• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
3 Ekim 2017 Salı

Türkiye’nin sahici yüzleri

24. Uluslararası Adana Film Festivali’nin ödül töreni, sunucu Meltem Cumbul’un medeni ilişkilerin uzağında kabalığı ile kültür-sanat ajandasına geçti. Festivalde en iyi yönetmen ödülünü kazanan Semih Kaplanoğlu’nun nezaket icabı uzattığı eli geri çevirerek ortaya koyduğu bilinçli tavır, kime yapılsa kabalık ama Semih Kaplanoğlu gibi nezaket ehli bir yönetmene yapıldığında bir kat daha sevimsiz hale geliyor. Eminim Kaplanoğlu, bu kabalığa şaşırmaktan çok Cumbul adına utanç duymuştur.

Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden olan Kaplanoğlu, sinemasındaki hikaye, kurgu ama en önemlisi sanatsal kıvamla maruf. Göstermekle gizlemek arasındaki o hassas dengeyi sinemasında etkili biçimde yaşatıyor, hissettiriyor.

Derdi sadece senaryo yazmak ve hikaye anlatmak olmayan, daha çok görsel ve işitsel alanda yeni bir yol açmak, bir dil yakalamak olan Kaplanoğlu, izlettirmekten çok hissettiren, duru bir sinema diline sahip. Nitekim bu hissedişler, en çok sessizlik anlarında yaşanıyor.

Yumurta-Süt-Bal üçlemesini izleyenler, sinemada sessizlikten nasıl bilgece bir his çığlığının yaratıldığını çok iyi bilirler. Son tahlilde Kaplanoğlu, bu topraklardan beslenen ama evrensele yelken açmış önemli bir değerdir Türk sineması için. Fakat ne ki, perdeler bazan iki zıtlığı sahnelemek için açılır; kabalık ve rafinelik…

Tıpkı hayatta olduğu gibi!

Geçtiğimiz hafta sosyal medyada, siyaset ve medya dünyasının önemli değeri Özlem Zengin’in Bingöl’de yaptığı bir konuşma gündem oldu. Zengin, 81 ilden kadın girişimcinin katıldığı bir konferansta, kitabın tam ortasından söze girerek muhataplarına seslendi. Son derece samimiyetle gündelik hayatın içinden bir cümle söyledi; ‘En iyi fikirlerim hep bulaşık yıkarken aklıma gelir…’ Hiç farkedilmese de, kadınların sadece emeği ile değil, fikriyle de hayata yön tayin ettiği hakikatini bu kadar doğal anlatmak başka nasıl mümkün? Hiçbir makyaja, üzerine PR gölgesi düşmüş gösterişe ihtiyaç duymadan, uzun yıllar siyasi arenada çok yakından tanıdığı kadınları yine gündelik yaşamları üzerinden başka nasıl yakalayabilirdi Özlem Zengin.

Fakat bu doğal, özgüvenli, hayatın içinden cümle, sahteliği kendinden menkulbir güruh tarafından bambaşka bir malzemeye dönüştü.

Gerek Kaplanoğlu’nun, gerekse Zengin’in üzerinden yapacağımız okuma, bizi Türkiye’deki değişimin, dönüşümün, Türkiye gerçekliğinin satır aralarını anlamaya davet ediyor.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler