• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
25 Ağustos 2018 Cumartesi

Yeni nesil bacasız fabrikalar

Geçenlerde yolumuz Kaz Dağları’na düştü. Yol üstünde Manyas Kuş Cenneti tabelasını görünce yarım saati gözden çıkarıp direksiyon kırdık. Zaten göl anayola çok yakındı, 5-10 dakikamızı almadı ulaşmak. İlkokul yıllarımızda ülkemize dair sayabileceğimiz 3-5 turistik mekandan birisiydi Manyas Gölü. Evliya Çelebi’nin ‘Her gece kaz ve kuğu sesinden, kanat şakırtısından Manyas sahrası titrer.’ dediği cennet. Karabataklar, martılar, pelikanlar, kazlar ve kuğular… Bir dönem kuraklıklar yaşandı, kuşlar yumurta bırakmaz oldu ama alınan tedbirlerle korunmaya devam ediliyor. Fakat Kuş Cenneti’ne gidince çocukluk yıllarımızda bizde uyandırdığı etki ile mukayese dahi edilemeyecek bir gözden düşmüşlük gördük. Değişen Manyas mıydı, yoksa bizim turizm anlayışımız mı? Öyle ki, kuş cenneti, ‘kervan geçmez, kuş konmaz’ bir yalnızlık ve 80’lerden kalma demode işletmeciliği ile bir nevi nostalji yaşattı bize.

Kuşkusuz yaşadığımız bu hayal kırıklığında değişen turizm anlayışımız ve yaşam beklentilerimizin büyük payı vardı. Artık sayısız alternatif arasından seçmek zorundayız. Ülkemiz dağcılıktan yamaç paraşütüne, termalden deniz tatiline, yayla turizminden arkeolojik ziyaretlere kadar binbir seçenek sunuyor. Turizm destinasyonları açısından zenginleşti, işletmelerin sayısı ve türü arttı. ‘Bacasız fabrikalarımız’ çoğaldı.

Yoksa artık hemen herşeyi ‘turizm’ etiketiyle mi görüyoruz?! Daha önce de gittiğimiz yaylalara, memleketlerimize turizm penceresinden mi bakıyoruz daha çok? Artık boş vakit anlayışımız değişti, sosyolojik yapımız farklılaştı. Eskiden tatil demek memlekette dede evine gitmek, akraba, eş dost ziyareti yapmaktı. Ama artık memleketimizde dahi otelde kalıyor, müzesi, tabiat parkı var mı diye soruşturuyoruz. Şefi meşhur bir restoranda yemek yemek için kilometreler aşıyor, sosyal medyada gördüğümüz bir kareyi kendimize yeni destinasyon olarak işaretliyoruz.

Öte yandan yerli turizm ile yetinmiyor, yurtdışına açılıyoruz. Veriler, 2003’te yurtdışına tatile giden insan sayısının yaklaşık 3.5 milyonken, şimdilerde 8 milyonu aştığını gösteriyor. Seyahat amaçlarımız ve hatta araçlarımız çoğaldı. Öyle ki artık kişiye özel seyahat tasarımları yapılıyor. Turların standart paketlerinden hoşlanmıyor, zevklerinize, bütçenize uygun planlar yapmak istiyorsanız bu konunun uzmanlarına başvuruyorsunuz. Bu elbette pahalı bir hizmet. Fakat artık öylesine seçenekler var ki, her bütçeye uygun seyahat alternatifleri bulmak mümkün.

Hulasa, artık yeryüzü kitabının sayfalarını daha çok çeviriyor, okuma kültürümüzü kitaptan, dergiden başka alanlara kaydırıyor, genişletiyoruz. Çok okuyan mı, çok gezen mi sözü artık, alternatif eylem seçenekleri olarak görünmüyor gözümüze. Olsa olsa birbirinin tamamlayıcısı olabilir.

Tüm bu nedenlerle turizmin hayatımızdaki anlamı, gücü, etkisi değişti. Kurumlarımız, belediyelerimiz de bu bakış açısıyla kendini yenilemeli. Artık heryer turizmin parçası, herkes seyyah…

İstanbul içinde dahi kendimize binbir seyahat güzergahı çıkarabiliyoruz, Şile’den Çukurcuma’ya, Adalar’dan Haliç’e… Ölçeği büyültelim; Datça’dan Pokut Yaylası’na, Kaz Dağları’ndan Salda Gölü’ne…

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!