• $9,5431
  • €11,0987
  • 547.629
  • 1455.42
25 Ekim 2014 Cumartesi

Güncel sorunlar bağlamında din algısı ve medya

Medya gündemine bakalım. Odağında ‘din algısı’ olan ne kadar çok mevzu tartışıyoruz her gün. Sözgelimi IŞİD, siyasi boyutu bir yana, dinin adı kullanılarak hayatımızın ortasına yerleşen bir terör gündemi. Yaydığı dalgalar yine din merkezli; İslamofobya tüm dünyada Müslümanların gündelik hayatını etkiliyor. Keza, Boko Haram; çarpık bir din anlayışı üzerinden şiddet üreten bir başka mevzu. Benzer şekilde iç siyasette tartıştığımız pek çok konu sorunlu dini yorumlarla alakalı. Allah indinde dört başı mamur bir kul olmakla bir cemaat liderinin aklına teslim olmak arasında bocalayan Müslümanlık hallerinden tutun, ‘dinler arası’ diyalog gibi gerekçesi tahrip edilmiş tavizkâr bir din-medeniyet algısına merkezinde sorunlu dini anlayışlar olan nice konuyu tartışıyoruz her gün. Tüm bu mevzuların din kaynaklı değil, ‘din algısı’ kaynaklı olduğunu en başta ifade edelim tabii.
Bu konuların merkezinde din algısı var ama medya hep konunun etrafındaki aksülamelleri tartışıyor. Oysa meselenin özünün medya gündemi olması ne kadar önemli. Sözgelimi terör ve şiddetle özdeşleşen Müslümanlık hallerinin kaynağının din olmadığını bir genç nasıl idrak edip, başkalarını da buna ikna edecek? Bu noktada belki de en büyük iş Diyanet TV’ye düşüyor.
Toplumu irşat etmek, yanlış din algılarını tashih etmek noktasında toplumun Diyanet’ten beklentileri neyse, bu algılarla nasıl bir iletişim diliyle mücadele edileceğine dair de gözler Diyanet TV’de. Geçtiğimiz günlerde Ankara’ya gidince Diyanet TV’nin de içinde bulunduğu kompleksi gezme imkânı buldum. Teknik olarak güçlü bir alt yapı kurulmuş. Heyecanlı bir ekip var. Samimi ve yaptığı işin öneminin farkında bir yönetim işbaşında. Yaklaşık iki yıldır yayında olan kanal ilk başta 12 saat olarak başladığı yayın süresini şimdi 18 saate çıkarmış. Yakın zamanda da 24 saate çıkarma hedefinde. Yönetim şimdi bu önemli misyonun farkındalığı ile kurduğu bu yapının içini doldurmak üzere çalışıyor.
Kuşkusuz medyada sağlam bir din dili oluşturmak kolay değil. Fark ettiğim kadarıyla, Diyanet TV’nin şimdiye kadarki yayın tecrübesinde yaptığı önemli bir şey var; gözyaşıyla örülmüş melankolik din diline geçit vermiyor. Dini akleden bir kalp bütünlüğü içinde idrak edebilmek, yayıncılığın temel vizyonu. Arabesk ve duyguya boğulmuş bir din dilinden uzak duruyor. Bu önemli bir kazanım. Fakat şimdi bunun ötesinde bir toplum beklentisi var; gündelik sorunlara cevap üreten bir ekran...
Gündelik hayatımızı ören din merkezli mevzuların listesini uzatabiliriz; iş kazaları ile gündemimize giren işçi-işveren ilişkisi ve iş etiği... Mevlit ile ‘baby shower’ arası doğum kutlamalarından ‘Kuran Partileri’ne kadar yeni moda kültürel sapmalar ortasında faturanın hep dine kesildiği sakat ve sığ dindarlık halleri... Gelenekle iç içe geçmiş fakat özünü kaybetmiş dini pratikler...
Güncel sorunlara dokunan, dinamik, gençlerin kendilerini muhatap hissedebileceği, hayatın özüne dair temalar içeren bir ekran görmek istiyor toplum.
Halkın kurallara sıkıştırılmış bir din anlayışı içinde yönelttiği fetva sorularına ilmihal diliyle cevap vermek kadar insanlara aracısız bir Kuran muhataplığı konusunda rehber olmak, en temel fıkıh mantığının halk tabanında içselleştirilmesini sağlamak, dini vecibelerin arkasındaki özü fark ettirecek ufuklar açabilmek...
Belki tüm bu meseleleri medya gündemine taşıyabilirsek, bu meselelerin merkez olduğu sorunları da daha rahat aşabiliriz.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu