• $13,5468
  • €15,3632
  • 776.237
  • 1809.65
1 Nisan 2014 Salı

Siyasetin yükselen çıtası

YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

30 Mart seçim sonuçlarının iki galibi var; millet ve Tayyip Erdoğan. Şer güçlerin bunca tezviratına rağmen millet iç sesine kulak verdi ve karalamalara itibar etmeyerek kararını ortaya koydu. Hem vefasını gösterdi hem de istikrara sahip çıktı. Sonuçlar tüm Türkiye'ye hayırlı olsun.
Tayyip Erdoğan bir yola baş koymanın ve o yolda dosdoğru ve tavizsiz yürümenin tecessüm etmiş hali. Bu yönüyle Türkiye'de siyasetin ve siyasetçinin anlamını değiştirmiş bir lider.
Çocukluk yıllarımızda bizler için siyaset kaypaklık, ilkesizlik, samimiyetsizlik, ezberlerin tekrarı ve topluma rağmen toplum adına mühendislik yapmakla eşdeğerdi. Oysa bugün Tayyip Erdoğan'ın şahsında yeni bir tarz-ı siyaset ortaya çıktı. Tutarlılık, ilkesel duruşları şartlara kurban etmeme, samimiyet ve toplumun yönelimlerini dikkate alarak milletle birlikte bir toplumsal yükselişe kilitlenmek. Ve tabii çok çalışmak. Modern dünyada bitti denilen aşk kavramını diriltircesine azimle ve gayretle çalışmak.
Toplum artık yepyeni bir siyaset anlayışı ve siyasetçi profiliyle karşı karşıya. Erdoğan'ın sıklıkla kullandığı 'milletin hakimi değil hizmetkarı olacağız' ifadesi bu yeni siyaset anlayışının en kilit cümlelerinden. Bu toplumun on yıllardır siyasetçi karşısındaki ezilmiş benliğini tamir etmekle kalmıyor, siyaset-toplum ilişkisine de yeni bir mahiyet kazandırıyor. Artık çalışmadan, milleti içine alan bir toplumsal hedef koymadan ve en önemlisi milletle dikey değil, yatay bir hiyerarşik pozisyonu hazmetmeden siyaset yapmaya kalkışmak olsa olsa baştan kabul edilmiş bir yenilgi Türkiye'de. Bu nedenle Tayyip Erdoğan rakiplerinin bu duruşu yakalaması ve hatta bir alternatif olabilmek için onu aşması gerek.
Meşhur iletişimci Emerson'un bir sözü var; 'ne olduğun kulaklarımda öyle çınlıyor ki, ne dediğini duyamıyorum.' Bütün mesele de bu değil mi? Ne olduğun! Modern çağ bize olanı farklı göstermek, parlatıp cilalamak konusunda türlü illüzyon yöntemleri sunuyor olabilir ama hiçbirisi insanın 'ne olduğu' gerçeğini örtemiyor, değiştiremiyor. Siyasi umudunu ucuz PR taktiklerine bağlamış olanlar umarım gerçeği biraz olsun görebilmişlerdir.
Başbakan Erdoğan'ın, duruşunu dünkü zafer konuşmasında dile getirdiği 'ezelden ebede giden bir davanın hizmetkarıyız' şeklinde bir ontolojik derinliğe sabitlemiş olması da bir başka gerçekliğe işaret ediyor. Siyaset yapacaksanız sizi her zaman besleyecek, motivasyon kaynağı olacak bir düşünce evrenine sahip olacaksınız. Ortaya koyduğunuz siyasal aklın bir derinliği, yönlendirdiği ilkesel dinamikleri olacak. Aksi halde günübirlik ve toplumsal gerçeklikten uzak yapay formüller kabul görmüyor. Seçimin kazananlarını söyledik, kaybedenlerini ise, şimdilik toplumsal dinamikleri öngörememe mahcubiyetleriyle ve niyetlerinin imtihanıyla baş başa bırakalım.
Türkiye'yi önümüzdeki günlerde önemli bir süreç bekliyor. Çözüm süreci, paralel devlet vesayetinin tasfiyesi ve Yeni Türkiye koşusunun kaldığı yerden devamı... Bu süreçte siyaset 'hukuk içinde' bir mücadele sürdürürken, gazetecisinden yazarına, akademisyeninden sivil toplumcusuna hepimizin bir başka hedefe kilitlenmesi gerekiyor; toplumun aşırı siyasallaşmış gündemini rahatlatmaya katkıda bulunmak ve Türkiye'nin son bir yılda biriken sorunlarını fikir planında tartışmaya açmak.

<p>Peki, Türk Devletleri Teşkilatı'nın hedefi ne? Erdoğan'ın Türkmenistan ziyareti teşkilat için yen

BAE ile yeni dönem... Mısır ve İsrail ile ilişkiler normalleşir mi?

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor