• $9,2885
  • €10,7701
  • 526.333
  • 1412.66
25 Haziran 2016 Cumartesi

İmparatorluklar bakiyesi dünyada siyaset

Halklar sadece bugünkü siyasi dinamiklere göre karar vermiyorlar. Milletlerin hafızasını şekillendiren ben idrakinin derin kökleri var ve bu kökler, belli dönemlerde uç verip, güncel siyaseti dönüştürebiliyor. Siyasetçilerin, entelektüellerin gözlüklerinden birisi olabiliyor. Tıpkı, Türkiye’nin çok katmanlı tarihi mirasının zaman zaman siyasi söylemleri belirlemesi gibi. Bazan bagaj yükleri olarak, bazan gurur verici tarihi olaylar olarak...

Güncel dinamikler, ekonomik göstergeler herşeyi belirliyor gibi görünse de, tarihsel hafıza da güncel siyasetin pusulası olabiliyor.

İngiltere’nin AB’den ayrılma konusunda yaptığı referandum sürecinde de, İngiltere’nin tarihsel hafızasının sıklıkla devreye girdiği, hatta siyasetçiler ve halk için referans kaynağı oluşturduğunu gördük. ‘Üzerinde güneş batmayan bir imparatorluğun varisleri’ kimliği ile, kendi biricikliklerini tarihten güç alarak 21. yy’da yeniden tescillemek istediler. Geleneksel değerlere yaslanan İngiliz toplumu için bu çok da şaşırtıcı değil. Ama rasyonel karşılığı elbette tartışılır.
Malum olduğu üzere İngiltere zaten Fransa ve Almanya gibi diğer AB üyelerinden farklı bir üye ülke oldu hep. 1973’te gerçekleşen AB üyeliğinin, Euro bölgesi ve Schengen harici kalması yanında özgün İngiliz hukuk sisteminin cari oluşu, bu nev-i şahsına münhasır üyeliğin en bilinen yanlarıydı. Bu ayrıksı duruşun elbette tarihsel kodları var. Tarih bilgilerimizi biraz yokladığımızda, Britanya İmparatorluğu’nun, sömürgecilikle genişleyen etki alanında kurduğu tüm ittifaklar, kendi merkezinde gerçekleşti. ABD ile ‘kardeş ya da kuzen’ hukuku çerçevesinde geliştirdiği ilişkide de, İngiltere’nin ben idraki hep ön plandaydı.

19. yy. şartlarının, ABD ile kurduğu özel ilişkiyi dahi dönüştürmesi, İngiltere’yi, yeni arayışlara yönlendirdi. ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi İngilizce konuşulan ülkelerle ittifak ya da Britanya İmparatorluğu’nun parçası olan devletlerden oluşan İngiliz Milletler Topluluğu girişimi çeşitli koalisyon projeleriydi. İmparatorluk geçmişinden kalan bu bakış, İngiltere’nin AB ile mesafesini de belirledi.

Tüm bu süreçler, eski bir Amerikalı politikacının şu sözlerini hatırlatıyor; ‘İngiltere bir imparatorluk kaybetti ve kendine yeni bir yol bulamadı.’ Bu satırlar 1960’larda yazılmış olsa da, son referandum sonucunu anlamamıza da ışık tutuyor.
Halklar, güncel sorunlarının çözümü için kendine geçmişi referans alsa da, ‘aynı ırmakta iki kez yıkanılmadığı’ gerçeği karşımızda duruyor. Mülteci sorununun, yabancı düşmanlığının arttığı bir dünyada bakalım dünya daha hangi ayrılıkları ve ittifak planlarını görecek.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Bu durumda işsizlik maaşı kesiliyor

Çanakkale Boğazı tek yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı

Dünyanın en değerli 100 markası belli oldu!