• $13,5136
  • €15,3543
  • 771.526
  • 1809.65
5 Nisan 2014 Cumartesi

Tarih tekerrürden ibaret klişesi

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Zihinlerimiz yoğun şekilde klişelerin diktatörlüğü altında. Bu klişelerden birisi de ‘tarih tekerrürden ibarettir’ anlayışı.

Bu kesin önerme aslında o kadar da mutlak değil. Yunanlı filozof Heraklit’in dediği gibi ‘aynı nehirde iki kere yıkanılmaz’. Her devirde şartlar, aktörler, sebep ve sonuçlar farklılaşır.
Tarih tekerrürden ibarettir klişesine teslim olmak, biraz da toplumsal iradeye güvenmemek, tarihin çizdiği kadere mahkum olmayı kabullenmek anlamına gelir. Şartlarla mücadele etmek, değişimin rotasını belirlemek ve yeni durumlara uygun yeni bir dünya inşa etmek motivasyonundan insanı uzaklaştırır.
İnsan faaliyetlerinin düzeni, sosyolojinin kanunları yok mu peki? Elbette var. Her şeyden önce, İbn Haldun’un her faninin tabi olduğu ‘doğmak, büyümek, ölmek’ döngüsünden ilhamla ortaya koyduğu medeniyetler kuramı bize her kemalin bir zevali olduğu gerçeğini hatırlatıyor. Nitekim dünya, doğduğumuz gün ölümümüzün de tescillendiği bir yer.
Burada önemli olan, insanın cüz’i iradesinin tarihin gidişatını yönlendirme sorumluluğunu fark etmesi ve o gücü etkin şekilde kullanması.
Bu temel kaideyi gündelik siyasete uyarlayacak olursak, son seçimlerde de pek çok kişinin oy tercihini gündelik tartışmaların mahiyetinden ziyade, böyle bir halet-i ruhiye belirledi. Özellikle AK Parti seçmeni Gezi olaylarıyla başlayıp 17 Aralık darbe girişimiyle devam eden süreci demokrasi yürüyüşünün önündeki bir engel olarak algıladı ve tarihin tekrarına fırsat vermek istemedi.
Çünkü rahmetli Menderes’le başlayıp Özal’la devam eden demokrasi mücadelesinin nihai noktaya ulaştığını görmek artık toplum için de önemli bir hedef haline geldi. Zira pek çok kişi iktidar partisi hakkında gündeme getirilen iddiaları görmezden gelerek bu büyük hedefe odaklandı.
Toplumu böyle uzun soluklu bir hedefe sevk etmek ve bunun doğruluğuna inandırmak da kuşkusuz Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti siyasetinin başarısı. Muhtemelen toplum psikolojisi Başbakan Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığı makamında gördüğü gün itminana erecek. Ve kendi seçtiği bir cumhurbaşkanı ile yarım asırlık demokrasi mücadelesini kazandığına hükmedecek.
Kuşkusuz bu süreçte bu psikolojiyi etkileyecek ya da değiştirecek en önemli konu ekonominin istikrarı. Son dört ayda da şahit olduğumuz üzere, diğer etkenler büyük fotoğrafı o kadar da değiştirmiyor, hatta önemini artırıyor. Fakat muhtemel bir ekonomik istikrarsızlık, toplum psikolojisini 50 yıllık hedeften bir anda günübirlik bir geçim sorunu şartlarına yönlendirebilir.
Son kertede, AK Parti, Türkiye toplumunun geneli için ekonomik, hemen hemen yarısı için de yarım kalmış bir mücadelenin tamamlanması gibi önemli bir psikolojik tatmin alanına çekmiş görünüyor. Böyle bir ortamda iktidara alternatif olabilecek yeni bir oluşumun ortaya çıkmasını gerektiren sosyolojik şartların var olduğunu söylemek zor. Ancak sağlıklı bir demokrasi adına iktidarı dengelemek misyonu itibarıyla güçlü bir muhalefetin olması zaruri.

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor