• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
03 Ağustos 2011 Çarşamba

Kuran 300 yerde düşünmeye davet ediyor

Kuran, 300'ü aşkın yerde 'düşünmez misiniz?', 'ibret almaz mısınız?' şeklindeki uyarılarla insanı düşünmeye davet etmekte ve 'aklını kullanmayanların pislik içinde kalacakları'nı söylemektedir (10/100)... Kuran, Yüce Yaratıcı'nın rahmet ve merhametini yansıtan, insanoğluna gönderdiği en büyük 'öğüt', 'kurtarıcı', 'doğru yolu gösterici' ve 'şifa ve rahmet kaynağı'dır

Kur'an'ı önyargılardan arınmış olarak okuduğunuzda; onun inşa edici, arındırıcı, yüceltici boyutu kendiliğinden ön plana çıkmaktadır. Ancak, Kur'an'la, Müslümanların Kur'an algısının ne kadar örtüştüğü sorusu, işin gerçeği, insanın içini acıtmaktadır. İnsan, ister istemez 'Müslümanlar hiç Kur'an okumuyorlar mı?' diye sormak zorunda kalmaktadır. Mevcut Kur'an algısı, gerçekten de Kur'an'la örtüşen bir algı değildir. Bu durumda ilk yapılacak iş, Kur'an'ı yeniden keşfetmek olmalıdır.

14 ASIR ÖNCE YANAN MEŞALE
Kur'an, 14 asır önce, çölün ortasında bir medeniyet meşalesi yakmıştır. Bu, sonsuza dek insanlığa aydınlatacak bir nurdur. 'Bu, Rablerinin izniyle bütün insanlığı kopkoyu karanlıklardan aydınlığa, O yüceler yücesinin, O her övgüye layık olanın yoluna çıkarasın diye sana indirdiğimiz bir vahiy, bir ilahi kelamdır' (14/1). Müslümanlar, Kur'an sayesinde bilgiye, öğrenmeye açık hale gelmişlerdir. Bu duruşun arkasındaki Kur'ani ilke şudur: 'Sözleri dinleyip en güzeline uyanları müjdele!... İşte Allah'ın doğru yola ulaştırdığı kimseler bunlardır. Gerçek akıl sahipleri de bunlardır' (39/18). Ne var ki, günümüz Müslüman'ı Kur'an'ın bu uyarısına pek kulak vermiyor. Daha da ötesi, zaman zaman, 'Kur'an'ı biz bu aklımızla mı anlayacağız?' diye gerçekten akıldışı ifadeler işitilebiliyor.

RUHUNA AYKIRI BİR GÖRÜŞ
Yüce Allah, Kur'an'ın anlaşılmak için indirildiğini (12/1), hatta akılda kalsın, ders alınsın diye 'kolaylaştırıldığını' (54/17) belirtirken, Müslümanların bir kısmı, anlamak için çaba sarf etmeyi bırakın, onun ilahi bir kelam olduğu için insan aklının anlamayacağını bile iddia edebilmekte. Kur'an'ın anlaşılamayacağını söylemek, ona iftira etmektir. Bazı kimseler, sadece bazı 'seçkin(!)'lerin Kur'an'ı anlayabileceğini, diğerlerininse, onların anlattığı kadarını anlayabileceğinin öne sürer. Bu görüş, Kur'an'ın ruhuna aykırıdır. Elbette daha çok emek verenler, donanımlı olanlar Kur'an'ı diğer insanlardan daha iyi anlayabilirler. Ancak, bu sadece ve sadece anlama konusundaki bir derece farkından ibarettir. 

HER İNSANA HİTAP EDER
Her insanın Kur'an'ı en iyi şekilde anlama imkanı vardır. Kur'an, her zaman ve mekan diliminde en iyi şekilde anlaşılmayı hak eder.  Kur'an'ı daha iyi anlamak isteyenler, elbette başkalarının tecrübelerinden yararlanabilir. Ancak, Kur'an, tek tek her insana hitap eder. Müslümanım diyen birinin, kendi aklıyla, en azından temel meselelerde kendine yetecek kadar Kur'an'ı anlaması, Müslüman olmanın ona yüklediği bir sorumluluktur. Kur'an'ı anlamak hiç kimsenin tekelinde değildir. Arapça bilen, dini tahsil görmemiş bir kimse Kur'an okuduğunda ne anlarsa, Türkçe iyi bir mealden okuyan kimse de en az onun kadar anlar.

EMEK VERENE KENDİNİ AÇAR
Kur'an, insana insanı anlatmak, insan aklına destek olmak için gelmiştir. İnsanın kendisini, eşyayı, etrafında olup bitenleri doğru anlayabilmesi için, doğru düşünmeyi bilmesi gerekir. Kur'an insana bu konuda da destek olur. Bu doğrultuda, gerçek anlamda düşünenler, akıl ve izan sahipleri gerçekleri anlayabilirler, Kur'an'dan gerekli dersleri çıkarabilirler. Kur'an, kendisine samimiyetle eğilen, anlamak için emek veren insanlara kendini açar, hakikatin daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yüce Allah akıl sahiplerine şöyle seslenmektedir: '(Ey Muhammed!) Bu Kur'an, insanların, ayetlerini düşünmeleri ve akıl sahiplerinin de öğüt almaları için sana indirdiğimiz kutlu bir kitaptır' (38/29). İçinde bulunduğumuz koşullar, Müslümanlara, Kur'an'ı yeniden keşfetmek gibi bir sorumluluk yüklemektedir. Kur'an'ın yeniden keşfi, özne olma yolunda yeni, fakat anlamlı ve önemli bir adım anlamına gelebilir.

ARAPÇA BİLMEK GEREKMİYOR
Yeri gelmişken iki ciddi yanlışa hemen dikkat çekmek istiyoruz: Birincisi, bazı kimseler, Kur'an okumayı Arapça bilmek gibi değerlendiriyor. Bu kolay anlaşılabilir bir yanlıştır. İkincisi, Arapça bilmek, din alimi olmak anlamına gelmez. Arapça, en nihayetinde insanın ürettiği bir dildir. Kur'an, Allah her peygambere kendi diliyle mesajını gönderdiği için Arapça gelmiştir. Bir Müslüman'ın, kendine yetecek kadar dini bilgi kazanabilmesi için Arapça bilmesi gerekmez. Ancak, insanlara İslam hakkında bilgi vermek gibi bir sorumluluğu varsa, Arapça bilmeli, Kur'an'ı orjinalinden, kendi aklıyla anlayabilmelidir.
 

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, koronavirüs aşısına dai

Bakan Koca paylaştı: Aşı uygulaması hakkında pratik bilgiler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de aslan yavrusu bulundu

İran, Hint Okyanusu'ndaki temsili hedeflere uzun menzilli balistik füzeler fırlattı