniyetin akışı üzerinde bu kadar derin bir etki meydana getirmiş değildi. Kur'an bütün Arap Yarımadası'nı sarstı ve ömürleri savaşmakla geçen Arap kabilelerinden bir millet oluşturdu. 20-30 yıllık bir süre zarfında da kendi dünya görüşünü Arabistan'ın sınırları dışına taşıdı... Bilinç ve bilgiye verdiği önem sonucunda mensupları arasında entelektüel (ilmi) bir merak dalgasının ve bağımsız bir araştırma ruhunun uyanmasını sağladı. Bu da sonuçta, İslam dünyasını kültürel gücünün zirvesine çıkaran muhteşem bir bilimsel araştırma ve eğitim çağının başlamasına yol açtı. Kur'an'dan beslenen kültür, çeşitli yollar ve dolaylı etkilerle Ortaçağ Avrupası'nın düşünce yapısını etkileyerek Batı kültüründe Rönesans olarak adlandırdığımız, bir canlılık döneminin başlamasına ön ayak oldu. Böylece, zamanla 'bilim çağı' olarak adlandırılan, bugün içinde yaşadığımız çağın doğmasına da büyük katkıda bulundu.' (Esed, Kur'an Mesajı, XXI). İnsanlığın geleceği açısından, insanı ve fıtratı merkeze alan yeni bilim paradigmasına ve daha insani, çevre dostu bir teknolojiye ihtiyaç vardır. Bunun kök hücrelerinin Kur'an'da mevcut olduğunu hatırlatabiliriz. Diyoruz ki, gelin Kur'an'ı, insanı ve evreni yeniden keşfedelim...

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...